SGS Küresel İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çözümleri Ürün Müdürü Jerónimo Casas ile çelik sektörünün SKDM'ye uyum sürecinde karşılaştığı zorlukları, emisyon verilerinin doğrulanmasına ilişkin gereklilikleri ve şirketlerin bu sürece ne kadar hazır olduğunu ele aldık. Casas ayrıca SKDM'nin uzun vadede çelik üreticilerinin rekabet gücünü, küresel ticaret akışlarını ve AB pazarındaki dengeleri nasıl etkileyebileceğine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Öncelikle SKDM'nin uygulamada nasıl işlediğini ve AB'ye ihracat yapan şirketler için temel gerekliliklerin neler olduğunu kısaca açıklayabilir misiniz?
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nı (SKDM) açıklamanın en basit yolu, AB'nin karbon fiyatlandırması ilkesini belirli ithal ürünlere genişleten bir mekanizma olduğunu söylemek.
Avrupalı üreticiler halihazırda AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) kapsamında bir karbon maliyetiyle karşı karşıya. SKDM ise belirli ithal ürünlerin de gömülü emisyonlarına bağlı bir karbon maliyetine tabi olmasını sağlayarak karbon kaçağını azaltmak amacıyla uygulamaya kondu.
Ekim 2023-Aralık 2025 dönemini kapsayan geçiş dönemi esas olarak raporlama ve öğrenme süreciydi. Ocak 2026'dan bu yana SKDM kesin uygulama dönemine geçmiş durumda ve yıllık beyanların yanı sıra SKDM sertifikaları aracılığıyla mali yükümlülük de bulunuyor. Gerçek emisyon değerlerinin beyan edilmesi halinde bunların akredite olmuş bir doğrulayıcı tarafından bağımsız olarak doğrulanması gerekiyor.
Sorumluluklar açısından temel nokta, AB dışındaki üreticinin güvenilir emisyon verilerini oluşturmakla, AB'deki beyan sahibinin ise SKDM beyanından ve buna bağlı mali yükümlülükten sorumlu olması.
SKDM kesin uygulama dönemine geçerken şirketlerin özellikle çelik gibi karbon yoğun sektörlerde tedarikçilerinden güvenilir ve doğrulanabilir emisyon verileri elde etme konusunda karşılaştıkları başlıca zorluklar neler?
SKDM, veri kalitesine ilişkin önemli bir sorumluluğu ithalatçının üzerine yüklerken, esas emisyon verileri AB dışındaki tedarikçilerde bulunuyor. Bu durum hem teknik hem de ticari zorluklar yaratıyor.
Bu durum özellikle çelik gibi karmaşık üretim süreçlerine sahip sektörlerde daha zorlayıcı hale geliyor.
Veri kalitesi de önemli sorunlardan biri. Tedarikçiler, çoğunlukla gönüllülük esasına dayanan farklı standartlara uygun olarak geliştirilmiş metodolojiler, emisyon faktörleri veya sistemler kullanıyor olabilir ve bunlar SKDM gerekliliklerini karşılamayabilir.
Üreticiler açısından temel konulardan biri de emisyon verilerinin yalnızca doğru hesaplanmasını değil, aynı zamanda izlenebilir ve doğrulanabilir olmasını sağlamak. Bu da uygun bir izleme planına sahip olmayı, temel kanıtları muhafaza etmeyi ve verilerin birincil kayıtlardan SKDM emisyon raporuna nasıl aktarıldığını gösterebilmeyi gerektiriyor.
Dolayısıyla SKDM yalnızca bir raporlama uygulaması değil. Bağımsız doğrulamadan geçebilecek sağlam bir izleme ve kanıt sistemini gerektiriyor.
AB dışındaki çelik üreticileri şu anda SKDM doğrulamasına ne kadar hazır? Türkiye, Çin ve Hindistan gibi başlıca ihracatçı ülkeler arasında hazırlık açısından önemli farklılıklar bekliyor musunuz ve bu farklılıklar nihayetinde AB piyasasındaki rekabet güçlerini etkileyebilir mi?
Hazırlık seviyeleri farklılık gösteriyor ancak bu farklılıkları yalnızca coğrafi konuma bağlama konusunda temkinli olmak gerekir. Burada daha önemli olan unsurlar AB piyasasının üretici açısından ne kadar önemli olduğu, emisyon izleme sistemlerinin ne kadar gelişmiş olduğu ve üreticinin SKDM uyumuna ne kadar kaynak ayırdığı.
Çelik sektöründe tedarik zincirinin karmaşıklığı da sürece farklı bir boyut katıyor. Üreticilerin ilgili hammaddelere ilişkin doğrulanmış emisyon bilgilerine ihtiyaç duyması mümkün. Dolayısıyla hazırlık seviyeleri, hamaddelere ilişkin verilerin kalitesine ve bulunabilirliğine de bağlı olabilir.
Bu farklılıklar rekabet gücünü gerçekten etkileyebilir. Güvenilir ve doğrulanmış gerçek emisyon değerleri sunabilen tedarikçiler Avrupalı müşterilerini destekleme açısından daha avantajlı bir konumda olacaktır.
Çelik tedarik zincirleri farklı üretim yöntemleri, hammaddeler ve bazı durumlarda nihai ürün AB'ye ulaşmadan önce farklı işlemler içerebildiği için genellikle karmaşık bir yapıya sahip. Çelik ürünlerinin gömülü emisyonlarının hesaplanması ve doğrulanmasında en sık karşılaştığınız zorluklar neler?
Çelik özellikle karmaşık bir ürün çünkü emisyonlar değer zincirinin çeşitli aşamalarında birikebiliyor. Yalnızca nihai ürünün üretimi sırasında ortaya çıkan emisyonların değil, ilgili hammaddelerin gömülü emisyonlarının da hesaba katılması gerekiyor.
Bu durum özellikle hammaddelerin farklı tesislerden geldiği durumlarda hammadde tedarikçilerinin de verilerine ihtiyaç duyuluyor. Tek bir tesisin birden fazla ürün ürettiği durumlarda emisyonların ürünler arasında paylaştırılması da karmaşıklık yaratabiliyor.
Doğrulama açısından tüm bu verilerin birincil verilerden emisyon raporuna kadar izlenebilir olması gerekiyor.
Çelik üretimi gibi ağır sanayi sektörlerinde işlerin aksamasını önlemek için akredite bir doğrulayıcıyla sürece çok önceden başlamak büyük önem taşıyor. Şirketler doğrulama sürecine ne zaman başlamalı ve akreditasyon sürecini yavaşlatan en yaygın idari engeller neler?
Gerçek emisyon değerlerini raporlamayı planlayan şirketlerin doğrulama sürecine erkenden hazırlanmaları gerekiyor. Doğrulamanın tamamlanabilmesi için mevzuata uygun bir izleme planına, tamamlanmış hesaplamalara ve yeterli destekleyici kanıta sahip olmaları gerekiyor.
Sürece erken başlanması, raporlama tarihlerinin yaklaşmasıyla doğrulayıcıların kapasite müsaitliklerinde oluşabilecek sıkıntıların azaltılmasına da yardımcı oluyor.
Bizim tarafımızda akreditasyon süreci oldukça ilerlemiş durumda ve değerlendirmeler halihazırda gerçekleştirildi. Bununla birlikte sürecin tamamlanması nihayetinde ilgili Ulusal Akreditasyon Kuruluşlarına bağlı olduğu için belirli bir akreditasyon tarihi vermek doğru olmaz.
AB'deki çelik ithalatçıları açısından tedarikçiler tarafından sağlanan emisyon verilerinin daha sonra hatalı veya mevzuata uygun olmadığının ortaya çıkması riski de bulunuyor. Böyle durumlarda ithalatçıların hangi güvenceleri bulunuyor ve alıcılar tedarikçilerin emisyon verilerini kabul etmeden önce hangi durum tespiti süreçlerini yürütmeli?
İthalatçılar tedarikçilerden aldıkları emisyon verilerini doğrudan doğru kabul etmemeli. En etkili güvencelerden biri ön doğrulama. Bu süreç, tedarikçinin izleme metodolojisinin, hesaplamalarının, verilerinin ve destekleyici kanıtlarının resmi SKDM doğrulaması için yeterince sağlam olup olmadığına ilişkin erken bir değerlendirme sağlayabilir.
İthalatçılar buna ek olarak doğrulanmış verilerin sağlanması ve SKDM kaynaklı mali risklerin paylaşımına ilişkin uygun sözleşme hükümlerinden yararlanabilir. Ayrıca stratejik tedarikçilerle doğrudan çalışarak onların izleme ve raporlama sistemlerini güçlendirmelerine yardımcı olabilirler.
Çelik üreticisi ülkeler arasında emisyon izleme ve raporlama kapasiteleri açısından önemli farklılıklar bulunuyor. SKDM özellikle izleme sistemlerinin daha az gelişmiş olduğu ülkelerde hatalı raporlamayı veya emisyon verilerinin kasıtlı olarak manipüle edilmesini nasıl önleyebilir?
Burada üç temel önlem bulunuyor: akredite doğrulama, akreditasyon denetimi ve düzenleyici kontroller ile cezalar.
En önemli önlem bağımsız doğrulama. Gerçek emisyon verilerinin, kullanılan metodoloji, kaynak veriler, kontroller ve destekleyici kanıtlar dahil olmak üzere akredite bir doğrulayıcı tarafından değerlendirilmesi gerekiyor.
Akreditasyon sistemi de ilave bir güvence katmanı sağlıyor. Doğrulama kuruluşlarının uygun teknik yeterliliğe ve sektörel uzmanlığa sahip olduklarını göstermeleri gerekiyor ve bu kuruluşlar da Ulusal Akreditasyon Kuruluşlarının denetimine tabi tutuluyor.
Buna ek olarak AB düzeyinde raporlanan verilerdeki olası tutarsızlıkları tespit etmeye yönelik kontroller ve SKDM kapsamında belirlenen ceza sistemi bulunuyor.
Dolayısıyla hiçbir sistem manipülasyon riskini tamamen ortadan kaldıramasa da bağımsız doğrulama, akreditasyon denetimi ve düzenleyici yaptırımların birleşimi, hatalı raporlamayı önemli ölçüde zorlaştırmak ve tespit edilebilir hale getirmek üzere tasarlanmış durumda.
SGS çelik üreticileri tarafından raporlanan emisyon verilerinin doğru ve güvenilir olduğunu nasıl kontrol ediyor ve olası manipülasyon veya sahtecilik vakalarını nasıl tespit edebiliyor?
SGS, hem doğrulama sürecini hem de doğrulama kuruluşlarının akreditasyon alabilmeleri için karşılamaları gereken şartları belirleyen (AB) 2025/2551 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü'nde yer alan doğrulama metodolojisini uyguluyor.
Basitçe ifade etmek gerekirse bilgileri üreticinin birincil kayıtlarından nihai emisyon raporuna kadar takip ediyor, verilerin, hesaplamaların ve destekleyici kanıtların birbiriyle tutarlı olup olmadığını ve tüm sürecin üründeki gömülü emisyonlarının izlenmesi ve raporlanmasına ilişkin (AB) 2025/2547 sayılı Komisyon Uygulama Tüzüğü'nde belirlenen gerekliliklere uygun olup olmadığını kontrol ediyoruz.
SGS, uygulanan metodolojiyi, veri kaynaklarını, emisyon faktörlerini, emisyonların ürünlere dağıtılmasında kullanılan kriterleri ve uygun olduğu durumlarda kütle ve enerji dengelerini değerlendiriyor. Ayrıca tutarsızlıkları, eksiklikleri veya mevcut kanıtlardan sapmaları belirlemek amacıyla çapraz kontroller ve örnekleme testleri gerçekleştiriyor.
Tutarsızlık tespit edilmesi halinde açıklama ve ek kanıt talep ediyor ve gerektiğinde sorunun niteliğini ve olası etkisini değerlendirmek için örneklem büyüklüğünü artırmak da dahil olmak üzere incelemelerimizi genişletiyoruz.
Doğrulama uygulaması, sahteciliği tamamen ortadan kaldıramasa da hatalı veya yeterli kanıtla desteklenmeyen verilerin kabul edilmesi riskini önemli ölçüde azaltıyor.
Uzun vadede SKDM'nin özellikle emisyon performansı ve Avrupalı alıcılara erişim açısından çelik üreticilerinin AB piyasasındaki rekabet şeklini değiştirmesini bekliyor musunuz?
SKDM'nin rekabet dinamiklerini değiştirmesini bekliyorum ancak bunun muhtemelen birkaç farklı şekilde ve orta ila uzun vadede gerçekleşeceğini düşünüyorum. Avrupa piyasasına önemli ölçüde bağımlı olan bazı üreticiler emisyon yoğunluklarını azaltmaya ve güvenilir ve doğrulanmış veriler sunmaya yatırım yapabilir. Diğerleri ise ilave karbon maliyetleri ve uyum gereklilikleri nedeniyle alternatif piyasaları daha cazip bulabilir.
Aynı zamanda SKDM, AB'nin çelik sektörüne yönelik daha geniş ticaret düzenlemeleriyle birlikte Avrupa'daki üretimin konumunu güçlendirebilir. Dolayısıyla sonuç yalnızca yüksek ve düşük karbonlu yabancı tedarikçiler arasındaki rekabetten ibaret olmayabilir. Tedarik modellerinde, ticaret akışlarında ve Avrupa'daki üretim ile ithalat arasındaki dengede de değişiklikler görebiliriz.
SGS'nin SKDM hizmetleri hakkında daha fazla bilgi için: sgs.com/cbam
Yazar hakkında
Jerónimo Casas, SGS Küresel İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik Çözümleri Ürün Müdürü
Jerónimo Casas, SGS'nin iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik alanındaki hizmetlerinin küresel ölçekte geliştirilmesinden sorumlu. Bu kapsamda şirketlere, sera gazı emisyonlarının doğrulanması, AB Emisyon Ticaret Sistemi (ETS), Uluslararası Havacılık için Karbon Denkleştirme ve Azaltma Programı (CORSIA) ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) dahil olmak üzere zorunlu emisyon raporlaması, ürün karbon ayak izi hesaplamaları ve yaşam döngüsü değerlendirmeleri konularında destek sağlıyor. Casas, çeşitli sanayi sektörlerini kapsayan çevre hizmetleri alanında 25 yıllık deneyime sahip.
İletişim: Jeronimo.casas@sgs.com
SKDM'ye mi hazırlanıyorsunuz?
SGS, ithalatçılara, üreticilere ve tedarik zinciri ortaklarına SKDM'ye hazırlık, emisyonların izlenmesi ve raporlanması, ön doğrulama ve bağımsız doğrulama hizmetleri sunuyor.
SGS'nin SKDM hizmetleri hakkında daha fazla bilgi almak için sgs.com/cbam adresini ziyaret edebilir veya https://www.sgs.com/en/services/cbam-services üzerinden uzmanlarla iletişime geçebilirsiniz.
