27-29 Eylül tarihlerinde Belgrad'da düzenlenen SteelOrbis 2026 Güz Konferansı & 95. IREPAS Toplantısı'nın son günündeki panel oturumunda konuşan tüccarlar komitesi başkanı SEBA Group of Companies Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO'su F.D. Baysal, zayıflayan talep, düzenleyici baskılar ve artan jeopolitik risklere dikkat çekerek komitenin mevcut piyasa koşullarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Baysal, gümrük vergileri, navlun riskleri ve ithalat için getirilen ek yükümlülükler nedeniyle çelik ticaretinin daha bölgesel hale geldiğine dikkat çekti. Komitenin değerlendirmelerini aktaran Baysal, Çin'in çelik üretimini azalttığını ancak yüksek tonajlı ihracata devam ettiğini belirtti. İhracat lisansları ve KDV ile ilgili değişikliklerin ülkenin ihracat yapısını değiştirdiğini ve ihracatta uzun mamullerin payının arttığını dile getirdi. Çin'in gayrimenkul sektöründe devam eden zayıflığın üretim fazlasının dış pazarlara yönelmesine neden olduğunu kaydetti.
Navlun riskleri Orta Doğu'da çelik ticaretini zorlaştırıyor
Baysal, navlun piyasasının dalgalı seyrettiğini belirtti. Asya'dan Avrupa'ya verilen navlun nispeten zayıf kalırken, Orta Doğu'ya ve Orta Doğu'dan yapılan sevkiyatlar için gemi bulmanın zorlaştığını dile getirdi. Savaş riski primleri ve yüksek bunker yakıt maliyetlerinin tüccarların karşı karşıya olduğu zorlukları artırdığını söyledi.
Körfez bölgesindeki ticarete ilişkin olarak Baysal, kararların artık yalnızca çelik fiyatı ve navlun temelinde alınamayacağını belirtti. Tüccarların sigorta maliyetlerini, değişen transit sürelerini ve yüklerin planlandığı şekilde ulaşıp ulaşmayacağına ilişkin belirsizliği de dikkate alması gerektiğini vurguladı. Lojistiğin önemli bir sorun olmaya devam etmesini beklediğini ve jeopolitik risklerden kaynaklanan navlun primlerinin kalıcı olmayabileceğini ifade etti. Asıl kalıcı olan değişimin her ticari faaliyette jeopolitik risklerin hesaba katılması gerekliliği olduğunu vurguladı. Sevkiyat rotaları ve ek primlerin yanı sıra yüklerin gecikmesinden doğan finansman ihtiyacının da tüccarların hesaplamalarının bir parçası haline geldiğinin altını çizdi.
Yüksek faiz oranları ABD'de çelik talebi üzerinde baskı oluşturuyor
Baysal, yüksek faiz oranlarının ABD'de ticari ve konut inşaatları ile bu sektörlerde kullanılan çelik ürünlerine yönelik talep üzerinde baskı oluşturduğuna dikkat çekti. Ancak altyapı ve veri merkezi projeleri, enerji projeleri ve imalat yatırımlarında çelik tüketilmeye devam ettiğinin altını çizdi. Büyük ölçekli altyapı ve veri merkezi projelerine çoğunlukla yerel üreticiler tarafından tedarik gerçekleştirildiğini söyledi.
Bu çerçevede Baysal, tüccarların temkinli alım yaptığını ve stoklarını düşük tutmayı tercih ettiğini ifade etti. Finansman maliyetlerinin yüksek olduğu ve vergiler, kotalar, navlun ve bölgesel piyasa koşullarının değişebildiği bir ortamda karşılıklı alım satıma dayalı ticaretin spekülatif amaçlı stok tutmaktan daha cazip hale geldiğini kaydetti.
Kapasite-talep farkı ve ticaret önlemleri birbiriyle bağlantılı riskler olarak görülüyor
Baysal, çelik sektörünün döngüsel yapısını korumasına rağmen ticaretin temel yapısının değiştiğini belirtti. Kapasite artışı, ticaret engelleri ve jeopolitik risklerin piyasayı daha parçalı hale getirdiğini, aynı zamanda tüccarların yalnızca piyasalar arasındaki fiyat farklarını esas almak yerine her bölgedeki fırsatları ayrı ayrı değerlendirmesi gerektiğini ifade etti.
2027 yılına ilişkin olarak Baysal, çelik üretim kapasitesi ile talep arasındaki farkı ve bunun sonucunda uygulanabilecek ticaret önlemlerini birbiriyle bağlantılı riskler olarak değerlendirdi.
