YİSAD: Önümüzdeki dönem için en önemli husus likidite

Cuma, 26 Haziran 2026 14:44:28 (GMT+3)   |   İstanbul

Yassı Çelik İhracat ve Sanayicileri Derneği (YİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Özkan ile yassı çelik sektörünün gündemindeki gelişmeleri, derneğin önceliklerini ve sektörün beklentilerini konuştuk.

Yeni göreviniz için tebrik ederiz. YİSAD’ın önümüzdeki dönemde yassı sektörü için yapacağı çalışmalardan bahsedebilir misiniz?

İyi dilekleriniz için teşekkür ederim. Yeni dönemde görev alacak yönetim kurulu ve de denetim kurulu olarak, üyelerimiz, derneğimiz ve de sektörümüz adına katma değer üreteceğimiz çalışmalar yapmak istiyoruz. Bu bağlamda, üyelerimizi ilerleyen süreçler hususunda bilgilendirme (sınırda karbon düzenlemesi), konferansların devamı ve AB ile yürütülen kota müzakerelerine katılım sağlamak önceliğimiz olacaktır. 

Bildiğiniz üzere YİSAD, içinde barındırdığı üyeler itibarıyla, diğer sektör derneklerinden farklı olarak çok katmanlı ve de derinlikli bir yapı içermektedir. Diğer bir deyişle, dernek bünyesinde elektrik ark ocaklı üretim yapan tesisler, kaplamalı ürün üreten haddeciler, spiral ve kaynaklı boru üreticileri, çelik servis merkezleri, dış ticaret firmaları, toptan ve perakende tüccarları ve de sektöre hizmet veren diğer tarafları da içeren, farklı segmentten firmaları barındıran ve de aynı zamanda bütün bu katmanlar arasındaki ilişkileri dengede tutabilen bir dernektir.

İlk bakışta, sanayi (üretici tesisler) ve hizmet (çelik servis merkezleri, tüccarlar, dış ticaret  firmaları ve sektöre hizmet veren diğer yapılar) üreten birimlerin aynı çatı altında yer alması, dernek kurmak amacı olan, aynı amaç etrafında kümelenme fikrine zıt gibi görünse de demir çelik sektörünü bir zincir gibi düşünüp her bir segmentin de bu zincirin halkaları olarak kabul ettiğimizde zincirdeki başarı faktörünün bu yapıyı oluşturan en zayıf halkanın başarısı kadar olacağı şüphe götürmez bir gerçektir.

Derneğimiz, işte bu demir çelik üretim zincirini ifade etmekte olup üyelerimizle birlikte tüm bu taraflar için, sektörü bir bütün olarak daha faydalı ve de daha üretken hale getirme çabasında olan bir birlikteliktir. 

Yassı mamul piyasası için 2026'nın ilk yarısı nasıl geçiyor? 

Yassı mamul piyasası, son iki-üç yıldır fiyatların sürekli olarak aşağı yönde hareket etmesine bağlı olarak zor bir dönem geçirmektedir. Bu senenin ilk yarısında mamul fiyatları, Uzak Doğu’dan gelen ithal mamul (özellikle Çin) fiyat artışı ve de maliyetlerde meydana gelen artış (hurda ve de navlun) sebebiyle yukarı yönde bir kıpırdama yaparak sektöre nefes aldırmış durumda.

İç piyasada talep ne durumda? Başta otomotiv ve beyaz eşya olmak üzere son kullanıcı sektörleri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Talep hususunda ise iç ve dış piyasayı ayrı olarak ele almak daha doğru olacaktır. İç piyasadaki en önemli husus, uygulanan enflasyonla mücadele programı sebebiyle azalan iç talep ve de yükselen finansman maliyetleri ile mücadele etme çabasıdır.

İç piyasada, en önemli katma değerli yassı mamul kullanıcıları olan, otomotiv ve de beyaz eşya tarafında üretim rakamları son yıllarda gerileyerek arzuladığımız kapasite kullanım değerlerinin altına gelmiştir. Rakamsal olarak ifade etmek gerekirse OSD verilerine göre 2026'nın ilk çeyreğinde toplam otomotiv üretimi bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla %7, otomobil ihracatı ise %29 gerilemiştir. Beyaz eşya tarafında ise TÜRKBESD açıklamalarına göre 2025 yılı genelinde üretim %8,7 daralmış; 2026 yılına da tüm ana göstergelerde düşüşle girilmiştir. Sektörü iç piyasada destekleyen en önemli gelişme ise deprem bölgesinde yapılan yeni konut ve altyapı çalışmaları ile kentsel dönüşüm faaliyetleridir.

Dış piyasalarda ise en önemli husus, başlıca ihracat piyasamız olan Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu SKDM’ye (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) uyum ve de buna bağlı oluşacak ek maliyetler ve de Temmuz ayında yürürlüğe girecek yeni kota miktarlarına bağlı olarak azalabilecek olan dış taleptir. Her iki unsur için de bugünden kesin yorum yapmak mümkün olmamakla birlikte sektör üzerinde maliyet ve talep yönlü baskı yaratacaklardır.

Girdi maliyetleri ve enerji fiyatlarındaki dalgalanmaların yassı çelik fiyatlarına yansıması nasıl oldu? Fiyatlardaki gidişatı nasıl yorumlarsınız? 

Yassı mamul girdi maliyetleri analizi yapıldığında bu yıl özelinde entegre tesislerin, elektrik ark ocaklarına göre nispeten daha avantajlı üretim yaptıklarını söyleyebiliriz. Hurda fiyatlarının yukarı yönde 50$-60$ bandında yükselmiş olması ve de savaş sebebiyle akaryakıt ve de buna bağlı olarak navlun fiyatlarının artması, iç piyasada yassı çelik fiyatlarının 100$ civarında artışına sebep oldu. Burada gözden kaçırmamamız gereken bir gerçeğin elektrik fiyatlarının bu yarıyılda yenilenebilir enerji kaynaklarından kaynaklanan (yağışlara bağlı olarak hidroelektrik ve de rüzgara bağlı olarak rüzgar gülleri) yüksek üretim rakamları sebebiyle fosil kaynakla üretim yapan diğer ülkelere göre görece uygun kalmasıdır. Dolayısıyla yazla birlikte hidroelektrik ve de diğer yenilenebilir kaynaklarda yaşanacak verim düşüşü sebebiyle; fosil enerji kaynaklı enerji üretimi artabilir ve de bu durumda maliyet artışı gündeme gelebilir.

Ancak talep tarafında anlamlı bir artış olmadığı sürece, her ne kadar maliyet baskısı fiyat artışı gerektirse de piyasaların bu artışlara müsaade etmeyeceğini düşünüyorum.

AB, Temmuz 2026 itibarıyla kotaları ciddi oranda azaltmaya ve kota aşım vergisini %50'ye çıkarmaya hazırlanıyor. Bu durum ihracatı nasıl etkileyecek?

Yukarıda özet olarak bahsettiğim üzere AB’deki kotalar ve de %50 oranındaki kota aşım vergisi, şu anda tüm demir çelik sektörünün en önemli gündem konusu. Derneğimizin de iştirak ettiği ve de Bakanlık nezdinde yürütülen kota ve de SKDM çalışmaları halen devam etmektedir. Bu hususun ülkemizin güncellemekte kararlı olduğu gümrük birliği kapsamında da değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Üretici ve de ihracatçı firmalarımızın, bu dönemde kapasite kullanım oranlarını yeni şartlara göre düzenlemesi ve de maliyet analizlerini yeni değerlere göre güncellemeleri gerekecektir. Aksi takdirde iç piyasada mamul fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaşanabilir. 

İç ve dış piyasalarda rekabet ne durumda? Çin’den yapılan HRC ithalatında bir değişiklik olacağını öngörüyor musunuz?

Rekabet konusunda en önemli husus, haksız rekabetin önlenmesi ve de yerli üreticilerin bu duruma karşı ilave tedbirlerle korunması gerekliliğidir. Nitekim Uzak Doğu menşeli kaplamalı ürünlere gelen ilave tedbirler ve de dahilde işleme rejimi kapsamında %25 yerli üretim kullanma zorunluluğu bu yönde alınmış tedbirlerdir.

Ancak unutmamamız gereken diğer bir husus da bu ürünleri hammadde olarak alıp işleyen sektörlerin rekabetçi yapılarının korunması hususudur. Dolayısıyla sektörün bir tarafını korumaya çalışırken diğer tarafına zarar vermeme hususu çok önemli ve de kıymetlidir.

Çin’den yapılan HRC ithalatında, miktarsal bir azalma olsa da Çin’in arka kapısı olan ASEAN ülkelerinden yapılan ithalatın artmasıyla gerçek anlamda bir azalma yaşanmamış olacaktır. 

SKDM’nin 2026 itibarıyla mali yükümlülük doğurması yassı çelik ihracatçıları için ne kadar belirleyici olacak? Türk çelik sektörünün bu konudaki hazırlığı nedir? 

Dernek olarak bu yıl içinde üyelerimizle birlikte üzerinde çalışmak istediğimiz en önemli hususlardan biri bu yeni düzenleme. Çünkü bu düzenleme her ne kadar sadece (karbon emisyonu en yüksek olan) temel ürünlerde yürürlüğe girmiş olsa da (demir-çelik, alüminyum, çimento vb… gibi) ilerleyen dönemde bu sektörlerle ilişkili 180 ayrı ürün grubunun da bu şekilde düzenlemeye tabii tutulacağı AB kulislerinde konuşulmaktadır.

2026 itibarıyla SKDM tam uygulama dönemine girmiş ve emisyon raporlarının akredite kuruluşlarca doğrulatılması zorunlu hale gelmiştir. Üyelerimizin bu sürece hazırlanması için ilgili standartlar çerçevesinde karbon ayak izi ölçümü yapmaları kritik bir önceliktir. Ancak sahada gördüğümüz tabloda büyük üretim tesisleri süreci yönetmeye başlarken, orta ölçekli üretici ve ihracatçıların önemli bir kısmının teknik altyapı hazırlığının henüz yeterli olmadığı izlenimi oluşmuştur. Dolayısıyla bu süreç, hayatımızın önemli bir parçası olacağı için tüm üyelerimizin süreç konusunda bilgilendirilmesi derneğimizin temel amaçlarından biri olacaktır.   

Ekonomik şartlar sektörü nasıl etkiliyor?

En zor soruyu, en sona bırakmışız… Ekonomik şartların sektör üzerindeki etkilerini sektörün tüm oyuncuları son iki yıldır ciddi şekilde hissetmektedir. Ülkemizde uygulanan mevcut program, talep tarafını kısarak ve de baskı yaratarak enflasyonla mücadele etme yöntemini seçtiği için sektörümüz ciddi bir iç talep daralması ile karşı karşıyadır. Diğer taraftan kontrollü kur politikası ve de carry-trade amaçlı görece yüksek faiz politikası üretici ve hizmet sektörü oyuncularının maliyetlerini döviz bazlı yukarı çekmekte ve de rekabet güçlerini eritmektedir. 

İlaveten Orta Doğu’daki savaş fosil kaynaklı enerji maliyetlerini yukarı çekerek dünya genelinde enflasyon yaratmaya başlamıştır. Bu süreç tüm ülkelerde, özellikle de enerji ithal eden ülkelerde cari açık ve de buna bağlı olarak bütçe açığını artırıcı yönde etki gösterecektir. Bu durumda ülkelerin borçlanma oranlarında yükselme olacak, bu da piyasalarda kredi bulunabilirliğini azaltırken maliyetini de yükseltecektir. Bu sebeple önümüzdeki dönem için en önemli husus likidite yani nakit akışı olacaktır.

Orta Doğu’daki savaş çelik ticaretini ne yönde değiştirdi? Lojistik sorunlar ve navlun fiyatları hakkında neler söyleyebilirsiniz?

ABD-İsrail-İran savaşı, çelik ticaretini hem doğrudan hem de dolaylı kanallardan vurmuştur. Hürmüz Boğazı'ndaki gerilimler, hem hammadde tedariki hem de Orta Doğu'ya yönelik ihracat tarafında somut riskler yaratmıştır. Deniz navlun fiyatları bazı durumlarda üç katına çıkarak tedarik zinciri genelinde maliyetleri daha da yükseltmiştir. Asya-Avrupa hattındaki konteyner navlun ücretleri yüzde 70 ila 160 mertebesinde artarken, transit süreler de 10-18 gün uzamıştır. Pazar tarafında ise tablo çok daha farklı. Kısa vadede Körfez pazarındaki bu daralma ağır bir kayıp olsa da coğrafi yakınlık avantajı açısından bakıldığında tablo farklı bir fırsat da sunmaktadır. Şöyle ki, uzun rotalardaki belirsizlik nedeniyle Avrupalı alıcılar Türkiye'den tedariki artırma eğilimine girmiştir. Yassı çelik ihracatçıları için şu an en kritik mesele, navlun ve sigorta maliyetlerindeki bu yüksek belirsizlik ortamının fiyat tekliflerine ve sözleşme vadelerine nasıl yansıtılacağıdır.

Son olarak eklemek istedikleriniz var mı?

Son olarak bütün bu zorluklara rağmen yassı sektörünün, dinamik yapısı, geniş ürün çeşidi, çevik insan kaynağı ve de ülkemizin coğrafi olarak potansiyel tüketim piyasalarına yakınlığı sebebiyle bu zorlu süreci de başarıyla atlatacağına inandığımı belirtmek isterim.


Benzer Haber ve Analizler

TÇÜD: Türkiye'nin ham çelik üretimi 2026'nın Ocak-Mayıs döneminde yükseldi, AB kotasında 3 milyon mt'un üzerinde ...

01 Tem | Çelik Haberler

Yametaş: Mevcut dinamikler ışığında 2026'nın ikinci yarısı ve sonrası için yassı çelik fiyatlarında radikal bir düşüş ...

25 Haz | Röportaj

Tosyalı: AB’nin yeni kota çerçevesi Türkiye’nin ihracat alanını ciddi ölçüde daraltıyor

24 Haz | Röportaj

Kerim Çelik: 2026’da odağımızda katma değerli ürün grubumuzu genişletmek ve sürdürülebilirlik odaklı dijital ...

23 Haz | Röportaj

Uğur Dalbeler: Türkiye çelik sektörü belirsizliklere uyum sağlayarak güçlendi

23 Haz | Çelik Haberler

Galva Metal: Yüksek faiz ve belirsizlik talebi baskılıyor

22 Haz | Röportaj

Erdemir 61 yıldır Türkiye sanayisine değer katıyor

18 Haz | Röportaj

Çelik Dış Ticaret Derneği: Çelik sektöründe gözler Avrupa kotaları, Orta Doğu tedarik zinciri, Ukrayna pazarı ve navlun ...

17 Haz | Çelik Haberler

Çolakoğlu Metalurji: Jeopolitik gelişmelerin küresel ticaret üzerindeki etkilerinin bir süre daha devam edeceğini ...

16 Haz | Röportaj

Borçelik: Üreticiler maliyet artışları ile piyasa gerçekleri arasında sıkışmış durumda

15 Haz | Röportaj





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis