Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği (ACEA), Avrupa Otomotiv Tedarikçileri Birliği (CLEPA) ve Avrupa Lastik ve Kauçuk Üreticileri Derneği Tyres Europe, AB'li politika yapıcılara Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) kapsamını son kullanıcı sektörlere genişletirken daha seçiçi davranılması çağrısında bulundu ve mekanizma için önerilen değişikliklerin otomotiv değer zinciri genelinde hem maliyetleri hem de idari yükü artırabileceğini belirtti.
SKDM kapsamının genişletilmesine ilişkin yapılacak görüşmeler öncesinde ortak mektup yayımlayan birlikler, mekanizmanın karbon kaçağını önleme hedefini desteklediklerini dile getirdi. Ancak son kullanıcı sektörlerin kapsama alınabilmesi için ciddi bir karbon kaçağı riskinin kanıtlanması ve gerekli metodoloji, emisyon verileri ve doğrulama kapasitesinin hazır olması gerektiğini ifade etti.
Birlikler, son kullanıcı sektörlerin mekanizmaya dahil edilmesinin planlandığı 2028 yılının çok erken olduğunu ve SKDM'nin mevcut halinin uygulamada nasıl işlediğini değerlendirmek için daha fazla zamana ihtiyaç duyulduğunu aktardı. Üzerinde görüşülen ürün listesinin yüzlerce gümrük kodunu kapsadığını ve teknik açıdan kapsama alınmasına gerek olmayan ürünleri içerdiğini paylaştı. Bunun yerine kapsamın karbon kaçağı riski en yüksek ürünlerle sınırlandırılmasını ve hesaplamalarda yalnızca gerekli girdilerin dikkate alınmasını istedi.
Karbon maliyetleri otomotiv değer zincirinin farklı aşamalarında tekrarlanabilir
Bununla birlikte otomobil üreticilerinin karbon maliyetlerinin Avrupa'da üretilen çelik ve alüminyum nedeniyle zaten yüksek olduğuna dikkat çekildi. Gerekli önlemler alınmadan SKDM'nin son kullanıcı sektörlere genişletilmesinin karbon maliyetlerinin değer zincirinin farklı aşamalarında tekrar ortaya çıkmasına ve karbon kaçağı riskinin üretim zincirinin ilk aşamalarındaki üreticilerden ileri aşamalarındaki imalatçılara kaymasına yol açabileceği aktarıldı.
Aynı zamanda daha orantılı varsayılan değerlerin belirlenmesi ve birincil emisyon verilerinin raporlanmasının kolaylaştırılması dahil olmak üzere uyum gerekliliklerinin basitleştirilmesi talep edildi. Tedarik zincirlerinin uzun ve karmaşık olması nedeniyle otomobil sektöründeki ithalatçıların malzemenin üretildiği aşamaya ilişkin gerçek emisyon verilerine her zaman ulaşamayabileceği ve bu nedenle varsayılan değerleri kullanarak hesaplama yapmak zorunda kalabileceği vurgulandı.
Son olarak SKDM kapsamındaki varsayılan değerlerin özellikle alüminyum hurdası ve tüketici sonrası hurda açısından farklı üretim rotalarını dikkate alması gerektiğinin altı çizildi. Birincil ve ikincil üretim arasında ayrım yapılmadan tek bir varsayılan değer uygulanmasının geri dönüşüm faaliyetlerini olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulunuldu.
