Avrupa Komisyonu, sanayiyi güçlendirirken, düşük emisyonlu yerel teknolojilere ve ürünlere yönelik talebi artırmayı amaçlayan Sanayi Hızlandırıcı Yasa’yı resmi olarak tanıttı.
Söz konusu düzenlemenin, üretim faaliyetlerini canlandırmayı, şirketlerin büyümesini ve istihdam yaratmasını desteklemeyi ve Avrupa Birliği genelinde daha temiz sanayi teknolojilerinin benimsenmesini hızlandırmayı hedeflediği belirtildi.
Yasanın resmen yürürlüğe girmeden önce Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği Konseyi tarafından incelenip müzakere edileceği bildirildi.
Stratejik sektörler için yerel ürün kullanım ve düşük emisyon kriterleri
Draghi raporundaki öneriler doğrultusunda tasarlanan yasanın, kamu alımları ve kamu destek programlarına yerel ürün kullanımına öncelik veren “Made in Europe” ilkeleri ve/veya düşük emisyon kriterleri getirmeyi öngördüğü ifade edildi.
Bu hükümlerin ilk etapta çelik, çimento, alüminyum, otomotiv ve net sıfır emisyonlu teknolojiler gibi stratejik sektörlerde uygulanacağı, ilerleyen dönemlerde ise kapsamın, kimya gibi diğer enerji yoğun sektörleri de içerecek şekilde genişletilebileceği dile getirildi.
Öte yandan sanayi yatırımlarını kolaylaştırmak amacıyla AB üyesi ülkelerin, sanayi projelerinin izin süreçlerini basitleştirecek ve hızlandıracak tek bir dijital izin sistemi kurmasının zorunlu olacağı aktarıldı.
Avrupa sanayisinin rekabet gücünün artırılması hedefleniyor
Söz konusu yasanın, küresel rekabetin yoğunlaştığı ve stratejik sektörlerde AB dışı tedarikçilere bağımlılığın arttığı bir dönemde Avrupa sanayisinin rekabetçiliği güçlendirme hedefi doğrultusunda hazırlandığına dikkat çekildi.
AB’nin gayrisafi yurt içi hasılasında imalat sektörlerinin payının şu an yaklaşık %14,3 seviyesinde yer aldığı ve Avrupa Komisyonunun bu payı 2035 yılına kadar %20’ye çıkarmayı hedeflediği ifade edildi.
AB, yerel üretim kapasitesini güçlendirmeyi amaçladığını, aynı zamanda ekonomik dayanıklılık ve büyüme için açık pazarları koruma konusunda kararlı olduğunu yineledi.
Uluslararası kamu alımlarında karşılıklılık kuralları
Bununla birlikte yasanın, uluslararası kamu alımlarında daha güçlü karşılıklılık sağlanmasına yönelik hükümler içerdiği paylaşıldı.
Kendi kamu ihalelerini AB’li şirketlere açan ülkelerin, AB içinde eşit muamele göreceği vurgulandı. AB ile serbest ticaret anlaşması, gümrük birliği veya DTÖ Kamu Alımları Anlaşması olan ortak ülkelerden gelen ürünlerin AB menşeli olarak kabul edileceğinin altı çizildi. Diğer kamu destek programları ve ihalelerinde ise AB ile ticaret anlaşması veya gümrük birliği bulunan diğer ortak ülkelerin de kapsama dahil edilebileceği söylendi.
Stratejik sektörlerde büyük ölçekli yabancı yatırımlara yeni kurallar
Yasayla birlikte tek bir üçüncü ülkenin küresel üretim kapasitesinin %40’ından fazlasını kontrol ettiği stratejik sektörlerde büyük ölçekli doğrudan yabancı yatırımlara ek koşullar uygulanacağı aktarıldı.
100 milyon €’nun üzerindeki yatırımların yerel içerik kurallarına uyarak inovasyon, teknoloji transferi ve bilgi paylaşımı yoluyla AB ekonomisine katkı sağlamasının gerekeceği belirtildi. Ayrıca bu projelerden elde edilen ekonomik kazanımların Avrupa içinde kalması için istihdamın en az %50’sinin Avrupa’dan sağlanması şartının koşulacağı eklendi.
Düşük emisyonlu ürünler için öncü pazarlar oluşturma hedefi
Yasanın temel hedeflerinden birinin Avrupa’da üretilen düşük emisyonlu ürünler için öncü pazarlar oluşturmak olduğu vurgulandı. Bu kapsamda kamu alımları ve kamu destek programlarında çimento ve alüminyumun yanı sıra batarya, güneş paneli, rüzgâr türbini, ısı pompaları ve nükleer enerji gibi net sıfır emisyonlu teknolojiler sektöründe yerel içerik kurallarına ve düşük emisyon kriterlerine öncelik verilmesinin planlandığı dile getirildi. Çelik sektöründe ise öngörülebilir talep oluşturulması, yatırımcı güveninin artırılması ve temiz çeliğin Avrupa sanayisinin dönüşümünün temel unsurlarından biri haline getirilmesi amacıyla düşük emisyonlu üretime yönelik özel tercih mekanizmaları getirileceği kaydedildi.
Son olarak yasanın, temiz üretim projeleri için sanayi kümelenmesini teşvik edecek Endüstriyel Hızlandırma Bölgeleri oluşturulmasını öngördüğüne dikkat çekildi. Bu bölgelerin, ortak altyapı kullanımını kolaylaştırmasının, izin süreçlerini hızlandırmasının ve yatırım ile iş gücü becerilerine erişimi iyileştirmesinin beklendiğinin altı çizildi.
