Redshaw: SKDM sadece karbon maliyeti değil, yeni bir ticaret düzeni yaratıyor

Cuma, 28 Kasım 2025 10:59:55 (GMT+3)   |   İstanbul

Redshaw Advisors Ltd. kurucu ve CEO’su Louis Redshaw ile AB'nin koruma politikasını ve SKDM'nin etkilerini konuştuk.

AB’nin koruma politikasıyla ilgili son duyurusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AB Komisyonunun çelik üretimini korumak amacıyla önerdiği son koruma önlemleri, küresel kapasite fazlasının AB’li üreticiler üzerindeki etkisini sınırlamayı ve ithal çeliğin izlenebilirliğini artırmayı hedefliyor. Bu önlemin AB’de çelik fiyatları üzerinde enflasyonist bir etki yaratması, dolayısıyla çelik yoğun sektörlere yansıyan bir maliyet baskısı oluşturması bekleniyor. Planın merkezinde yer alan menşe ülkede eritilip dökülmüş olma (Melt & Pour) kuralı, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) tartışmaları açısından da büyük önem taşıyor, zira bu kural izlenebilirliği güçlendiriyor. İzlenebilirlik, SKDM’nin de temelinde yer alıyor çünkü ithalatçılar artık ithal çeliğin karbon emisyon etkisini belgelemek zorunda. Ancak koruma önlemleri SKDM yükümlülükleriyle birleştiğinde ithalatçılar için idari süreçleri önemli ölçüde karmaşıklaştırıyor ve uyum riskini artırıyor.

Bu ticaret önlemleri adil rekabeti sağlamakta etkili mi, yoksa rekabeti bozuyor mu?

AB’nin yeni çelik koruma önlemleri, küresel kapasite fazlası ve özellikle sübvansiyonlu veya bozulmuş piyasalardan (örneğin Çin) kaynaklanan haksız rekabet etkilerine karşı yerli üreticileri koruyarak daha adil bir rekabet ortamı oluşturmayı amaçlıyor. Bu nedenle rekabet üzerindeki etkiler bakış açısına göre farklı değerlendirilecektir. İthalatı kısıtlamak rekabeti bozucu olarak görülebilir ancak sübvansiyonlu üretimle damping yapmak da başka bir tür adaletsizliktir. İthalatçılar, önlemleri maliyetlerini artıran ve haksız rekabet yaratan bir unsur olarak görürken, AB’li üreticiler, fiyatları ekonomik sürdürülebilirlik seviyesinin altına düşüren sübvansiyonlu ithalatı önlediği için bu önlemleri tamamen haklı buluyor. Bu önlemlerin etkinliği zamanla netleşecek ancak nesnel açıdan bakıldığında mevcut düzenlemelerin gerekçeli ve savunulabilir olduğu söylenebilir.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın ana zorlukları nelerdir ve ticaret akışlarına nasıl etki edeceğini öngörüyorsunuz?

SKDM şu anda bilgi eksiklikleri ve belirsizlikler içeriyor, bu durum, ithalatçıların maliyetlerini hesaplamasını engelliyor. Her ne kadar SKDM’nin mali yükümlülüğü 2026’da başlayacak olsa da 2026 teslimatları için bugünden fiyat anlaşması yapan şirketler açısından bu durum ciddi bir sorun teşkil ediyor. En temel belirsizliklerden biri, SKDM kıyas (benchmark) değerlerinin henüz yayımlanmamış olması. Bu durum, şirketlerin sertifika yükümlülüklerini ve dolayısıyla maliyetlerini hesaplamasını engelliyor. Sonuç olarak bazı şirketler SKMD başlamadan önce stok yapmayı, bazıları ise işler netleşene kadar alımlarını tamamen ertelemeyi tercih ediyor.

İkinci büyük zorluk ise SKDM sertifikası fiyat riski. AB, 2026 ithalatı için geçerli olacak sertifikaları Şubat 2027’ye kadar satışa sunmayacak. Bu da ithalatçıların maliyetlerini önceden yönetmesini imkânsız hale getiriyor. Sertifika fiyatları AB karbon fiyatlarına bağlı olacağı için firmalar karbon tahsisi alarak çok kesin olmayan bir hedging sağlayabiliyor. Ancak marjların düşük olduğu sektörlerde bu yeterli olmuyor. Bu nedenle “Sanal SKDM Sertifikası” gibi yeni risk yönetim araçları geliştirildi.

SKDM, karbon yoğun üreticiler için ciddi ek maliyetler getirdiğinden tedarik zincirinde kaynakların yer değiştirmesi bekleniyor. Bu, üretici tarafında lojistik düzenlemeleri ve ticaret akışlarını da değiştirecek. Sonuç olarak karbon yoğun ürünlerin karbon vergisi olmayan ülkelere yönlendirilmesi, düşük emisyonlu ürünlerin ise Avrupa’ya kayması bekleniyor. Bu eğilim, SKDM aşamalarının ilerlemesiyle güçlenecek. Yine de karbon fiyatının dalgalı olması ve sürecin kademeli ilerlemesi nedeniyle değişimin hızını kesin olarak öngörmek zor. Ancak AB’de SKDM kapsamındaki ürünlerin maliyet artışı nedeniyle talebin bir miktar düşmesi kaçınılmaz.

Mevcut AB finansman mekanizmaları yeşil dönüşümü desteklemeye yeterli mi?

Kömür ve Çelik Araştırma Fonu (RFCS) kapsamında çelik sektörü, karbon yakalama–depolama–kullanım, süreç yoğunlaştırma ve karbonsuz demir cevheri indirgeme gibi dönüştürücü teknolojilere odaklanan projeler için 100 milyon finansman alacak. Ayrıca AB’nin Temiz Sanayi Mutabakatı kapsamında, çelik dâhil olmak üzere temiz üretim için 100 milyar ’nun üzerinde kaynak mobilize ediliyor. İnovasyon Fonu, AB Emisyon İzni satışlarından finanse ediliyor ve öncü teknolojilerin uygulanmasına odaklanıyor. Ayrıca elde edilen gelir, devlet yardımı şeklinde projelere yönlendirilebiliyor. Yani teoride yeşil çelik dönüşümünü destekleyecek ciddi bir fon havuzu mevcut ancak bu kaynağın tamamı tek bir sektöre aktarılmayacak.

Burada dikkat edilmesi gereken, çelik sektöründe emisyon azaltım maliyetinin şu anda ton başına yaklaşık 150 seviyesinde olması. Mevcut karbon fiyatı 80 civarında, dolayısıyla yeşil çelik tesislerinin amortismanı bu fiyat seviyesi 150’ya yaklaşmadan mümkün görünmüyor. Tahminler, bu eşiğin 2031 civarında aşılacağını gösteriyor. Dolayısıyla mevcut sübvansiyonlara rağmen dönüşümün anlamlı ölçekte hız kazanması, ya karbon fiyatının güçlenmesine ya da emisyon azaltım maliyetlerinin düşmesine bağlı.

Çevresel hedeflerle küresel rekabet gücü arasındaki dengeyi nasıl görüyorsunuz?

Emisyon azaltımı, yüksek fırınların yerini hidrojen ve elektrik bazlı üretim yöntemlerinin almasına bağlı. Ancak analizlere göre Avrupa genelinde açıklanan yaklaşık 29 GW’lık hidrojen kapasitesinin %20’si, ekonomik zorluklar, finansman eksikliği ve temiz hidrojen talebindeki belirsizlikler nedeniyle askıya alınmış veya iptal edilmiş durumda. Bu tablo, karbonsuzlaşmanın maliyetli olduğunu gösteriyor. Ayrıca diğer tüm ülkeler iklim değişikliğiyle mücadeleyi Avrupa kadar ciddiye almadıkça karbon ayak izini azaltmaya çalışan hükümetlerin devreye aldığı uygulamalar küresel rekabet dengesini ciddi biçimde bozacaktır.

SKDM’nin etkisiyle Avrupa’ya büyük ihracat yapan ülkeler, AB piyasasına engelsiz erişim için karbon fiyatlama mekanizmalarını hayata geçirmeye veya güçlendirmeye yöneliyor. Bu mekanizmalar doğru şekilde uygulanırsa karbon maliyetleri açısından küresel eşitliği sağlayabilir, karbon kaçağını azaltabilir ve yeşil çelik yatırımlarının riskini dünya genelinde düşürebilir.


Benzer Haber ve Analizler

Fuat Tosyalı: Stratejik koruma ile Türk üreticilerin rekabet gücünü artırabiliriz

27 Kas | Çelik Haberler

Paslanmaz çelik kullanıcıları: Antidamping soruşturması Türkiye lehine sonuçlanmalı

21 Kas | Çelik Haberler

OYAK CEO’sundan Brüksel Zirvesi’nde temiz teknoloji yatırımları ve AB-Türkiye sanayi iş birliği vurgusu

21 Kas | Çelik Haberler

BDSV: Küresel kapasite fazlası yukarı yönlü potansiyeli sınırlamaya devam edecek

21 Kas | Röportaj

Recycling Europe ve bazı çelik üreticileri tek tip yeşil etiket uygulamasının dezavantajları konusunda uyarıda bulunuyor

20 Kas | Çelik Haberler

Türk ihracatçılar Bosna pazarındaki boşluğu değerlendiriyor

20 Kas | Çelik Haberler

Crowe: SKDM’ye ilişkin en büyük sorunlardan biri veri erişimi ve kalitesi

20 Kas | Röportaj

IPHGZ: Yalnızca düzenlemeler yoluyla çelik endüstrisinin rekabet sorununu çözmek mümkün değil

19 Kas | Röportaj

EUROMETAL: Makroekonomik koşullar iyileşmedikçe 2026 ortasından önce toparlanma öngörülmüyor

18 Kas | Röportaj

OECD: AB çelik talebinin 2026’dan itibaren kademeli olarak toparlanması bekleniyor

17 Kas | Röportaj





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis