Bor Lojistik firma yetkilisi Osman Karapınar ile demir çelik sektöründeki tecrübelerinin lojistik süreçlerine nasıl yansıdığını konuştuk. Karapınar, küresel ticaretteki belirsizliklere karşı izledikleri temkinli büyüme stratejisini ve yurt dışı operasyonlarını genişletme hedeflerini paylaştı.
Bor Lojistik’in kuruluş hikâyesi ve bugün geldiği nokta hakkında kısaca bilgi alabilir miyiz?
Kuruluş hikayemizi, demir çelik ve lojistik sektörlerinde yıllarca edinilen tecrübelerin bir potada erimesiyle ortaya çıkan bir sinerji olarak tanımlayabiliriz. Bugün ise sadece demir çelik lojistiği değil her projede yer almaya çalışan bir noktaya gelmiş bulunmaktayız.
Faaliyet alanlarınızı ve hizmet verdiğiniz başlıca sektörleri paylaşır mısınız?
Ana faaliyet alanımız yassı ürün taşımacılığı daha doğrusu çıkış noktamızdı, bugün geldiğimiz noktada ise demir-çelik ile makine ve ekipmanları, kısmen gıda ürünleri taşımacılığı hizmet verdiğimiz sektörlerdir.
Özellikle çelik ürünlerinin taşınmasında karşılaşılan temel zorluklar neler?
İş güvenliği artık her iş yerinde en çok özen gösterilmesi gereken temel hususların başında geliyor lojistik işimizde ise taşınacak malların hem yükleme hem de boşaltma yerlerinde ve de trafik halindeyken hiçbir iş kazasına mahal vermeden nakledilmesi en çok dikkat ettiğimiz temel konulardır.
Çelik sektöründe teslimat süreleri ve maliyet yönetimi ne kadar belirleyici? Bu noktada müşterilerinize nasıl bir avantaj sağlıyorsunuz?
Özellikle pandemi sonrası çokça artan maliyetler ve 3 yıldır düşüşte olan hammadde fiyatları etkisiyle bugün geldiğimiz noktada ton başına birim lojistik maliyeti oldukça hatırı sayılır bir kalem oldu. Doğru yük ve lokasyon planlaması, sektörün yoğunlaştığı bölgelerdeki yapılanmamız ve hızlı aksiyon zamanlarımız sayesinde teslimat sürelerini kısaltıyor ve maliyetleri de iyileştiriyoruz.
Son dönemde artan navlun, yakıt ve operasyonel maliyetler sektörü nasıl etkiledi?
Demir çelik sektörü özelinde konuya bakacak olursak düşen hammadde fiyatları yanında artan her türlü maliyet ne yazık ki tüm ticari hayatı olumsuz etkiledi tüm paydaşlarımızla birlikte bu süreci en doğru şekilde yönetmeye çalışıyoruz.
Türkiye’nin ihracat odaklı sanayi yapısı düşünüldüğünde lojistik firmalarının rolü sizce nasıl değişti?
İhracat tüm ülke olarak ilk hedefimiz, bu bağlamda zaman içerisinde lojistik firmaları da yurt dışında ofisler açarak, depolama ve ara nakliye hizmetleri vererek ihracatçı firmalarımıza katkı vermeye devam ediyorlar.
Küresel ticarette yaşanan belirsizlikler (korumacılık önlemleri, karbon düzenlemeleri vb.) lojistik planlamalarını nasıl etkiliyor?
Lojistik planlaması da aslında küresel ticarete paralel ilerleyen bir süreç bu sebeple sektörümüz yeni yatırımlar yapma noktasında daha temkinli, özellikle Avrupa bölgesindeki operasyonel maliyetlerini düşürmek için de mecburen küçülme eğiliminde olduğunu görüyoruz.
Sürdürülebilirlik ve karbon ayak izi artık lojistik sektöründe de önemli bir başlık. Bu konuda nasıl bir strateji izliyorsunuz?
Tüm müşterilerimiz zaten bu konuda oldukça hassaslar ve bizimle paylaştıkları şartnamelere uygun olarak araç ve motor seçimi yapıyoruz.
Dijitalleşme ve veri yönetimi operasyonlarınıza nasıl katkı sağlıyor?
Teknoloji kullanımı bağlamında bu soruyu ele aldığımızda araç takip sistemleri, web tabanlı iletişim, mobil cihazların etkin ve yaygın kullanımı olumlu yönde fazlasıyla bir katkı sağlıyor ve operasyonel maliyetlerimizi iyileştirmemize yardımcı oluyor.
2026 ve sonrası için lojistik sektöründe en kritik risk ve fırsatlar sizce neler?
Değişen dünya düzeni ve bölgemizdeki savaş potansiyeli hem enerji maliyetlerimizi artırma hem de hareket kabiliyetimizi kısıtlama ihtimalini doğruyor, barışın tesisi ve güvenli serbest ticaretin işlerlik kazanmasıyla birlikte ancak fırsatlardan söz edebilecek hale geleceğiz.
Bor Lojistik’in orta ve uzun vadeli hedefleri nelerdir?
Orta vadede kontrollü ve hedef pazarlarımız nispetinde bir büyüme; uzun vadede de yurt dışı operasyonlarımızın kapsamını genişletmek üzere hedeflerimiz var.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Bizlere yer verdiğiniz için çok teşekkür eder, 2026 yılından başlayarak bölgemize ve dünyamıza barışın gelmesini dilerim.
