Danışmanlık şirketi PwC Deutschland tarafından yayımlanan ve Alman ekonomi gazetesi Handelsblatt'ın önceden incelediği bir araştırmada Orta Avrupa'da birincil çelik üretiminin uzun vadede rekabet gücünü kaybedeceği belirtildi. Avrupa çelik sektörünün ise giderek hurda bazlı üretime ve yüksek katma değerli ileri işleme faaliyetlerine odaklanmasının beklendiği ifade edildi.
PwC'nin, “Avrupa Çelik Sektörünün Sonu... Yoksa Yalnızca Farklı Bir Sektör mü?” başlıklı raporunda enerji, hidrojen ve karbon fiyatlarına ilişkin üç farklı senaryo kapsamında çeşitli çelik üretim rotalarının 2045 yılına kadar maliyet gelişimini analiz ettiği bildirildi.
Körfez ülkeleri ve Hindistan yeşil çelik üretiminde Avrupa'dan daha rekabetçi hale gelecek
Araştırmada geleneksel yüksek fırın-bazik oksijen fırını bazlı üretim rotasının incelenen senaryoların hiçbirinde 2040'tan sonra ekonomik açıdan rekabetçi olmayacağı sonucuna varıldı. PwC, AB Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında yükselen karbon fiyatları sebebiyle geleneksel çelik üretim maliyetlerinin 2045 yılına kadar iki katına çıkacağını dile getirdi. Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın ise Avrupa ve dünyanın diğer bölgeleri arasındaki yapısal enerji maliyeti farkını telafi etmek için yeterli olmayacağını aktardı. Körfez ülkelerinde doğal gaz bazlı doğrudan indirgenmiş demir-elektrik ark ocağı üretim rotasının 2030 yılı itibarıyla yaklaşık %30 daha düşük maliyetli olmasının beklendiğini paylaştı.
PwC, düşük emisyonlu birincil çelik üretimindeki rekabet avantajının zamanla enerji maliyetleri daha düşük olan, aynı zamanda doğal gaz, yeşil hidrojen ve demir cevheri kaynaklarına daha kolay erişebilen ülkelere kademeli olarak kayacağını vurguladı. Raporda özellikle Körfez ülkeleri ve Hindistan'ın gelecekte doğrudan indirgenmiş demir üretimi açısından en avantajlı bölgeler olacağı belirtilirken, Avrupa'da yalnızca İskandinav ülkelerinin birincil yeşil çelik üretiminde rekabetçi maliyetleri koruyabileceğine dikkat çekildi. Buna karşılık Orta Avrupa'daki birincil çelik üretiminin uzun vadede ekonomik açıdan rekabetçi kalabileceği herhangi bir senaryonun olmadığı belirtildi.
Bu nedenle Almanya'nın, çelik sektörünün rolünü yeniden tanımlanmasının gerebileceği ifade edildi. Son yıllarda Almanya'da yaklaşık 5,9 milyar €'luk kamu desteğiyle yüksek fırınlar yerine yenilenebilir enerjiyle çalışan doğrudan indirgenmiş demir tesisleri ve elektrik ark ocakları kurulmasını amaçlayan çeşitli karbonsuzlaşma projelerinin başlatıldığı dile getirildi. Ancak PwC, kamu desteklerinin tek başına Almanya çelik sektörünün uzun vadede küresel rekabet gücünü güvence altına almak için yeterli olmayabileceğini düşündüğünü söyledi.
Bununla birlikte kuruluş, söz konusu dönüşümün halihazırda başladığına dikkat çekti. Umman'daki Duqm Özel Ekonomik Bölgesi'nde geliştirilmekte olan ve küresel piyasalara yönelik birden fazla doğrudan indirgenmiş demir ve sıcak briketlenmiş demir tesisini kapsayan çeşitli projelerin öne çıktığını aktardı. Bunlar arasında Jindal Steel'in yıllık 5 milyon mt kapasiteli Duqm projesinin, Meranti Green Steel'in yıllık 2,5 milyon mt kapasiteli sıcak briketlenmiş demir tesisinin ve Vale'nin demir cevheri işleme ile sıcak briketlenmiş demir üretimini bir araya getiren mega merkezinin yer aldığını paylaştı. Ayrıca thyssenkrupp Materials Trading'in Meranti projesinden yıllık 1 milyon mt sıcak briketlenmiş demir temin etmek üzere anlaşma imzaladığını da belirtti.
PwC, gelecekte Avrupa çelik değer zincirinde üretim faaliyetlerinin farklı ülkeler arasında yeniden dağıtılması gerektiğini dile getirdi. Demir cevherinin doğrudan indirgenmesi gibi çok enerji tüketen süreçlerin enerji maliyetlerinin daha rekabetçi olduğu ülkelere taşınabileceğini söyledi. Avrupa'nın ise ikincil çelik üretimi, vasıflı çelik üretimi, mühendislik ve ileri işleme faaliyetleri dahil olmak üzere daha yüksek katma değerli üretim aşamalarını bünyesinde tutabileceğini vurguladı. Bu kapsamda PwC, Avrupalı çelik üreticilerinin uzun vadeli doğrudan indirgenmiş demir ve sıcak briketlenmiş demir teminini güvence altına alırken, bölge dışındaki projelerde teknoloji ortağı, yatırımcı veya işletmeci haline gelmesi gerektiğinin altını çizdi.
Öte yandan raporda en fazla enerji tüketen üretim aşamalarının başka ülkelere taşınmasının sanayisizleşme olarak değil, çelik değer zincirinde yeni bir uluslararası iş bölümü olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
Avrupa çelik sektörünün geleceği elektrik ark ocağı bazlı üretime ve yüksek katma değerli imalata dayanıyor
Raporda hurdanın rolüne de vurgu yapıldı. PwC, yerel hurda arzı ve elektrik ark ocağı rotasının incelenen tüm senaryolarda rekabetçi olması sayesinde elektrik ark ocağı bazlı çelik üretiminin Avrupa için en güçlü seçenek olarak öne çıktığını kaydetti. Bununla birlikte hurdanın önümüzdeki yıllarda kademeli olarak devre dışı kalması beklenen birincil çelik üretim kapasitesinin tamamının yerini almak için tek başına yeterli olmayacağını ifade etti.
Son olarak Almanya ve Avrupa'nın gelecekteki rekabet gücünün, bilgi yoğun faaliyetlerin güçlendirilmesine, araştırma ve ileri teknoloji ürünlerin geliştirilmesine yatırım yapılmasına, aynı zamanda şirketler, üniversiteler ve enerji altyapısını bir araya getirebilecek sanayi kümeleri oluşturulmasına bağlı olacağı eklendi.
