Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) “Çelik Görünümü 2026” raporunda, Çin’in emlak sektöründe devam eden yavaşlamanın Hindistan, Güneydoğu Asya, Afrika ve bazı Orta Doğu piyasalarındaki daha güçlü büyümeyi dengelemesi nedeniyle küresel çelik talebinin dört yıl üst üste daralmasının ardından 2026 yılında yalnızca sınırlı bir toparlanma kaydetmesinin beklendiğini, çelik üretim kapasitesi ile talep arasındaki farkın açılmaya devam etmesinin ise küresel çelik sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal krizi derinleştirdiğini belirtti.
OECD’ye göre küresel çelik talebi 2025 yılında tahmini olarak %2,6 düşüşle 1,80 milyar mt seviyesine geriledi ve 2026 yılında yalnızca %0,4 artışla 1,81 milyar mt seviyesine yükselmesi bekleniyor. Talebin 2030 yılına kadar 1,88 milyar mt seviyesine ulaşacağı ve 2025-30 döneminde yalnızca %0,9 bileşik yıllık büyüme oranı kaydedeceği öngörülüyor.
OECD, Çin’in çelik talebinin 2025 yılında %6,9 düşüşle 830,94 milyon mt seviyesine gerilediğini ve ülke hükümetinin Ocak 2026’da emlak şirketlerinin finansmana erişimini daha önce kısıtlayan “üç kırmızı çizgi” borçlanma politikasını kaldırma kararına rağmen inşaat faaliyetlerinin zayıf kalması nedeniyle 2026 yılında %0,6 düşüşle 826,22 milyon mt seviyesine gerilemesinin beklendiğini belirtti.
Kuruluş, alıcı güveninin zayıf kalması ve yeni konut fiyatlarının düşmeye devam etmesi nedeniyle söz konusu politika değişikliğinin çelik tüketiminde hızlı bir toparlanma yaratmasının beklenmediğini, Çin’in çelik talebinin uzun vadeli düşüşünü sürdürerek 2030 yılına kadar 817,84 milyon mt seviyesine gerilemesinin beklendiğini ifade etti.
Küresel kapasite fazlasının 2028’e kadar 745 milyon mt seviyesine ulaşması bekleniyor
OECD, talepteki zayıflığın küresel çelik üretim kapasitesinin genişlemeye devam ettiği bir dönemde yaşandığını, bunun da kapasite kullanım oranlarını sürdürülemez seviyelerde tutması ve üreticiler üzerindeki finansal baskıyı artırması beklenen büyüyen bir dengesizlik yarattığını belirtti.
Rapora göre küresel çelik kapasite fazlasının 2025 yılında 640 milyon mt seviyesine ulaştığı tahmin edilirken, 2026-28 döneminde talebin yalnızca 34 milyon mt artmasının, kapasitenin ise aynı dönemde 139 milyon mt’a kadar çıkmasının beklendiği göz önüne alındığında kapasite fazlasının 2028 yılına kadar 745 milyon mt seviyesine yükseleceği öngörülüyor.
OECD bu durumun gerçekleşmesi halinde 2028 yılındaki küresel kapasite fazlasının mevcut OECD çelik üretimini yaklaşık 320 milyon mt aşacağını, kapasite kullanım oranlarının ise 2025 yılındaki %76 seviyesinden 2028 yılına kadar %74 veya daha düşük seviyelere gerileyebileceğini, bunun da çelik fiyatları, kârlılık ve piyasa odaklı çelik sektörlerinin uzun vadeli sürdürülebilirliği üzerinde ek baskı yaratacağını vurguladı.
Raporda ayrıca son 20 yıldaki kapasite artışının büyük bölümünün OECD alanı dışında gerçekleştiği ve çoğu zaman sübvansiyonlar ile diğer piyasa dışı politikalarla desteklendiği belirtilirken, iç piyasada absorbe edilemeyen üretim fazlasının genellikle düşük fiyatlarla ihraç edildiği ya da çelik yoğun nihai ürünlerin içinde yer aldığı ve bunun ithalatçı piyasalardaki üreticiler üzerinde ek baskı yarattığı ifade edildi.
Bölgesel talep görünümü dengesiz kalmaya devam ediyor
OECD, Çin dışındaki çelik talebinin küresel ortalamanın üzerinde kalmasının beklendiğini ancak büyümenin bölgeler arasında dengesiz seyretmeye devam edeceğini belirtti. Hindistan’ın çelik tüketiminin 2025 yılında %9,8 arttığı ve 2026 yılında %6,7 daha yükselmesinin beklendiği, ASEAN ülkelerinde ise altyapı, imalat, ulaştırma, enerji ve sanayi bölgesi yatırımlarıyla desteklenen talebin 2026 yılında %3,5 artmasının öngörüldüğü kaydedildi.
ABD ve Kanada’da çelik talebinin altyapı harcamaları, imalat politikaları, veri merkezi inşaatları, enerji bağlantılı projeler, otomotiv stratejileri ve temiz teknoloji yatırımlarıyla desteklenmesi beklenirken, Meksika’daki toparlanmanın zayıf nihai kullanıcı faaliyeti ve düşük fiyatlı Asya ithalatının yarattığı baskı nedeniyle kademeli kalması öngörülüyor.
Avrupa’da AB ve İngiltere’deki çelik talebinin, 2025 yılındaki daralmanın ardından 2026 yılında yalnızca %1,4 toparlanması bekleniyor. Zayıf sanayi ve inşaat faaliyeti, yüksek enerji maliyetleri, ithalat baskısı ve rekabet gücüne ilişkin zorlukların özellikle Fransa ve Almanya gibi büyük piyasalarda iyileşmeyi sınırlamaya devam ettiği belirtildi.
OECD ayrıca Afrika ve Orta Doğu’da proje odaklı faaliyetler, kamu öncülüğündeki inşaat, sanayide yerelleşme ve enerji altyapısı yatırımlarının etkisiyle 2025 yılında daha güçlü çelik talebi artışı kaydedildiğini ancak yatırım döngülerinin olgunlaşması ve makroekonomik sorunların yeniden öne çıkmasıyla her iki bölgede de büyümenin 2026 yılında yavaşlamasının beklendiğini bildirdi.
OECD daha güçlü uluslararası iş birliği çağrısında bulundu
OECD, mevcut kapasite fazlası krizinin yalnızca talep toparlanmasıyla çözülemeyeceğini, ticaret önlemleri ve diğer ulusal tedbirlerin geçici rahatlama sağlayabileceğini ancak sorunun sübvansiyonlar, piyasa dışı politikalar ve piyasa koşullarıyla uyumlu olmayan kapasite artışlarıyla bağlantılı temel nedenlerini tam olarak ortadan kaldıramayacağını belirtti.
Kuruluş, Çelik Kapasite Fazlası Küresel Forumu üyelerinin küresel çelik kapasite fazlasının hem temel nedenlerini hem de olumsuz etkilerini ele almak üzere 2026 yılında ortak eylem için yeni ve kapsamlı bir çerçeve geliştirdiğini, OECD Çelik Komitesi’nin ise ithalat takibini iyileştirmek ve ticaret önlemlerinin etrafından dolaşıldığını gösterebilecek şüpheli ticaret modellerini tespit etmek amacıyla izleme ve analiz çalışmalarını güçlendirdiğini ifade etti.
OECD, zayıf talep, artan kapasite ve yoğunlaşan ticaret gerilimlerinin piyasa istikrarını zayıflatmaya devam ettiği bir dönemde, bu alanlarda sağlanacak ilerlemenin çelik sektöründe piyasa odaklı yatırım, üretim ve ticaretin yeniden tesis edilmesi ve küresel çelik sektöründe kalıcı bir toparlanmanın desteklenmesi açısından kritik önem taşıdığı sonucuna vardı.
