Bayık Grup: Ürün kalitesi ve sürdürülebilirlik rekabette belirleyici olacak

Çarşamba, 22 Temmuz 2026 16:45:39 (GMT+3)   |   İstanbul

Bayık Grup Yönetim Kurulu Üyesi ve Marmara Bölge Müdürü Halil Bayık ile boru sektöründeki talep ve fiyat görünümünü, ihracat pazarlarındaki gelişmeleri ve sürdürülebilirliğin rekabet açısından artan önemini konuştuk.

2026 yılı boru sektörü için nasıl geçiyor? Yılın geri kalanına ilişkin beklentileriniz neler?

2026 yılı, boru sektörü açısından talebin rutin seviyelerde ve yatay bir seyirde devam ettiği ancak kârlılık, öngörülebilirlik ve finansal sürdürülebilirlik açısından oldukça zorlu bir dönem olarak ilerlemektedir. Sektörde üretim ve satış hacimleri belirli bir seviyede korunmasına rağmen artan finansman maliyetleri, yüksek işletme giderleri ve yoğun rekabet nedeniyle kâr marjları tarihi düşük seviyelere gerilemiş durumda. Bu da firmaların büyüme odaklı stratejiler yerine mevcut pozisyonlarını korumaya yönelik daha temkinli bir yönetim anlayışı benimsemelerine neden oluyor.

Özellikle ekonomik belirsizliklerin devam etmesi ve piyasalardaki öngörülebilirliğin zayıf olması, sektör oyuncularının orta ve uzun vadeli planlama yapmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle firmalar, stok yönetimi, nakit akışı ve finansal risklerini daha kontrollü yöneterek ağırlıklı olarak kısa vadeli taleplere ve hızlı değişen piyasa koşullarına odaklanmakta. Mevcut konjonktürde uzun vadeli pozisyon almak yerine, piyasanın yönünü daha net görebilmeyi tercih eden bir yaklaşım hâkim.

Yılın geri kalanına ilişkin beklentimiz ise, makroekonomik göstergelerde ve finansman koşullarında yaşanabilecek olası iyileşmelerin sektöre olumlu yansıyacağı yönünde. Boru sektörü, ekonomik gelişmelere hızlı tepki verebilen dinamik bir yapıya sahip. Dolayısıyla güven ortamının güçlenmesi, finansmana erişimin kolaylaşması ve iç ile dış talepte yaşanacak toparlanmanın, sektörün hem kârlılığına hem de yatırım iştahına olumlu katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Ancak mevcut şartlar altında 2026 yılının geri kalanında da temkinli, kontrollü ve risk yönetiminin ön planda olduğu bir piyasa yapısının devam etmesini bekliyoruz.

İç piyasadaki talep ve rekabet hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Mevcut talep seviyeleri ile sektörün üretim kapasitesi birlikte değerlendirildiğinde iç piyasada rekabetin oldukça yoğun yaşandığı bir ortam ortaya çıkıyor. Bu rekabet, yalnızca satış hacmini değil, aynı zamanda fiyatlama politikalarını ve kârlılığı da doğrudan etkilemekte. Günümüzde firmalar arasındaki rekabet, pazar payı mücadelesinin ötesine geçmiş; marjların ciddi şekilde daraldığı, operasyonel verimliliğin ön plana çıktığı bir yapıya dönüşmüştür.

Bu nedenle sektörümüzde başarıyı belirleyen en önemli unsurlar artık yalnızca satış miktarı değildir. Nakit akışının etkin yönetimi, optimum stok seviyesi, doğru satın alma stratejileri ve finansman maliyetlerinin kontrol altında tutulması, şirketlerin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşımakta. Mevcut piyasa koşullarında güçlü bilanço yapısını koruyabilen, risklerini doğru yöneten ve operasyonel disiplinini sürdüren firmaların rekabet avantajını koruyacağını düşünüyoruz.

Önümüzdeki dönemde de talepte güçlü ve kalıcı bir artış gerçekleşmediği sürece, iç piyasada fiyat odaklı rekabetin devam edeceği ve sektör oyuncularının finansal disiplin ile verimlilik odaklı yönetim anlayışını ön planda tutmak zorunda kalacağı kanaatindeyiz.

Fiyatlardaki gidişatı nasıl yorumluyorsunuz? Sıcak rulo sac başta olmak üzere hammadde maliyetlerinin boru üreticileri üzerindeki etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Boru sektöründe fiyat oluşumunu yalnızca sıcak rulo sac (HRC) fiyatları üzerinden değerlendirmek doğru bir yaklaşım olmaz. Günümüzde nihai ürün fiyatını belirleyen temel unsurları, hammadde maliyetleri, enerji ve işçilik başta olmak üzere artan sabit giderler, finansman maliyetleri ile birlikte cevher ve hurda fiyatlarındaki değişimler olarak sıralayabiliriz. Dolayısıyla fiyatlama mekanizması, birbirini doğrudan etkileyen çok sayıda ekonomik parametrenin ortak sonucu olarak şekillenmekte.

Mevcut küresel görünüm incelendiğinde uluslararası pazarlarda arzın talebin üzerinde seyretmeye devam ettiğini görüyoruz. Özellikle nihai çelik ürünlerinde oluşan arz fazlası, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü hareket alanını sınırlandırırken, zayıf talep ortamı üreticilerin maliyet artışlarını nihai satış fiyatlarına aynı ölçüde yansıtmasını zorlaştırıyor. Bu nedenle sektör genelinde fiyatlar, büyük ölçüde maliyet odaklı bir denge içerisinde oluşuyor.

Önümüzdeki dönemde küresel talebi destekleyecek ekonomik gelişmeler, altyapı yatırımlarının hız kazanması, ticaretin önünü açacak uluslararası düzenlemeler veya finansman koşullarında iyileşme gibi unsurların devreye girmesi halinde fiyatlar açısından yeni bir hikâye oluşabilir. Böyle bir senaryoda hem HRC fiyatlarında hem de buna bağlı olarak boru ürünlerinde yukarı yönlü bir fiyat hareketi görmek mümkün olacaktır.

Ancak mevcut koşulların devam etmesi halinde, üreticiler artan maliyet baskısı ile sınırlı talep arasında faaliyet göstermeye devam edecektir. Talebin mevcut üretim kapasitesini destekleyemediği bir ortamda, fiyatlar maliyet seviyelerinin etrafında şekillenirken sektörün kâr marjları da baskı altında kalmayı sürdürecektir. Dolayısıyla önümüzdeki süreçte fiyatların yönünü belirleyecek en önemli unsur, maliyetlerden ziyade küresel talep tarafında yaşanabilecek olası bir toparlanma olacaktır.

İhracat pazarlarında talep ne durumda? Hangi bölgelerde büyüme potansiyeli görüyorsunuz, hangi pazarlarda ise zorluklar öne çıkıyor?

İhracat pazarları genel olarak değerlendirildiğinde küresel talebin birçok bölgede mevcut seyrini koruduğunu ancak güçlü bir büyüme ivmesi yakalayamadığını görüyoruz. Mevcut rekabet ortamında fiyat, ihracat kararlarını belirleyen en önemli unsur olmaya devam ediyor. Özellikle benzer pazarlara yoğunlaşan Türk üreticilerin sayısının artması, fiyat rekabetini daha da sertleştirirken, ihracat marjları üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor.

Bugün itibarıyla ihracat pazarlarında talep tamamen ortadan kalkmış değil. Ancak mevcut talep, üretim kapasitesi ve ihracat potansiyelini destekleyecek seviyede olmadığı için firmalar daha agresif fiyat politikalarıyla pazarda yer bulmaya çalışıyor. Bu durum, sektör genelinde kârlılığın ikinci plana itilmesine ve pazar payını koruma odaklı bir rekabet anlayışının öne çıkmasına neden oluyor.

Bölgesel gelişmeler açısından değerlendirdiğimizde ise, Orta Doğu'nun önümüzdeki dönemde önemli bir potansiyel taşıdığı kanaatindeyiz. Bölgede yaşanan jeopolitik gelişmelerin ve çatışma ortamının sona ermesiyle birlikte, özellikle yeniden yapılanma ve altyapı yatırımlarına bağlı olarak ciddi bir çelik ve boru talebi oluşması muhtemeldir. Bu durum, Türk üreticileri açısından yeni ihracat fırsatlarını da beraberinde getirebilir.

Avrupa pazarı ise stratejik önemini korumaya devam ediyor. Ancak Avrupa Birliği'nin uygulamaya aldığı ticaret politikaları, kota mekanizmaları ve karbon düzenlemelerine ilişkin süreçler, ihracatın geleceğini doğrudan etkileyecektir. Bu düzenlemelerin netleşmesiyle birlikte, rekabet gücü yüksek, katma değerli üretim yapan ve sürdürülebilirlik kriterlerine uyum sağlayan firmaların pozitif ayrışacağını; buna karşılık uyum sürecini tamamlayamayan firmaların ise rekabet açısından daha zorlu bir dönemle karşı karşıya kalacağını öngörüyoruz.

Önümüzdeki süreçte ihracat pazarlarında başarıyı belirleyecek temel unsur yalnızca fiyat olmayacak. Ürün kalitesi, teslimat güvenilirliği, sürdürülebilirlik uygulamaları, finansal güç ve müşteri odaklı hizmet anlayışı, uluslararası pazarlarda rekabet avantajı sağlayan temel faktörler olarak öne çıkacak.

Ekonomik şartlar işlerinizi nasıl etkiliyor?

Ekonomik koşullar, bugün boru ve profil sektörünün faaliyetlerini doğrudan etkileyen en önemli unsurların başında geliyor. Özellikle yüksek faiz ortamı, enflasyonun üretim maliyetleri üzerindeki etkisi ve finansmana erişim koşullarındaki sıkılaşma, sektörün operasyonel ve finansal yapısı üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. Üretim ve satış hacimleri belirli seviyelerde devam etse de artan maliyetler nedeniyle aynı oranda kârlılık elde etmek her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Sektörümüzde kâr marjlarının oldukça düşük seviyelerde seyrettiği mevcut konjonktürde, finansman giderlerinin yüksekliği firmaların rekabet gücünü önemli ölçüde sınırlandırıyor. Özellikle işletme sermayesi ihtiyacının yüksek olduğu boru sektöründe, finansmana erişim maliyetleri ve nakit akışının etkin yönetimi, şirketlerin sürdürülebilirliği açısından kritik bir unsur haline gelmiştir.

Diğer taraftan enerji maliyetleri, işçilik giderleri ve genel üretim maliyetlerindeki artış da toplam maliyet yapısını yukarı taşıyor. Küresel pazarlarda rekabetin büyük ölçüde fiyat üzerinden şekillendiği bir dönemde, bu maliyet baskısı Türk üreticilerin ihracat pazarlarındaki rekabet gücünü olumsuz etkilemekte. Ürün kalitesi ve üretim kabiliyeti açısından güçlü bir konumda olmamıza rağmen maliyet yapımızdaki dezavantajlar fiyat rekabetinde elimizi zayıflatıyor.

Önümüzdeki dönemde finansman maliyetlerinin daha makul seviyelere gerilemesi, ekonomik öngörülebilirliğin artması ve üretim maliyetlerini destekleyecek yapısal politikaların hayata geçirilmesi, sektörün rekabet gücünü önemli ölçüde artıracak. Boru ve profil sektörü, ekonomik gelişmelere hızlı adapte olabilen dinamik bir yapıya sahip. Bu nedenle uygun finansman koşulları ve istikrarlı bir ekonomik ortamın sağlanması halinde hem iç pazarda hem de ihracat tarafında çok daha güçlü bir performans sergileyeceğine inanıyoruz.

Hem ABD'de artan vergiler hem de AB'nin Temmuz ayı itibarıyla uygulamaya alacağı yeni kota rejiminin Türk boru sektörüne etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

ABD'nin uygulamaya aldığı ilave vergiler ve Avrupa Birliği'nin yeni kota rejimi, küresel ölçekte korumacı ticaret politikalarının giderek güçlendiğini göstermektedir. Bu tür uygulamalar, Türk boru üreticilerinin ihracat pazarlarında rekabet koşullarını daha da zorlaştıracaktır.

Önümüzdeki dönemde ihracat yapan firmaların, kota uygulamalarıyla birlikte karbon düzenlemeleri, sürdürülebilirlik kriterleri ve yeşil dönüşüm süreçlerine uyum sağlamaları artık bir tercih değil, zorunluluk haline gelecektir. Bu süreçte rekabet avantajı sağlayacak en önemli unsurlar; verimli üretim, düşük karbon ayak izi ve uluslararası standartlara tam uyum olacaktır.

Diğer taraftan ihracat pazarlarında yaşanan bu gelişmeler iç pazarın stratejik önemini daha da artırmaktadır. Bu nedenle sektör olarak değişen küresel ticaret dinamiklerine uygun hareket edilmesi, gerekli yapısal adımların zamanında atılması ve uzun vadeli bir yol haritasının oluşturulması büyük önem taşımaktadır.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması boru ihracatını nasıl etkiliyor? Sizce Türkiye çelik sektörü bu sürece nasıl hazırlanıyor?

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (CBAM), Avrupa Birliği'ne ihracat yapan boru üreticileri için artık önemli bir gereklilik haline gelmiştir. Karbon emisyonlarının raporlanması, izlenebilirlik ve sürdürülebilir üretim standartlarına uyum, ihracatın devamlılığı açısından kritik önem taşımakta.

Türk çelik sektörü bu sürece uyum sağlamak amacıyla gerekli yatırımlara ve hazırlıklara devam ediyor. Özellikle yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik çalışmalar hız kazandı. Önümüzdeki dönemde bu dönüşüme en hızlı uyum sağlayan firmaların uluslararası pazarlarda önemli bir rekabet avantajı elde edeceğine inanıyoruz.

Orta Doğu'daki çatışmalar başta olmak üzere jeopolitik gelişmelerin etkisi hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Orta Doğu'da yaşanan jeopolitik gelişmeler, yalnızca bölgesel ticareti değil, küresel tedarik zincirini de doğrudan etkiliyor. Artan navlun ve sigorta maliyetleri, lojistik süreçlerinde yaşanan aksamalarla birlikte üretim maliyetleri üzerinde ilave baskı oluşturuyor.

Bununla birlikte bölgedeki çatışma ortamının sona ermesi halinde yeniden yapılanma ve altyapı yatırımlarına bağlı olarak önemli bir çelik ve boru talebi oluşacağını öngörüyoruz. Bu süreç, Türk üreticiler açısından yeni ihracat fırsatları yaratabilecek önemli bir potansiyel taşıyor.

Enerji nakil hatları, doğal gaz, hidrojen ve yenilenebilir enerji projelerinin orta ve uzun vadede boru sektörüne nasıl fırsatlar sunacağını düşünüyorsunuz?

Enerji nakil hatları, doğal gaz, hidrojen ve yenilenebilir enerji yatırımları, orta ve uzun vadede boru sektörü için önemli büyüme alanları oluşturacak. Bu projeler, yüksek miktarda çelik boru tüketimi gerektirdiğinden sektör açısından yeni talep ve yatırım fırsatları yaratma potansiyeline sahip.

Özellikle hükümetlerin hayata geçireceği altyapı ve enerji yatırımları, sektörün büyümesini destekleyecek en önemli unsurlar arasında yer alacak. Bu nedenle, bu projeleri yakından takip etmek, teknik yeterlilikleri geliştirmek ve doğru pazarlarda konumlanmak, firmalar açısından önemli bir rekabet avantajı sağlayacak.

DemetKazdal
Demet Kazdal
Editör

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Demir çelik sektöründe 15 yıldır profesyonel içerik üreticiliği ve editörlük yapmaktayım. SteelOrbis bünyesinde İçerik Departmanı Müdürü olarak görev almaktayım. Başta Türkiye piyasası olmak üzere küresel pazar dinamiklerini yakından takip ederek sektörel haber ve raporlar hazırlıyorum.


Benzer Haber ve Analizler

Başatlı Boru: Önümüzdeki döneme temkinli ama kararlı bir iyimserlikle bakıyoruz

21 Tem | Röportaj

ÇEBİD: Hammaddeye erişim sıkıntısı çelik boru sektörünü olumsuz etkiliyor

29 Mar | Çelik Haberler

Türk çelik üreticileri Batı Afrika’yla çelik ticaretini artırmayı hedefliyor

01 Ağu | Çelik Haberler

ÇEBİD: 2018 durgun geçebilir, 2019 yılından ümitliyiz

14 May | Röportaj

Borusan Mannesmann: ABD küçük çaplı hat borusu öncelikli ihracat pazarımız değil

12 Eki | Çelik Haberler

Çelik boru üreticileri ABD’nin antidamping vergisine itiraz edecek

09 Eki | Çelik Haberler

Namık Ekinci ABD’li üreticilerin yapısal boruya vergi talebini yorumladı

22 Tem | Çelik Haberler

Namık Ekinci: 2015 yılı çelik ihracat hedefi, miktarda 18,9 milyon ton, değerde 16 milyar $

08 Oca | Röportaj

Mehmet Zeren: 2015 yılında çelik boruda üretim ve ihracattaki büyüme sürecektir

06 Oca | Röportaj

OCTG vergisi ABD’deki politik baskının sonucu

01 Ara | Çelik Haberler

Pazaryeri Teklifleri

Sanayi Boruları
Dış Çap:  13 - 373 mm
Et Kalınlığı:  0,7 - 10 mm
YEK STEEL DEMIR CELIK A.S
Sanayi Boruları
Dış Çap:  21 - 219 mm
Et Kalınlığı:  1,5 - 3 mm
NEVSAC METAL SAN.INS.NAK.TIC.LTD.STI
Tesisat Boruları
Dış Çap:  21,3 - 165,1 mm
Et Kalınlığı:  2,6 - 5 mm
DAVUTOĞLU METAL MAK. İNŞ. SAN. TİC. LTD ŞTİ.




iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis