Avrupa Çelik Birliği (EUROFER) tarafından yayımlanan pozisyon belgesinde Sanayi Hızlandırıcı Yasa’nın Avrupa sanayisinin karbonsuzlaştırılmasını destekleme ve düşük emisyonlu çelik için öncü pazarlar oluşturma yolunda atılmış önemli bir adım olduğu belirtildi. Ancak birlik, yasanın mevcut halinin AB’de üretilen düşük emisyonlu çeliğe yönelik talebi garanti almak için yeterli olmadığını ifade etti.
EUROFER’in temel eleştirilerinden biri önerilen menşe kurallarına yönelik oldu. Birlik, ürünün son işlendiği yer esasına dayanan standart AB gümrük kuralları gereği slab veya sıcak rulo sac gibi ithal yarı mamullerin, Avrupa’da sınırlı ölçüde son işlemden geçtikten sonra AB menşeli kabul edilebileceğini söyledi. Bu durumun, AB’de üretilen düşük emisyonlu çeliğe talep yaratma hedefini zayıflatabileceğini belirtti.
Zorunlu AB menşe gereklilikleri önerildi
Birlik, kamu alımları ve kamu destek mekanizmalarında kullanılan düşük emisyonlu çelik için zorunlu AB menşe gereklilikleri getirilmesini talep etti.
Özellikle çeliğin “ilk eritildiği ve döküldüğü” yerin AB içinde olması şartının aranması gerektiğini vurguladı.
İthal ürünlerin pazarı domine etme riski
EUROFER, AB’nin çelik ithalatının %75’ten fazlasını AB ile serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelerden yaptığını hatırlattı. Bu nedenle mevcut düzenleme kapsamında yaklaşık 80 ülkeden gelen ürünlerin “Made in EU” statüsü kazanabileceği belirtildi.
Birlik, Fas, Türkiye veya Sırbistan gibi ülkelerde gerçekleştirilecek sınırlı işleme faaliyetleri sayesinde AB dışındaki üreticilerin Avrupa’daki düşük emisyonlu ürün pazarına erişimini sürdürebileceği uyarısında bulundu.
Talep kriterleri yetersiz görülüyor
Pozisyon belgesinde önerilen düşük emisyonlu çelik kullanım oranlarının da yeterince güçlü talep yaratmayacağı savunuldu.
Kamu alımlarının toplam çelik talebinin %5’inden azını temsil ettiği belirtilirken, Avrupa Komisyonunun önerdiği %25’lik eşiğin piyasaya yeterli sinyal vermeyeceği ifade edildi. Bu nedenle EUROFER, AB menşeli düşük emisyonlu çelik kullanım şartının en az %50’ye çıkarılmasını önerdi.
Kapsamın diğer sektörlere de genişletilmesi çağrısı
Birlik, Sanayi Hızlandırıcı Yasa kapsamının, rüzgâr enerjisi, güneş enerjisi, elektrikli araçlar, elektrik motorları ve transformatörlerde kullanılan silisli sac dahil olmak üzere Net Sıfır Sanayi Yasası’nın kapsamına giren sektörleri de içine alacak şekilde genişletilmesini istedi. EUROFER’e göre bu sektörler, düşük emisyonlu çeliğin erkenden benimsenmesi için uygun alanlar olarak öne çıkıyor.
Rüzgâr enerjisi tarafında ise EUROFER, komisyonun bileşen sayımına dayalı metodolojisini eleştirdi. Üreticilerin yüksek değerli parçaları ithal ederken, düşük değerli parçaları Avrupa’dan temin etmeye devam edebileceğine dikkat çekti. Bu nedenle her ana bileşenin değerinin en az %60’ının AB menşeli olmasını esas alan değer bazlı bir sistem önerdi.
Elektrikli araçlar konusuna değinen birlik, AB’nin yerel içerik kurallarını desteklediğini ancak sıkılaştırılması gerektiğini vurguladı. Taneleri yönlendirilmemiş silisli sac bazlı elektrik güç aktarma sistemlerinin bileşenlerinde yerel içerik oranının %50’den %80’e çıkarılması önerisinde bulundu.
Zorunlu karbon etiketlemesine öncelik
EUROFER ayrıca gönüllü etiketleme yerine AB ürün düzenlemeleri kapsamında zorunlu sera gazı etiketlemesini desteklediğinin altını çizdi. Etiketleme sistemlerinin doğrulanmış ve karşılaştırılabilir emisyon verilerine dayanması gerektiğini savundu.
Son olarak birlik, rüzgâr ekipmanları ve silisli sac gibi stratejik sektörlerde doğrudan yabancı yatırımların daha kapsamlı şekilde incelenmesini talep etti. Piyasa ekonomisi dışındaki tedarikçilere olan bağımlılıktaki artışın Avrupa sanayisini zayıflatabileceği uyarısında bulundu.
