OECD Çelik Komitesi Başkanı Sheryl Groeneweg’in 23-24 Mart 2026 tarihlerinde Paris’te gerçekleştirilen ve 42 ülkeden 288 hükümet yetkilisi ile sektör temsilcisinin bir araya geldiği 99. oturum ardından yaptığı açıklamaya göre küresel çelik piyasaları arz fazlasının büyümeye devam etmesi, Çin’in ihracatının rekor seviyelere ulaşması ve talebin zayıf seyretmesi nedeniyle yeniden baskı altına girerken, sektörün uzun vadeli sürdürülebilirliğine ilişkin ciddi endişeler artıyor.
Küresel çelik talebi baskı altında kalmayı sürdürüyor
OECD Çelik Komitesi küresel çelik talebinin dört yıl üst üste gerilediğini ve daralmanın 2025 yılında %2’nin üzerine çıktığını belirtti. 2026 yılında sınırlı bir toparlanma beklense de özellikle Orta Doğu kaynaklı jeopolitik riskler nedeniyle görünüm belirsizliğini koruyor.
Çin’de çelik talebinin zayıflamayı sürdürmesi beklenirken, bu düşüşün 2025 yılında kaydedilen %6,5 seviyesine kıyasla daha ılımlı olması öngörülüyor. OECD bölgesinde ise geçen yıl görülen %1,5’lik düşüşün ardından yalnızca kısmi bir toparlanma bekleniyor. Buna karşın Hindistan, Güneydoğu Asya ve MENA bölgesi gibi gelişmekte olan bölgeler daha güçlü büyüme potansiyeli sergiliyor.
Küresel arz fazlası rekor seviyelere ulaştı
OECD Çelik Komitesine göre küresel çelik arz fazlası 2025 yılında 640 milyon mt seviyesine yükselerek OECD bölgesindeki toplam çelik üretimini 200 milyon mt’dan fazla aştı. Aynı dönemde küresel çelik üretim kapasitesi üst üste dördüncü yıl artarak 2,44 milyar mt seviyesine ulaştı.
Bölgeler arasındaki farklılaşma daha belirgin hale geldi ve OECD ülkelerinde kapasite daralırken, OECD dışı ekonomilerde önemli artışlar kaydedildi. Hindistan, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu’da, özellikle İran’da kapasite artışları dikkat çekti. Komite, süregelen plansız yatırımların arz fazlasını daha da artırdığını ve küresel ticaret gerilimlerini yoğunlaştırdığını vurguladı.
Çin’in ihracatı küresel ticaret dengelerini değiştiriyor
OECD Çelik Komitesi, Çin’in çelik ihracatının 2025 yılında 131 milyon mt ile rekor seviyeye ulaştığını ve son üç yılda neredeyse iki katına çıktığını bildirdi. Komiteye göre yurt içi talebin zayıflamasıyla birlikte Çinli üreticiler fazla üretimlerini giderek daha fazla uluslararası pazarlara yönlendiriyor. Bu durum, Avrupa, Kuzey Amerika ve Latin Amerika’daki üreticiler üzerinde ciddi baskı yaratırken, bu bölgelerin ihracat tonajlarında son yıllarda düşüş gözlendi.
Ticaret önlemleri artsa da hileli ticaret halen etkili
Küresel ölçekte koruma önlemleri artmaya devam ederken, hükümetler giderek daha fazla antidamping ve telafi edici vergiler, kotalar ve ulusal güvenlik temelli kısıtlamalara başvuruyor.
2025 yılında toplam 75 yeni antidamping ve telafi edici vergi soruşturması başlatıldı. Ancak OECD Çelik Komitesi, bu önlemlerin etkinliğinin artan hileli ticaret nedeniyle zayıfladığını belirtti. Bu hileli ticaret faaliyetlerinin arasında çeliğin özellikle Güneydoğu Asya ülkeleri gibi üçüncü ülkeler üzerinden sevk edilmesi, ürünlerde küçük değişiklikler yapılarak vergilerin aşılması, üretim tesislerinin yurt dışına taşınarak menşe değişimi sağlanması ve ticaret önlemlerine tabi olmayan nihai mamuller aracılığıyla ihracat yapılması yer alıyor.
Sübvansiyonlar rekabeti bozmayı sürdürüyor
Komite, çelik sektöründe piyasa bozucu sübvansiyonların özellikle OECD dışı bölgelerde artmaya devam ettiğini vurguladı. Son verilere göre 2024 yılında ortalama bir Çinli çelik şirketi, varlık büyüklüğüne oranla diğer ülkelerdeki şirketlere kıyasla 15 kat daha fazla sübvansiyon aldı. Bu oran önceki yıllarda yaklaşık 10 kat seviyesindeydi. Ayrıca Çin’in sübvansiyon oranı 2019’dan bu yana neredeyse iki katına çıkarken, 2025 yılında 59 yeni yerel sübvansiyon programı devreye alındı.
Komite ayrıca emisyonları azaltmaya yönelik kapasite dönüşüm programlarının beklenen net kapasite düşüşünü sağlamadığını çünkü yeni düşük emisyonlu kapasitenin mevcut kapasiteler tamamen kapatılmadan eklendiğini belirtti.
Enerji güvenliği ve jeopolitik riskler ön planda
Öte yandan devam eden jeopolitik gerilimler, özellikle Orta Doğu’daki gelişmeler, enerji ve hammadde güvenliğinin önemini artırmış durumda. OECD Çelik Komitesi, uygun maliyetli, istikrarlı ve güvenilir enerji arzının sağlanmasının sanayide rekabetçiliği korumak ve ulusal ekonomik güvenliği desteklemek açısından kritik bir öncelik haline geldiğini ifade etti. Bu konuların önümüzdeki dönemde politika tartışmalarının merkezinde yer alması bekleniyor.
Uluslararası koordinasyon çağrısı
Komite son olarak mevcut politika araçlarının küresel çelik krizine yanıt vermek konusunda yetersiz kaldığını vurguladı. Bu kapsamda delegeler Küresel Çelik Arz Fazlası Forumu’nun 2026’nın Haziran kadar ortak bir eylem çerçevesi geliştirmeye yönelik çalışmalarını memnuniyetle karşıladığını ifade etti. Söz konusu çerçevenin piyasa dışı uygulamaların daha yakından izlenmesi, ithalat kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi ve hileli ticarete karşı daha etkin önlemler alınmasını içermesi bekleniyor.
