Galva Metal Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Kısacıkoğlu ile yassı çelik piyasasındaki fiyat hareketlerini, küresel ticaret politikalarının etkilerini ve sektörün geleceğine ilişkin beklentileri konuştuk.
Yassı mamul piyasası için 2026'nın ilk yarısı nasıl geçiyor?
Son yılların aksine bu yıl fiyatlarda trend yukarı yönlü. Hem Çin’in ihracatı azaltması hem uzun süredir baskılanmış çelik fiyatlarının düzeltilmesi hem de başta Avrupa Birliği’nde artarak devam eden korumacı önlemlerin etkileriyle fiyatlar yıla artarak başladık. Bunun üzerine savaş, belirsizlikler, geciken kargolar, artan enerji maliyetleri, navlun artışları gibi faktörlerle de desteklenerek güçlü seyretmeye devam ediyor. Özelikle ikinci çeyrek daha güçlü bir talep gördük. Umarım bu şekilde devam eder.
İç piyasada talep ne durumda? Başta otomotiv ve beyaz eşya olmak üzere son kullanıcı sektörleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
İç piyasada talepte bir miktar daralma var. Her ay metal imalat sektörü PMI verilerine bakıyorum. Daha bu yıl hiç 50 rakamını göremedik. Hep 45-49 arası rakamlar görüyoruz ki bu da daralmayı işaret ediyor. Faizleri düşürme planları maalesef savaşın ve daha pek çok etkenin sonucunda hayata geçemedi. Otomotiv, beyaz eşya ve inşaat gibi sektörler, düşük faiz, para genişlemesi, iyimser bir gelecek beklentisi altında canlanır. Belli bir yatırım ortamı olmayınca harcamalar kısıtlanıyor, o da bu sektörlerin hızını kesiyor.
Girdi maliyetleri ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların yassı çelik fiyatlarına yansıması nasıl oldu? Fiyatlardaki gidişatı nasıl yorumlarsınız?
Cevher ve hurda yükseliyor. Aslında iç talep biraz daha canlı olsa fiyat artışları çok daha kuvvetli olurdu. Neredeyse iki yıldır fiyatlar aşağı yönlü gittiği için bu yıl artan üretim maliyetleriyle beraber fiyatların normal olması gereken seviyeye doğru yükseleceğini düşünüyorum.
AB, Temmuz 2026 itibarıyla kotaları ciddi oranda azaltmaya ve kota aşım vergisini %50'ye çıkarmaya hazırlanıyor. Bu durum ihracatı nasıl etkileyecek?
AB bence hem Türk çelik sektörünü hem de AB imalat sektörünü olumsuz etkileyecek bir yol üzerinde yürüyor. Bu işin dört tarafı var bence ve iki tanesi olumlu, iki tanesi olumsuz etkilenecek. Türk çelik üreticileri ve AB endüstriyel imalat sektörü kötü etkilenirken, AB çelik üreticileri ve Türk endüstriyel üreticiler olumlu etkilenecek. Son gelişmelerden sonra Avrupa’da çelik fiyatları Türkiye fiyatlarının yaklaşık %30 üzerine çıktı. Çelik üreticilerimiz kotalar ve vergiler sebebiyle limitli ihracat yapabiliyor ama Türkiye’de yerel hammadde ile imalat yapan sektörler, AB’li meslektaşlarına göre %30’luk bir hammadde maliyet avantajı yaşıyorlar. Çelik hammadde ihracatımız azalırken, bitmiş ürün ihracatımız artacak. AB’de imalat sektörü zarar görecek. Bizler için hem riskler hem fırsatlar barındıran bir durum.
SKDM’nin 2026 itibarıyla mali yükümlülük doğurması yassı çelik ihracatçıları için ne kadar belirleyici olacak? Türk çelik sektörünün bu konudaki hazırlığı nedir?
Türkiye zaten ağırlıklı hurdadan üretim yapıyor ve belli bir avantajı var. Ama AB’nin SKDM sürecini çok kötü yönettiğini düşünüyorum. Hala akreditasyonlar ve pek çok konu yazılı ve resmi bir şekilde netleşmiş değil. Belki de bilinçli yapıyorlar. Bizim Romanya’da da şirketimiz var ve orada da AB şirketi olarak ithalat yapıyoruz. Ama maliyetlerimizi öngörü ve tahminlerle yaklaşık olarak hesaplayabiliyoruz. Firmaların satın alırken maliyetlerini tam olarak bilme hakkı ellerinden alınıyor ve bence çok yakışıksız.
Ekonomik şartlar işlerinizi nasıl etkiliyor?
Demir çelik huzuru, barışı, düşük faizi, yatırım ortamını sever. 4-5 yıldır maalesef sektörümüz rüzgâra karşı yürüyor. Huzurlu, belirsizliği ve riski düşük ve faizlerin düşük olduğu bir ortam çelik talebi için ideal. Şu an bu noktanın uzağındayız. Umarım yakın bir zamanda savaşlar biter. Etrafımızdaki ateş savaş çemberi, şantiye ve inşaat çemberine dönüşür. Yurt içindeki sıkı para politikası, yüksek faiz ve enflasyon ortamı da planlanandan çok uzun sürdü. Artan maliyetlerle teknolojik gelişim ve verimlilik artışlarıyla, daralan piyasayla da pazar payımız artırarak ve yeni pazarlar geliştirerek mücadele ediyoruz. Hem iç hem dış şartların 5-6 ay içinde daha olumlu bir hale geleceğini düşünüyorum. Biz de bu dönemleri planlayarak ciddi bir kapasite artışı yaptık.
Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?
Enseyi fazla karartmamak lazım. Bu dönemi güçlü bir şekilde atlatan firmaların, yeni dönemde çok daha iyi performans göstereceğine eminim. Savaşlar bitecek. Belirsizlikler azalacak. Maliyetler düşecek. O güne kadar verimlilik kaslarımızı geliştirmeye devam. Yüksek teknolojiye yatırım yapmaya devam.
