Trade Resources Yönetici Ortağı Bülent Hacıoğlu, AB'nin yeni kotalarının nasıl dağıtıldığı ve bunun çelik ticaretine etkileri üzerine yazdı.
Avrupa Birliği, 30 Haziran 2026'da sona eren çelik safeguard (korunma önlemi) yerine, 1 Temmuz 2026 itibarıyla tamamen yeni bir tarife kotası rejimi uygulamaya başladı. Böylece sekiz yıldır yürürlükte olan safeguard sona ermiş oldu. Ancak çelik ithalatındaki koruma gevşemek bir yana, daha kısıtlı kotalar ve daha yüksek kota üstü vergi oranlarıyla kalıcı nitelikte yeni bir yapıya dönüştü.
Yeni rejim, 26 ürün kategorisinde yıllık toplam 18.345.922 tonluk gümrüksüz kota öngörüyor. Bu miktar, safeguard önlemi kapsamındaki kotanın yaklaşık %47 altında. Toplam kota, Rusya ve Belarus'tan yasaklı ithalat hariç tutulmak suretiyle, 2013 yılında ithalatın AB çelik tüketimindeki yaklaşık %13'lük payının 2024 tüketimine uygulanması yoluyla belirlendi. Ürün kategorileri arasındaki dağılımda ise 2022–2024 dönemindeki ithalat kırılımı esas alındı. 2013 gibi ithalatın son derece düşük olduğu bir yılın esas alınması ile ilgili AB'nin açıkladığı gerekçe, bu dönemin global çelik kapasitesi fazlasının piyasaları etkilemediği son yıl olması. Kotayı aşan ithalata eski rejimdeki %25'in tam iki katı %50 ek vergi uygulanacak.
Hatırlanacağı üzere, Avrupa Birliği, yeni önlemin GATT Madde 28 uyarınca gümrük vergisi tavizlerinin (tariff rate concessions) değiştirilmesi temelinde olacağını açıklamıştı. İlgili madde, DTÖ üyelerine, bağlı gümrük vergisi oranlarını değiştirme veya geri çekme hakkı verir ancak bu değişikliklerin, etkilenen tedarikçi ülkelerle müzakere ve telafi (compensatory concessions) karşılığında yapılması gerekir. Öte yandan yeni tarife kotası rejimi Türkiye ile Gümrük Birliği dahil olmak üzere AB'nin yürürlükteki serbest ticaret anlaşmalarının da açıkça ihlali anlamına geliyor. AB bu yükümlülükleri de dikkate alarak yeni tarife kotası rejiminde tercihli ülke (most favored nation, MFN) ve serbest ticaret anlaşması (STA) olan ülkelere öncelik vermekte. Toplam kotanın yaklaşık yarısı, 9,15 milyon ton civarında bir miktar, Türkiye'nin dahil olduğu STA ortakları için ayrılmış durumda. AB'nin belirlediği yönteme göre bir ülkenin 2022-2024 döneminde ilgili ürün kategorisindeki AB ithalatının en az %5'ini karşılaması halinde ülkeye özgü kota tahsis edilmekte. Kendi özel ülke kotasını tüketen STA ülkeleri, kategoriye göre diğer STA ülkeleriyle rekabet edecekleri özel “FTA Quota–CSQ” (STA-Ülkeye özgü) kotasından da faydalanabiliyor. Ülkeye özel kota almayan ülkeler için de genel “diğer ülkeler” ve yalnız STA ortaklarına açık bakiye kotalar bulunuyor. Hangi ülkenin hangi havuza, hangi sırayla erişebildiği üründen ürüne değişiyor.
Kotalar “first come, first served” esasıyla ve yıllık miktarın dört eşit parçaya bölünmesi ile belirlenen üç aylık dönemler halinde uygulanacak. İlk kota yılında kullanılmayan bakiye, takip eden çeyreğe devredilecek. İkinci yıldan itibaren ise AB, kullanım oranı, ithalat baskısı ve AB'deki kullanıcıların arz sorunlarını dikkate alarak devir uygulamasını ürün bazında yeniden belirleyebilecek.
Yeni rejimde bir başka dikkat çekici gelişme ise melt and pour beyan gereksinimi. 1 Ekim 2026'dan itibaren ithalatçıların çeliğin ilk kez sıvı halde üretildiği ve ilk katı forma dönüştürüldüğü ülkeyi beyan etmeleri gerekecek. Her ne kadar bu aşamada bu beyanın sadece bilgi amaçlı olduğu ifade edilse de yakın zamanda kota uygulamalarının normal menşe kuralları yerine melt and pour ülkesi esasına göre dönüştürülmesi çok da sürpriz olmayacak.
Toplam kotanın kayda değer oranda düşmüş olmasına karşın yeni tarife kotası rejimini STA ülkeleri grubunda yer alan Türkiye açısından ele aldığımızda görece avantajlı ülkeler arasında olduğunu görüyoruz. Örneğin en büyük kota tahsis edilen sıcak haddelenmiş sac grubunda Türkiye'ye garanti edilen kota toplam yıllık 642.295 ton. Kota bitiminde açılacak diğer STA ülkeleri kotası olan 483.682 tonun tamamını Türkiye kullansa dahi toplam 1.125.977 ton, safeguard esnasında Türkiye'ye tahsis edilmiş yaklaşık 1,6 milyon tonun yaklaşık %32 altında. Dolayısıyla Türkiye HRC kategorisinde yeni sistemin en yüksek ülke kotasını almış olsa da en iyimser senaryoda dahi önceki ihracatının yaklaşık üçte birini kaybediyor.
Türkiye'ye en yüksek ikinci kota tahsisinin yapıldığı 4A kategorisi galvaniz ve diğer metalik kaplama saclarda ise durum biraz farklı. Türkiye'ye yeni rejim kapsamında 255.701 tonluk garanti edilmiş ülke kotası verilirken bu kotanın tüketilmesinden sonra erişilebilecek ortak STA kotası 155.526 ton. Bu kotanın tamamını Türkiye kullansa dahi toplam erişebileceği miktar 411.227. Safeguard önleminde Türkiye'ye bu ürün kategorisinde özel kota ayrılmamış olmasına rağmen %25 azami limit dikkate alındığında Türkiye'nin ihraç edebileceği miktar olan 473 bin tona kıyasla yeni kota yaklaşık %13 daha düşük. Özetle Türkiye'ye ayrılan spesifik kota eski safeguard rejiminin kayda değer miktarda altında. Ancak Türkiye'nin STA bakiye kotalarına coğrafi konum avantajı ile de daha rahat ulaşabileceği dikkate alınırsa diğer ülkelere göre daha avantajlı konumda.
Tabii kota miktarlarından ve Türkiye'nin durumundan bağımsız, Avrupa Birliği'nin bu yeni rejimi, kural bazlı (rule based) ticaret sistemine çok ciddi bir darbe vuracak. ABD'nin de son 10 yılda uygulamaya geçirdiği birçok tedbirle birlikte artık “rule based” ticaret yerine yönetilen yani “managed trade” sistemine geçiş gitgide hızlanıyor. Önümüzdeki günlerde benzer aksiyonları bataryalar, güneş panelleri veya elektrikli araçlar gibi diğer stratejik ürünler için de görmeyi bekleyebiliriz. Çelik özelinde ise, EUROFER, yeni rejimin kapsamının çelik ağırlıklı son kullanıcı ürünlere genişletilmesi için girişimlere başladığını açıkladı. Önümüzdeki günlerde sınırda karbon düzenlemesi sıkılaştırmaları ve hatta belki de EUROFER'in çok uzun zamandır dile getirdiği hurda ihracatı kısıtlamasının bile gündeme gelmesini bekleyebiliriz.
Yeni tarife kotası rejiminin ABD ile yürütülen pazarlıklardan tamamen bağımsız olduğu da söylenemez. Avrupa Birliği, kendi çelik pazarını ABD'nin talep ettiği şekilde koruma altına alarak ABD ile müzakerelerde kendi üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği görüşünde ve Washington'dan Biden dönemindekine benzer şekilde Section 232 vergisinden muaf veya düşük vergili bir tarife kotası talep ediyor.
