Anasayfa > Çelik Haberleri > Röportajlar > Tosyalı: AB’nin...

Tosyalı: AB’nin yeni kota çerçevesi Türkiye’nin ihracat alanını ciddi ölçüde daraltıyor

Çarşamba, 24 Haziran 2026 16:40:37 (GMT+3)   |   İstanbul

Tosyalı ile küresel ticarette artan korumacılık eğilimlerinin, AB’nin yeni kota düzenlemelerinin ve SKDM’nin Türkiye çelik sektörüne etkilerini değerlendirdik.

Dünya ekonomisi kalıcı bir dönüşüm sürecine girmiş durumda, geleneksel ticaret yapıları etkisini kaybediyor ve yeni bir küresel düzen oluşuyor. Korumacı yaklaşımlar, vergiler, kotalar, savaşlar derken globalizasyon söylemi tersine dönüyor. Ülkelerin %45’lere çıkan ihracat oranları, globalizasyon öncesi seviyelere, %25’lere doğru düşmüş durumda. Küresel ölçekteki bu gelişmelerin ihracat pazarlarını daha da zorlu hale getirmesi nedeniyle rekabet gücümüzü artırmamız, enerji avantajına sahip ülkelerle aynı pazarlarda rekabet edebilmek için maliyet dezavantajlarını aşmamız, kapasite kullanım oranlarımızı iyileştirmemiz, katma değerli ürünler ve alternatif finansal çözümler üretmemiz gerekiyor.

Sektörel dinamiklerin yeniden kurgulandığı bu süreçte, 2026’nın ilk yarısının temkinli bir dengelenme eğiliminde geçtiğini söyleyebiliriz. Bununla beraber yüksek finansman ve enerji maliyetleri, jeopolitik dengeler hem üretici hem de tüketici tarafında baskı oluşturmaya devam ediyor. 

Özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler yalnızca enerji maliyetleri üzerinde değil, aynı zamanda diğer hammadde ve lojistik maliyetleri üzerinde de etkili oluyor. İran’daki çelik tesislerinin devre dışı kalması, navlun fiyatlarındaki keskin artışlar, rotaların uzaması ve tedarik zincirindeki aksamalar ticaretin yönünü değiştiriyor.

Türkiye, jeopolitik konumu sayesinde güvenli lojistik koridoru olarak öne çıkarken çelik ihracatında (Nisan 2026 itibarıyla) artış yaşadı. Coğrafi yakınlık ve kalite avantajı, Türk çeliğini Avrupa pazarında daha görünür hale getirebilir ancak burada özellikle Avrupa Birliği’nin korumacı politikalarının olumsuz etkisi belirleyici olacaktır.

Bu kapsamda Avrupa Birliği tarafından kabul edilen ithalatı sınırlamaya yönelik yeni düzenlemeler, sektörün en önemli gündem maddelerinden biri olarak ön plana çıktı. Bu çerçevede, yaklaşık 450 milyon nüfusa sahip Avrupa Birliği, Türkiye ile benzer seviyedeki düşük kapasite kullanım oranlarını gerekçe göstererek son derece sert tedbirler aldı ve ithalat kotasını neredeyse yarı yarıya indirdi. Yeni düzenlemeye göre AB'nin çelik ithalat kotaları %47 azalışla 18,3 milyon tonla sınırlandırıldı ve %25 olan kota dışı gümrük vergisi %50'ye yükseltildi. Ayrıca çeliğin menşesinin ilk eritildiği ve döküldüğü yere göre belirlendiği bir "eritme ve dökme" kuralı devreye girdi. Yeni önlemlerle, halihazırda Avrupa genelinde %65 olan kapasite kullanım oranının %80'e çıkarılması hedefleniyor.

Avrupa Birliği’nin bu düzenlemesi Türkiye’ye ayrılan kotalarda da ciddi daralmalara neden oldu. Genel görünüm değerlendirildiğinde AB’nin yeni kota çerçevesi Türkiye’nin ihracat alanını ciddi ölçüde daraltıyor ve AB pazarına erişimin daha zorlu bir yapıya bürüneceğine işaret ediyor.

Türkiye’nin üretim kapasitesi iç piyasa taleplerini karşılayabilecek seviyelerde ancak mesele Türkiye’de üretilebilecek ürünlerin ithalatına yönelik tedbirlerin alınmasında yatıyor. Bu ürünlerin yüksek oranda ithalatı hem önemli miktarlarda döviz kaybına neden oluyor hem de ülkemiz sanayisinin kapasite kullanım oranlarını olumsuz etkiliyor.

Mevcut ekonomik şartlar, Türkiye çelik sektörü üzerinde hem zorlayıcı hem de dönüştürücü etkiler yaratmaktadır. 2025 yılında çelik sektörü ihracatı %2,5 artarak 17 milyar dolar seviyesine ulaşmış ve Türkiye'nin toplam ihracatında önemli bir pay sahibi olmuştur. Ancak ham çelik üretiminde geçmiş yıllarda daralmalar yaşanmış, sektör 33-34 milyon ton civarında bir üretim bandında seyretmiştir.

Türkiye iç piyasasında yassı çelik tüketiminin önemli bir bölümünü otomotiv ve beyaz eşya sektörleri oluşturuyor. Bu sektörlerin toplam talebi, Avrupa pazarlarındaki yavaşlama ve ithalat baskıları sebebiyle 2026 yılında "temkinli bir dengelenme" sürecinde.

Otomotiv sektörü yassı çelik pazarının yaklaşık %13'lük dilimini oluşturuyor. Yoğunlukla galvanizli yassı sac tüketmekte olan sektör ihracatta güçlü seyrini korumakla birlikte, iç pazarda yatay seyrediyor. 

Soğuk haddelenmiş sac, boyalı ve galvanizli yassı çelikler tüketen beyaz eşya sektörü ise söz konusu ürünlerin en büyük yerli alıcısı konumunda. Türkiye'de ürünlerin yenilenme döngüsü ve ev aletleri tüketimi canlılığını korusa da Avrupa'daki resesyonist etkiler ihracatı baskılıyor. Dolayısıyla beyaz eşya ana sanayisinden gelen yassı çelik talebi de geçen yıllara kıyasla kontrollü bir düzeyde ilerliyor. 

Çelik sektörü sürekli değişen ekonomi ve ticaret koşullarına uyum sağlamak için geleceğe yatırım yapmak ve sürdürülebilir üretim yöntemlerine odaklanmak durumunda. Yeşil dönüşüm artık sadece çevresel bir konu değil; aynı zamanda rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur ve bu sürece uyum sağlayarak doğru yönetenler avantajlı olacaktır.  Bu çerçevede öne çıkan en kritik mekanizmalardan biri olan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM), karbon kaçağını önlemeyi ve karbon yoğun üretimden kaynaklanan rekabet farklarını azaltmayı hedefleyen kilit bir düzenleme olarak konumlanıyor.

SKDM ile birlikte karbon yoğunluğu, tedarik zincirlerinde yeni bir rekabet parametresi haline geliyor. Avrupa’daki ithalatçılar artık yalnızca fiyat ve kaliteye değil, tedarik ettikleri ürünlerin karbon ayak izine de odaklanıyor. Bu nedenle, karbon verisi artık yalnızca sürdürülebilirlik raporlarının konusu değil; doğrudan ticari müzakerelerin de bir parçası oldu. Önümüzdeki dönemde çelik sektöründe rekabet, yalnızca üretim maliyetleri üzerinden değil, doğrudan karbon maliyetleri üzerinden şekillenecek.

Bu noktada şirketler için rekabette belirleyici olan, ürettikleri çeliğin karbon emisyon verisini ölçüp doğrulayan ve etkili şekilde yöneten sistemleri kurabilme becerisi olacaktır.

DemetKazdal
Demet Kazdal
Editör

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Demir çelik sektöründe 15 yıldır profesyonel içerik üreticiliği ve editörlük yapmaktayım. SteelOrbis bünyesinde İçerik Departmanı Müdürü olarak görev almaktayım. Başta Türkiye piyasası olmak üzere küresel pazar dinamiklerini yakından takip ederek sektörel haber ve raporlar hazırlıyorum.

Benzer Haber ve Analizler

Türkiye ithal hurda piyasası yatay seyrederken, beklentiler değişmedi

Tokyo Steel Tahara bölgesinde yerel hurda alım fiyatını düşürdü

Çin çıkışlı kütük teklifleri yükseldi, alıcıların çoğu yeni fiyatları şimdilik kabul edilemez buluyor

Günlük demir cevheri fiyatları CFR Çin - 25 Ağustos 2026

Çin çıkışlı sıcak rulo sac teklifleri yerel piyasa desteği ve kok fiyatlarındaki artışla yükselmeye devam ediyor

Kardemir 25 Ağustos'ta inşaat demiri satışlarını açıp bir saatten kısa sürede kapattı

Kardemir ithal ürün arzındaki daralma sayesinde 120.000 mt'un üzerinde kütük sattı

Türkiye'de yerel filmaşin fiyatları arz sıkıntısı nedeniyle keskin artış kaydetti

Çin çıkışlı paslanmaz çelik fiyatları yatay, iyileşen görünüm ve talebe bağlı artış bekleniyor

Hint sıcak rulo sac ihracatçıları Asya'da fiyat artışlarını hızlandırırken, diğer pazarlarda temkinli davranıyor





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis