27-29 Eylül tarihlerinde Belgrad'da düzenlenen SteelOrbis 2026 Güz Konferansı & 95. IREPAS Toplantısı'nın son gününde düzenlenen panelde söz alan hammadde tedarikçileri komitesi başkanı Stena Metal International'dan Jens Björkman, panel oturumunda komitenin küresel hammadde piyasalarındaki mevcut dinamikler ve zorluklara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
Björkman, yüksek navlun, enerji ve finansman maliyetlerinin hurda ihracatına yönelik olası kısıtlamalarla birlikte çelik üretiminde kullanılan hammaddelerin ticareti üzerinde baskı oluşturduğunu belirtti. Komitenin değerlendirmelerini aktaran Björkman, koklaşabilir taş kömürü fiyatlarının birkaç ay içinde yaklaşık %60 arttığını söyledi. Ayrıca 2026 yılının ilk yarısında ABD'de hammadde talebinin güçlü seyrettiğine ve Hindistan'ın gösterdiği büyümeye dikkat çekti. Buna karşılık Avrupa'da yüksek enerji maliyetlerinin sektörün karşı karşıya olduğu zorlukları artırdığını belirtti.
Düşük su seviyeleri Avrupa'da hurda ve çelik sevkiyatlarını aksatıyor
Björkman, Ren Nehri'ndeki su seviyesinin 2018'deki gibi düşmesinin Avrupa'daki hurda ve çelik sevkiyatlarını aksattığını belirtti. Bazı malzemelerin varış noktalarına ulaşmak yerine stoklarda kaldığını ve bu durumun satışların ertelenmesine neden olduğunu dile getirdi. Avrupa'da çelik kapasite kullanım oranının yaklaşık %65 olduğunu ve bu seviyenin sürdürülebilir olmadığını ifade etti.
Koklaşabilir taş kömürüne ilişkin olarak Björkman, yaz aylarındaki fiyat artışının özellikle Çin'deki koşullardan kaynaklandığını ve Avustralya'daki fiyatları da yükselttiğini dile getirdi. Björkman'a göre Çin'in talebi o tarihten bu yana bir miktar geriledi. Hindistan'ın üretiminin bu yıl yaklaşık %6 arttığını belirten Björkman, söz konusu artışın Çin'den gelen talepteki düşüşü dengelemesini beklemediğini aktardı. Bu nedenle önümüzdeki aylarda koklaşabilir taş kömürü fiyatlarına ilişkin görünümün bir miktar olumsuz olduğunu ve önceki fiyat artışının kısa vadede geçici olabileceğini paylaştı.
Ticaretteki aksamalar Hindistan ve Pakistan'ın hurda alımlarını etkiliyor
Hindistan ve Pakistan ithal hurda piyasalarına değinen Björkman, ticaret akışlarındaki aksaklıkların alımlar üzerinde önemli bir etkisi olduğuna dikkat çekti. Önceden daha düşük tonajları kısa teslim süreleriyle satın alabilen alıcıların artık yüksek tonajlı alımlarda daha uzun teslim süreleriyle karşı karşıya kaldığını aktardı. Yüksek navlun ve finansman maliyetlerinin bu değişiklikleri daha da zorlaştırdığını, aynı zamanda Avrupa çıkışlı malzemeye yönelik talebin arttığını da ifade etti.
Björkman, AB'den OECD üyesi olmayan ülkelere atık sevkiyatlarını etkileyebilecek değişikliklere ilişkin endişelerini dile getirdi. Avrupa çıkışlı malzemenin önemli ve düzenli alıcılar arasında Kuzey Afrika ve Güney Asya'nın yer aldığını belirterek kısıtlamaların hem söz konusu bölgelerin AB'den hurda satın alma imkânını hem de Avrupa'daki geri dönüşüm faaliyetlerini etkileyebileceğini vurguladı.
Öte yandan Björkman, tedarik zincirinin tamamında hammadde ticareti için finansmana erişimin zor hale geldiğini söyledi. Yüksek faiz oranları, navlun ve hammadde fiyatlarının şirketleri teslimat sürelerini kısa tutmaya, mevcut ihtiyaçları doğrultusunda alım yapmaya ve stoklarını yüksek seviyelerde tutmamaya yönelttiğinin altını çizdi.
Elektrik ark ocaklı üreticilerin gelecekteki hammadde kullanımına da değinen Björkman, hurdanın temel hammadde olmaya devam edeceğine dikkat çekti. Sıcak briketlenmiş demir (HBI) ve doğrudan indirgenmiş demirin (DRI) hurdayı tamamlayıcı girdiler olarak kullanılabileceğini ancak hurdanın yerini almasını beklemediğini ifade ederek bu malzemelerin maliyetinin birçok bölgede kısıtlayıcı bir unsur olduğunu, enerji arzının ise nerede üretilebileceklerini etkilediğini kaydetti. Ayrıca bölgesel ve siyasi belirsizlikler göz önüne alındığında Avrupa'nın Körfez ülkelerinin güvenilir bir tedarik rotası olarak görüp görmeyeceği konusunda soru işaretleri bulunduğunu dile getirdi.
Ticaret bariyerleri 2027'de hurda piyasası için temel risk olarak görülüyor
Björkman, Avrupa'nın kendi çelik üreticileri için yeterli hurdaya sahip olduğunu belirterek hurda ihracatına ilave kısıtlamalar ve idari gereklilikler getirilmesine karşı olduğunu ifade etti. 2027 yılında piyasanın karşı karşıya kalacağı riskler sorulduğunda Björkman, artan ticaret engellerini hurda tedarikçileri açısından özellikle önemli bir endişe olarak gösterdi. Son olarak Avrupa'daki ihracatçıların ilave gerekliliklerle karşı karşıya kalmasıyla ticaretin daha bölgesel hale gelmesini beklediğini ekledi.
