Metayard: Sektördeki ortak temenni belirsizliğin sona ermesi

Çarşamba, 20 Mayıs 2026 14:37:43 (GMT+3)   |   İstanbul

Metayard’ın kurucusu Egemen Çağlayan ŞIK ile Metayard’ın faaliyetlerini ve piyasadaki mevcut durum ile beklentileri konuştuk.

Metayard hakkında bilgi alabilir miyiz?

Metayard Metalürji olarak yassı çelik sektöründe iki senedir faaliyet göstermekteyiz. Genç ve dinamik bir yapımız olmasına karşın firma kurucusu ve birincil yetkilisi olarak sektörde geçirmiş olduğum yaklaşık 16 senelik tecrübemle, sahip olduğum tüm bilgi birikimimi faaliyetlerimize olumlu anlamda katkı sağlaması için kullanmaya çalışıyorum.

Hizmetleriniz ve ürün gamınız hakkında okuyucularımızı bilgilendirir misiniz?

Yerel ve global ölçekte ürün ve pazar araştırması, lojistik destek aktiviteleri, finansal araç kullanım hizmetleri, boy kesme ve dilme sekanslı ebatlama faaliyetleri gibi, doğru malzeme teminine ulaşma süreçlerindeki tüm aşamalarda, müşterilerimize ve iş ortaklarımıza her daim destek olmayı amaçlıyoruz. Ürün gamımız içerisinde; sıcak, asitli, soğuk, galvaniz, boyalı, elektro-galvaniz, galvanil, galfan, alusi, aluzinc, magnelis, corten çeliği gibi farklı malzeme aileleri bulunmakta. Bunlar arasında ağırlıklı olarak kendimizi iddialı gördüğümüz kalemler ise alusi, aluzinc, corten çeliği, magnelis ve özellikle otomotiv gruplarında kullanımı yoğun olan HSLA grubu (S315MC – S700MC arası sıcak ve asitli ürünler, HC serisi soğuk ve HX serisi galvaniz ürünler) ve Dual Phase serisi asitli, soğuk ve galvaniz ürünler.

Hizmet verdiğiniz sektörlerde son dönemde talep nasıl şekilleniyor?

Otomotiv, yapı ve inşaat, beyaz eşya ve dayanıklı tüketim malları, enerji, makine ve teçhizatları, araç üstü ekipmanları, tarım ve iş makineleri gibi birçok sektördeki müşteri gruplarına hizmetlerimiz devam etmekte olup bunların arasında en çok ön plana çıkan kısım ise otomotiv kanadıdır. Hem OEM hem de aftermarket segmentinde parça tedariki yapıp bizlerden hammadde ve/veya ebatlama desteği ve alımı yapan müşterilerimizin talepleri, sektörde geçen sene yaşanan çekilmenin bu sene devam etmemesinden kaynaklı, görece otomotiv dışı sektörlere nazaran keyifsiz bir pozisyonda değil. Ana sanayi otomotiv firmalarının üretim adetlerinin istenen seviyede olması ve yıl sonu üretim hedeflerini yakalaması, tüm tedarikçi firmaların da sevklerine hızla devam etmesine olanak tanıyacak, dolayısıyla bizler gibi hammadde tedariki yapan oluşumların da yüzünü güldürecek. Ancak üretim adetlerine ulaşmak sadece ülke içi dinamiklere ilişkin bir durum da değil. Örnek verecek olursak Ford markasına ait ticari araçların Avrupa’ya ihraç edilen modellerinin yaklaşık %70’lik bir kısmı Kocaeli’deki Ford tesislerinde üretilmekte ve bu durum Avrupa içindeki ekonomik yapının da düzgün bir şekilde ilerlemesi ve oradaki son kullanıcı alım kararlarının da istenen seviyede devam etmesi ile eşlenik bir durum oluşturuyor günün sonunda.

Türkiye’de yassı çelik piyasasındaki mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Sektörle ilgili ülkemizdeki son döneme bakacak olursak özellikle Uzak Doğu menşeli belli ürün gruplarına uygulanan ilave ithalat vergisi konusu ve Amerika & İsrail – İran savaşının çıkagelmesi, hem global hem de yerel ölçekte fiyatların belli bir miktarda artış göstermesine sebep oldu. Bu artış uzun dönemden beridir özellikle stoklu çalışan ve bu şekilde bir iş planı üzerine kurulu olan işletmeler için bir nevi can suyu özelliği taşıdı. Ancak artış öncesi istenen fiyatlardan bağlantı yapan firmaların halen bir çekince içinde olduğu da piyasada konuşuluyor. Bunun da en geçerli sebebinin, gerçekleşen fiyat artışının devamının gelebilme ihtimalinin yüzdesel ölçekte düşük olduğu veya en azından baz fiyatların belli bir seviyenin altına inmemesi gerektiği beklentisi olduğunu düşünüyorum. Üretici, servis merkezi ve tüccar firmaların zorunlu haldeki back-to-back kontratları bu dönem içerisinde daha da hızlanıp tonaj artışları gerçekleşti. Ancak belirsizlik içerisinde olan alıcılar, belki de kaçırdıkları fırsatın gerçekliğini reel alım zamanları geldiğinde fark edecekler.

Fiyatlardaki gidişat hakkında neler söyleyebilirsiniz, kısa vadede fiyat trendine ilişkin beklentileriniz neler?

Takip eden zaman zarfı içerisinde, çok ekstrem durumların da yaşanmayacağını varsayarsak sıcak malzemelerde gözle görülür ilave bir artışın gelmesini beklemiyorum açıkçası. Son dönemde gözlemlediğimiz artışın da ticari anlamda, beklentiler dahilinde bir alım-satım sonucu oluşturmaması, bu düşüncemi destekleyen etkenlerden birisidir açıkçası. Son 2-3 yıllık periyodu ele alırsak, özellikle fiyat artışı yaşanılan zamanlarda, birçok sektör oyuncusunun da yorumu, yaşanan hareketliliğin suni olduğu yönünde oluyor ve bu belirsizlik durumu da belli zaman sonrasında, özellikle alıcılar tarafını heveslendirecek bir pozisyonda bırakmıyor.

Tedarik tarafında daha çok yerel üreticilerle mi yoksa ithalatla mı çalışıyorsunuz? Bu dağılım son dönemde değişti mi? 

Tedarik ettiğimiz malzemelerin çoğunluk kısmını ithal grup malzemeler oluşturuyor. Özellikle yurt içinde üretilebilirliği olmayan veya yerel üreticiler tarafından ikame ürün gamı sunulamayan veya görece sınırlı olarak sunulabilen kalemlerle ilgili bir hareketliliğimiz mevcut. Bu kalemlerin içerisinde piyasada artık çoğu firmanın “alusi” adı altında bildiği ve ısıya dayanımı ile ön plana çıkan alüminyum-silikon kaplı malzemeler, çinko-magnezyum kaplı ürün grubu olan “magnelis” saclar, atmosferik korozyona dayanıklı yapı çeliği grubundan “corten” çelikleri, özellikle otomotiv endüstrisinde yaygın kullanılan, yüksek dayanım ve şekillendirilebilirlik sunan, ileri yüksek mukavemetli çelik gruplarından “dual phase (DP)” malzemeler. Bunların yanı sıra özellikle asitli ürün gruplarında olan ve yine ağırlıklı olarak otomotiv sektörüne hitap eden S315MC-S355MC-S420MC-S460MC-S500MC-S550MC-S600MC-S650MC-S700MC kalitelerde yer yer ithal yer yer de iç piyasa malzeme alımlarımız devam etmekte.

İç piyasadaki rekabet hakkında neler söyleyebilirsiniz?

İç piyasadaki rekabet, özellikle son dönemde hep üst seviyelerde seyretmekte. Bunun da başlıca sebebinin, sektörün birkaç zamandır içerisinde bulunduğu tatsız ruh hali olduğunu söyleyebiliriz. Serbest piyasa ekonomisi içerisinde her türlü satıcının, istediği alıcı ile buluşma durumu var elbet şartlar el verdikçe. Ancak sıcak üreticisi-haddeci-servis merkezi-tüccar-son kullanıcı zincir yapısının içerisinde, yapının birincil aktörlerinin, zincirin son halkası ile olan temaslara, olması gerektiğinden daha fazla ağırlık verme durumu, sektörün iyi zamanlarının geride kaldığının göstergelerinin de başlıcalarından, kanımca. Yurt içinde üretilen yassı çelik miktarının, yurt içinde bulunan kullanım ihtiyacından fazla olması durumu da, farklı bir rekabet unsuru olarak karşımıza çıkmakta ve bunun yanı sıra küresel ölçekte, ülkelerin daraltılmış kotalar ve ilave vergilerle kendi içerisine çekilip CBAM uygulaması gibi farklı yeni dinamiklerin de desteği ile lokalizasyon ağırlıklı politikalar izlenmesi de, üretim yapan firmalar açısından iç piyasada daha aktif rol oynama zorunluluğunu beraberinde getirmekte ve bu da rekabeti ciddi boyutlara taşımakta.

Ekonomik durum ve jeopolitik gelişmeler işlerinizi nasıl etkiliyor?

Öncelikle belli dönemlerde ihtiyaç anında veya iş geliştirme aşamalarında, finansal anlamda destek almak istediğinizde, bir müddettir yaşanmakta olan enflasyonist ortamın da sonucu olarak, talep edilen nihai ürün veya hizmete, istenen şekillerde erişemeyebiliyorsunuz. Bu da hareket kabiliyetinizi kısıtlıyor. Jeopolitik açıdan ise bulunduğumuz coğrafya maalesef küresel anlamda sürekli olarak kargaşanın hakim olduğu bölgelere çok yakın konumda. İsrail ve yakın çevresindeki ülkelerde yaşananlar, Karadeniz’in kuzeyinde bulunan Ukrayna’nın sürekli olarak Rusya ile çatışma hali… Bu gibi durumlar kimi zaman krizlerle birlikte sektörümüz açısından orta ölçekte fırsatlar da doğurabilmekte. Son dönemde özellikle Ukrayna kanadından gelen talepteki artışlar ve gerçekleşen ihracat miktarlarındaki artış da bunların önemli göstergelerinden. Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Afrika arasında doğal bir köprü konumunda olmamızdan kaynaklı kısa termin ihtiyaçlarına daha hızlı cevap verebiliyor ve alternatif pazar arayışlarında farklı coğrafyadaki aktörlere kıyasla daha esnek davranabiliyoruz. Ancak bölgesel siyasi iklimin ekonomiyi etkilemesi sonucunda kimi zaman kur riski ortaya çıkabiliyor. Bu yüzden ithal girdisi olup da ihracat yapmayı ön plana koymuş firmalar açısından “iki tarafı keskin kılıç” olarak da nitelendirdiğimiz detayların, işletme gelir-gider dengelerine ciddi anlamda etki etmesi göz ardı edilmemesi gerçekler arasında diye düşünüyorum.

2026’ya ilişkin beklentileriniz neler?

Farazi konuşmak gibi bir yapım yoktur aslında genelde. Ancak sektördeki oyuncuların geneline “2027 yılının ilk günleri itibarıyla sektör için artık özlenen günlere geri dönülecek ancak siz 2026 yılını kısmi olarak stabil halde geçireceksiniz, bu şekildeki bir durumu kabul eder misiniz?” şeklinde bir soru sorulsa benim etrafımdaki irili ufaklı birçok iş sahibi ve firma yöneticisi, “Önümüzü görebileceğimiz bir yıl olursa beklentileri düşük tutarak planlarımızı yaparız ve bahsedilen öneriyi kabul ederiz.” şeklinde cevap verir. Bu, tabii sorunun başında da bahsettiğim üzere, farazi yönde bir soru-cevap durumu ancak değinmek istediğim nokta esasen şudur; sektördeki hemen hemen herkes artık belirsizliğin sona ermesini istiyor. 2026 yılı, görece bir önceki seneye nazaran daha iyimser beklentilerin olduğu ancak halen beklentilerin istenen düzeyde gerçekleşmediği (son birkaç haftada yaşanan fiyat artışlarına rağmen) bir yıl olarak gözlemleniyor. Peki 2024 yılının sonuna doğru gelirken 2025 yılı için düşünülen beklentiler veya 2023 yılı sonunda, 2024 yılı için duyulan temenniler unutuldu mu? 2026 yılı için pandemi sonrasına benzer bir sektör canlanması beklemiyoruz ama belirsizlik durumunun daha az konuşulduğu, kuralların çeyreklik, aylık hatta kimi zaman haftalık ölçeklerde değişmediği bir sene yaşayabilmek sektör oyuncularını bir nebze de olsa rahatlatacaktır.

Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?

Tabii ki de dileklerimiz, çelik sektörü gibi kritik bir sektörün ülkemiz açısından da her daim güçlü oyuncularla desteklenmesi ve ilgili oyuncuların desteği ile pazar payımızı zor koşullarda da olsa, özellikle ihracat kanadı ile miktarsal ve cirosal anlamda genişletmemiz yönünde. Ancak bunları söylerken ekonomik gidişatın da etkisiyle firmalar için finansal okur yazarlık durumunun, eskiye nazaran çok daha fazla önem kazandığını belirtmekte fayda görüyorum, naçizane. Son birkaç haftalık periyotta belli ölçekte arkamızdan estiğini hissettiğimiz olumlu rüzgarın da reel taleplerle desteklenecek hale gelmesi ve bu rüzgarın sürekliliğinin olması da ayrı bir temennim olsun diyorum sektörümüz açısından.


Benzer Haber ve Analizler

Türkiye tüketici güven endeksi 2026’nın Mayıs ayında %0,3 arttı

20 May | Çelik Haberler

Çin çıkışlı soğuk rulo sac piyasası temkinli hava nedeniyle yatay seyretti

20 May | Yassı Ürünler ve Slab

Pakistan Çin’den ithal soğuk rulo sac ve soğuk saca antidamping soruşturması başlattı

20 May | Çelik Haberler

Çin çıkışlı sıcak rulo sac fiyatları son artışlardan sonra zayıf talep ve vadeli fiyatların gevşemesine bağlı düşüş ...

20 May | Yassı Ürünler ve Slab

ABD’nin inşaat demiri ithalatı 2026’nın Mart ayında %31,9 düştü

20 May | Çelik Haberler

ABD’nin OCTG boru ihracatı 2026’nın Mart ayında %28,2 yükseldi

20 May | Çelik Haberler

Hint üreticiler kütük ihracatında aktif, alıcılar yüksek fiyatlara karşı daha temkinli

20 May | Uzun Ürünler ve Kütük

Rio Tinto’nun Pilbara’dan demir cevheri sevkiyatları 8 milyar mt’a ulaştı

20 May | Çelik Haberler

Jindal India Limited sürekli boyama hattını devreye alarak 155 milyon $’lık yatırım programını tamamladı

20 May | Çelik Haberler

Türkiye’de yeni motorlu araç kayıtları 2026’nın Nisan ayında %13,8 artış gösterdi

20 May | Çelik Haberler





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis