KOSDER: Koster taşımacılığı kritik bir çözüm haline geliyor

Salı, 21 Nisan 2026 16:34:43 (GMT+3)   |   İstanbul

Koster Armatörleri ve İşletmecileri Derneği (KOSDER) Yönetim Kurulu Başkanı Neslihan Torlak Gönençer ile Orta Doğu’daki gerilimin lojistik sektörü üzerindeki etkileri hakkında konuştuk.

Orta Doğu’daki gerilim ve özellikle Hürmüz Boğazı çevresindeki riskler lojistik sektörünü nasıl etkiliyor? Bu durum rotalarda bir değişime yol açtı mı?

Orta Doğu’daki gerilim, lojistik sektörünü yalnızca bölgesel bir güvenlik sorunu olarak değil; enerji arz güvenliği, transit sürekliliği, sigorta maliyetleri ve operasyonel planlama açısından bütüncül bir risk alanı haline getirdi. Hürmüz Boğazı çevresinde özellikle Mart ayı boyunca yaşanan gelişmeler, deniz trafiğinde belirgin aksamalara yol açtı; farklı gemi tiplerinde demir beklemeleri uzadı, bazı yüklerde tahliye limanları değiştirildi ve petrol sevkiyatlarında düşüş gözlendi. Bu gelişmeler, enerji maliyetleri üzerinden küresel deniz ticaretine doğrudan yansıdı.

Uzun mesafeli hatlarda alternatif rotalara yönelim artarken, bizim açımızdan daha kritik olan konu bu şokun bölgesel piyasalara etkisi. Türk koster filosu doğrudan Hürmüz hattına bağlı olmasa da küresel piyasalardaki dalgalanma bunker fiyatları, sigorta primleri ve gemi pozisyonlaması üzerinden Avrupa–Akdeniz–Karadeniz hattını doğrudan etkiliyor. Bu da koster taşımacılığının aslında küresel sistemde ne kadar kritik bir tamamlayıcı rol üstlendiğini bir kez daha ortaya koyuyor.

Navlun piyasasında son dönemde nasıl bir eğilim görüyorsunuz? Gemi bulunurluğu ve fiyatlar açısından mevcut tabloyu nasıl değerlendirirsiniz?

Navlun piyasasında bugün çok net bir şekilde maliyet baskısı ile talep kırılganlığının aynı anda çalıştığı bir yapı görüyoruz. Yakıt ve sigorta maliyetleri navlunları yukarı iterken, yük tarafı bu artışı aynı hızda absorbe edemiyor. Bu da piyasada dengelenme yerine dalgalı bir seyir yaratıyor.

Baltic Dry Index’in Mart sonu itibarıyla 2.000 puan bandında seyretmesi, piyasanın tamamen zayıf olmadığını ancak oynaklığın arttığını gösteriyor. Koster segmentinde ise tonaj kaybolmuş değil, fakat doğru gemi–doğru yük–doğru maliyet dengesi her zamankinden daha kritik hale gelmiş durumda.

Özellikle Karadeniz ve Marmara hattında bunker maliyetlerindeki artışın navluna doğrudan yansıdığını görüyoruz. Bu da şunu açıkça ortaya koyuyor: navlun artışı büyük ölçüde talep kaynaklı değil, maliyet kaynaklı. Bu ayrımı doğru okumak, hem armatör hem yük sahibi açısından kritik önem taşıyor.

Jeopolitik risklerin artması sigorta maliyetleri, teslim süreleri ve operasyonel planlama üzerinde nasıl bir etki yaratıyor?

En sert ve hızlı etki sigorta tarafında yaşandı. Savaş riski primlerinde kısa sürede ciddi artışlar görüldü, teminat koşulları daraltıldı. Bu durum yalnızca riskli bölgeleri değil, daha geniş bir coğrafyada navlun oluşumunu ve kiralama kararlarını etkiliyor.

Teslim sürelerinde ise beklemeler, liman yoğunlukları ve alternatif rota kullanımı nedeniyle ciddi sapmalar oluşuyor. Afrika’nın güneyinden dolaşan hatlarda 10–14 güne varan gecikmeler artık istisna değil. Bu durum özellikle çelik gibi terminli yüklerde tedarik zincirini doğrudan zorlayan bir faktör haline geldi.

Operasyonel planlama tarafında ise sektör artık tek senaryolu düşünmüyor. Alternatif liman, alternatif bunker, alternatif sigorta ve farklı sefer matematikleri ile çok katmanlı planlama yapılması zorunlu hale geldi. Bu da lojistiğin artık yalnızca taşıma değil, risk yönetimi işi olduğunu net şekilde gösteriyor.

Lojistik şirketleri bu belirsizlik ortamında riskleri yönetmek için hangi stratejileri uyguluyor

Gözlemlerimize göre en yaygın yaklaşım, riski tek kalemde çözmek değil, operasyonel ve ticari riskleri ayırarak yönetmek. 

Birinci strateji, kontrat ve fiyatlama tarafında görülüyor: bunker ayarlama maddeleri (bunker adjustment factor, BAF veya Fuel Clause), savaş riski primlerinin c/p sözleşmelerine yansıtılması, daha kısa bağlanma süreleri ve esnek yükleme/boşaltma pencereleri öne çıkıyor. 

İkinci strateji, coğrafi ve tedarik zincirinin (Supply Chain Resiliance) çeşitlendirmesi. Şirketler tek bölgeye bağlı kalmamak için alternatif tedarikçiler, yükleme/tahliye limanları ve müşteriler geliştiriyor. 

Üçüncü strateji, nakit akışı ve tonaj yönetimi. Kısa vadeli belirsizlikte güçlü olan şirketler, gemiyi her fiyata bağlamak yerine pozisyonu korumayı; zayıf olanlar ise kullanım oranını düşürmemek için daha agresif fiyat vermeyi seçiyor. Koster piyasasında doğru strateji, sadece navlun seviyesi değil; bunker maliyeti, bekleme riski, tahsilat güvenliği ve sefer süresi bir arada değerlendirilerek belirleniyor. Bu nedenle bugünkü ortamda “yük almak” tek başına başarı değil; kârlı ve güvenli yük almak asıl kriter haline gelmiş durumda. 

Asıl belirleyici olan ise; maliyetin, riskin ve tahsilat güvenliğinin birlikte yönetilebilmesi. Bu da KOSDER üyelerinin esnek ve tecrübeli operasyon kabiliyetini daha da değerli hale getiriyor.

Çelik gibi ağır sanayi ürünlerinin taşınmasında son dönemde ne tür lojistik zorluklar öne çıkıyor?

Çelik taşımacılığı, mevcut ortamda lojistik hassasiyeti en yüksek segmentlerden biri. Ürün marjının düşük olması, navlundaki küçük değişimlerin bile ticari dengeleri hızla etkilemesine neden oluyor.

Buna ek olarak teslim sürelerindeki belirsizlik, üretim planlaması ve stok yönetimini doğrudan etkiliyor. Birkaç günlük gecikme dahi ciddi ticari sonuçlar doğurabiliyor.

Diğer taraftan ticaretin yönü de değişiyor. Avrupa’daki düzenlemeler, Orta Doğu’daki riskler ve Asya’daki arz baskısı, çelik ticaretini daha bölgesel hale getiriyor. Bu noktada Türk koster filosu, yakın coğrafyada oluşan ticaret akımlarının en kritik taşıyıcı unsurlarından biri haline geliyor.

Önümüzdeki döneme baktığınızda lojistik sektöründe ve navlun piyasasında nasıl bir seyir bekliyorsunuz?

Bugün yaşanan gelişmeler, KOSDER ticaretinin bölgesel lojistik sistem içindeki stratejik rolünü daha görünür hale getiriyor. Küresel hatlarda yaşanan aksaklıklar arttıkça, yük sahipleri daha kısa, daha esnek ve daha yönetilebilir rotalara yöneliyor. Bu da koster taşımacılığını sadece alternatif değil, kritik bir çözüm haline getiriyor.

Ancak bu avantajın sürdürülebilir olması, filonun yapısıyla doğrudan ilişkili. Türk koster filosunun yaş ortalaması ve yakıt verimliliği konusu artık yalnızca teknik bir mesele değil; doğrudan rekabet gücünü belirleyen bir unsur.

Bu nedenle filo yenilemesi, enerji verimliliği ve operasyonel optimizasyon yatırımları, sektör için bir tercih değil; rekabette kalabilmenin ön koşulu haline gelmiş durumda. Daha verimli ve genç tonaj, yalnızca maliyet avantajı değil, aynı zamanda kriz dönemlerinde daha yüksek operasyonel esneklik anlamına geliyor.

Küresel ticarette yaşanan bu gelişmelerin uzun vadede lojistik sektörünü nasıl dönüştüreceğini düşünüyorsunuz?

Uzun vadede üç temel dönüşüm bekliyoruz. 

Birincisi, lojistik artık yalnızca maliyet değil, güvenlik ve dayanıklılık işi olacak. Şirketler en ucuz rotayı değil, en yönetilebilir riski sunan rotayı tercih etmeye başlayacak. Bu da bölgesel depolama, yakın tedarik, çok limanlı dağıtım ve daha esnek, korumacı ticari sözleşme yapılarının önemini artıracak. 

İkincisi, enerji verimliliği ve genç tonaj daha kritik hale gelecek. Jeopolitik krizler önce bunker fiyatını vuruyor; bunker fiyatı yükseldiğinde de yaşlı ve verimsiz tonajın rekabet gücü hızla düşüyor. Dolayısıyla Türk koster filosu için filo yenileme, yakıt verimliliği, hız optimizasyonu ve dijital operasyon takibi artık sadece çevresel değil, doğrudan ticari bir zorunluluk. Bölgesel çelik navlunlarının bunker maliyetiyle birlikte yükselmesi, bu verimlilik farkının piyasada görünür hale geldiğini gösteriyor. 

Üçüncüsü, ticaret akışları daha bölgesel hale gelebilir. OECD’nin çelik tarafında vurguladığı zayıf talep, kapasite fazlası ve yüksek belirsizlik ortamı, uzun mesafeli agresif büyüme yerine daha kontrollü ve yakın pazarlara dönük bir ticaret modelini öne çıkarabilir. Türkiye gibi hem üretim hem de bölgesel deniz ulaşımı avantajı olan ülkeler için bu durum, doğru politikalarla fırsata çevrilebilir. 

Bu ortamda avantaj, hızlı hareket edebilen ve maliyetlerini disiplinli yöneten oyuncuların olacaktır.

2026 yılına dair beklentileriniz neler?

2026 yılı, lojistik sektörü açısından belirsizliğin normalleştiği bir dönem olarak şekilleniyor. Yüksek maliyetler, jeopolitik riskler ve kırılgan talep yapısı birlikte varlığını sürdürüyor.

Bu nedenle sektör oyuncularının daha temkinli, daha seçici ve daha esnek hareket ettiği bir döneme girilmiş durumda. Türk koster filosu açısından ise bu süreç, hem önemli fırsatlar hem de ciddi bir dönüşüm ihtiyacı barındırıyor.

Bu çerçevede en rasyonel yaklaşımın, agresif büyümeden ziyade gelişmeleri yakından izleyen, riskleri dağıtan ve gerektiğinde hızlı pozisyon alabilen bir “bekle ve gör” stratejisi olduğu kanaatindeyiz. Bu yaklaşım, hem belirsizlik ortamında korunmayı hem de doğru anda doğru fırsatları değerlendirmeyi mümkün kılacaktır.

Önümüzdeki dönemde rekabetin yönünü belirleyecek bir unsur olarak daha verimli, daha genç ve daha iyi yönetilen filoların öne çıktığı, dönüşümü yakalayamayanların ise giderek zorlandığı bir piyasa yapısı şeklinde net bir resim öngörüyoruz.


Etiketler: Orta Doğu Görüş 

Benzer Haber ve Analizler

ESNA: Uzun vadede lojistik sektörü daha bölgeselleşmiş, veri yoğun ve güvenlik odaklı hale gelecek

21 Nis | Röportaj

Angora Shipping: Enerji arzındaki daralma, navlun maliyetleri, tedarik zinciri ve sigorta sorunları tüm dünya ...

21 Nis | Röportaj

Fatih Birol: Petrol fiyatları krizin ciddiyetini yansıtmıyor

14 Nis | Çelik Haberler

MEIS: MENA’da artan DRI/HBI kapasitelerini karşılamak için ek 30-40 milyon mt doğrudan indirgenmiş pelete ihtiyaç olacak

21 Kas | Çelik Haberler

IEEFA: Umman küresel yeşil çelik merkezi olmaya hazırlanıyor

13 Kas | Çelik Haberler

IEEFA: MENA, çelik sektörünün yeşil dönüşümü için yenilenebilir enerjiye geçiş yapmalı

20 Eyl | Çelik Haberler

İsrail misilleme olarak Türkiye ile serbest ticaret anlaşmasını feshedecek

17 May | Çelik Haberler

Arap Demir Çelik Birliği: Arap ülkelerinde ham çelik üretimi 2023 yılında %6 artacak

17 Oca | Çelik Haberler

Piyasa oyuncuları ABD-İran gerginliğinin muhtemel sonuçlarından endişeli

08 Oca | Çelik Haberler

Rajhi Steel: İç piyasa talebine odaklanıyoruz

12 Haz | Röportaj





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis