Çelik Dış Ticaret Derneğinin 18 Şubat tarihinde online olarak gerçekleştirdiği Söz Sizde - Çelik Sohbetleri toplantısında Türk çelik sektörünün küresel ticarette karşı karşıya olduğu yapısal dönüşüm, ticaret politikaları ve karbon düzenlemeleri ele alındı.
Çelik Dış Ticaret Derneğinin 18 Haziran tarihinde online olarak gerçekleştirdiği Söz Sizde - Çelik Sohbetleri toplantısında Avrupa’da 1 Temmuz itibarıyla devreye girmesi beklenen kota değişiklikleri, Orta Doğu’da Hürmüz Boğazı kaynaklı tedarik kırılganlığı, Ukrayna’nın yeniden yapılanma sürecinde Türk çelik sektörü için yaratabileceği fırsatlar ve navlun piyasalarında jeopolitik risklerin maliyetlere etkisi ele alındı.
Avrupa’da kota belirsizliği piyasa oyuncularını beklemeye itiyor
Tata International Limited Ticaret Müdürü Kutay Kenan Ülkü Avrupa piyasalarına ilişkin değerlendirmesinde 1 Temmuz itibarıyla Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına yönelik kota uygulamalarında başlayacak yeni dönemin, ürün grupları ve ülke bazlı dağılım konusundaki belirsizlikler nedeniyle piyasa oyuncularını beklemeye ittiğini, mevcut koşullarda hem üreticilerin hem de tüccarların risk almakta zorlandığını ve özellikle sıcak rulo sac ile levha tarafında iç piyasa fiyatları ile ithalat fiyatları arasındaki makasın açılmasına rağmen alıcıların stok seviyeleri ve kota riskleri nedeniyle yeni alımlara temkinli yaklaştığını ifade etti. Ülkü’ye göre Avrupa’da yerel fiyatların sonbahar aylarından itibaren yukarı yönlü hareket etmesi beklenirken, Avrupa’daki üretim kapasitesinin lojistik, enerji, altyapı ve tesis yaşı gibi nedenlerle hızla artırılamaması, kıtanın özellikle ticari kalite çelik ürünlerinde arz sıkıntısıyla karşı karşıya kalmasına yol açabilir.
Yeşil çelik yatırımlarında Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın ağırlığı artabilir
Toplantıda Orta Doğu piyasalarını değerlendiren Universal Rolling WLL Operasyon Direktörü Ali Der Yemen, Suriye, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman gibi pazarlarla birlikte Orta Doğu’nun Türkiye için hâlâ önemli bir çelik ihracat bölgesi olduğunu belirtirken, Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gerilimin bölgedeki üretim zincirinin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu söyledi. Der, Bahrain Steel’in demir cevheri peleti tedarikinde bölge için kritik bir konumda bulunduğunu, Hürmüz’deki aksamanın pelet akışını kesintiye uğratmasıyla birlikte Katar, Suudi Arabistan ve Bahreyn başta olmak üzere birçok üreticinin üretim planlamasında zorluk yaşadığını, bu nedenle artık zamanında tedarik yapılmasını benimseyen “just in time” anlayışının yerini yarı mamul ve hammadde stoklarının daha yüksek tutulduğu “just in case” yaklaşımına bırakması gerektiğini vurguladı. Bununla birlikte Hürmüz Boğazı’nda jeopolitik gerilimin bitmesi durumunda fiyatlarda yaklaşık %10 aşağı yönlü düzeltme beklendiğini ifade etti.
Der ayrıca Orta Doğu ve Kuzey Afrika’nın yeşil çelik ve düşük karbonlu üretim yatırımları açısından önümüzdeki dönemde daha güçlü bir konuma gelebileceğini, özellikle doğal gaz, ucuz enerji ve hidrojen bazlı DRI projeleriyle Umman, Suudi Arabistan ve Kuzey Afrika’daki yatırım dalgasının Avrupa’ya yakınlık avantajıyla birleştiğinde Türk üreticiler için hem rekabet baskısı hem de ortak yatırım fırsatı yaratacağını ifade etti. Türkiye’nin hammadde ve enerji maliyetlerinde yapısal dezavantajları bulunduğunu belirten Der, Türk üreticilerin sadece fiyat vererek ihracat yapmaya çalıştığı dönemin geride kaldığını, bundan sonra alternatif lojistik güzergâhları, güvenli tedarik modeli, bölgesel ortaklıklar ve yarı mamul güvenliği sunabilen firmaların küresel çelik ticaretinde daha dirençli olacağını söyledi.
Ukrayna kısa vadede Türk çelik sektörü için fırsat pazarı olarak görülüyor
Ukrayna Türk İş İnsanları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı ve Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu üyesi Ali Sezen, savaş nedeniyle birçok çelik tesisinin zarar gördüğü Ukrayna’nın kısa vadede Türk çelik sektörü için tehdit değil, aksine güçlü bir ihracat fırsatı sunduğunu belirterek ülkenin yeniden yapılanma sürecinde inşaat demiri, galvanizli sac, sıcak rulo sac, köşebent, profil ve diğer çelik ürünlerine yönelik ciddi bir talep oluşacağını dile getirdi. Sezen, Ukrayna’nın savaş öncesinde önemli bir çelik üreticisi olmasına rağmen mevcut koşullarda birçok büyük tesisin ya zarar gördüğünü ya da üretim kapasitesini kaybettiğini, bu nedenle Türkiye’nin özellikle lojistik yakınlık, esnek ticaret kabiliyeti ve mevcut ticari ilişkiler sayesinde yeniden yapılanma sürecinden önemli pay alabileceğini ifade etti.
Sezen’e göre Ukrayna’nın yeniden inşasında çelik talebi birkaç yıl boyunca yüksek kalabileceği için bu süreçte Türk ihracatçılarının pazara yalnızca spot satış perspektifiyle değil, yerel ofis, depo, dağıtım ağı ve uzun vadeli müşteri ilişkileri kurarak yaklaşması gerekecek. Sezen ayrıca Venezuela’dan yapılan hurda ihracatına da değinerek ülkenin Türk hurda ithalatı için alternatif kaynaklardan biri haline geldiğini, finansman ve bankacılık tarafındaki rahatlamanın Venezuela çıkışlı hurda akışını destekleyebileceğini ve Türkiye’nin hurda tedarikinde kaynak çeşitliliğini artırmasının stratejik önem taşıdığını belirtti.
Navlun piyasasında jeopolitik risklerin etkisi sürecek
Navlun piyasalarını değerlendiren Vodina A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Oğuzhan Üçok ise kuru yük piyasasında Baltık endekslerinde görülen artışların asıl olarak yakıt maliyetlerindeki değil, risk yönetimine ilişkin maliyetlerle bağlantılı olduğunu, Hürmüz Boğazı’nda olası bir normalleşmenin deniz taşımacılığına hemen yansımayacağını ve sigorta, mayın temizliği, gemilerin yeniden konumlandırılması, üretimin toparlanması ve ticaret akışının yeniden oluşması gibi başlıklar nedeniyle lojistik zincirinde etkilerin birkaç ay daha hissedilebileceğini söyledi. Üçok, özellikle konteyner taşımacılığı tarafında Kızıldeniz ve Yemen kaynaklı riskler devam ettiği sürece maliyetlerin yüksek kalabileceğini, kuru yük tarafında ise yük bulunabilirliğinin zayıflaması nedeniyle navlunlarda güçlü bir toparlanmanın kısa vadede kolay görünmediğini ifade etti.
