Çelik Boru ve Profil İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) Genel Sekreteri Mehmet Zeren, çelik boru sektöründeki yerel talep daralmasını, ihracatta artan kota ile vergi baskılarını ve hammaddeye rekabetçi fiyatlarla erişim sorununu değerlendirdi.
Türk çelik boru sektörü 2026 yılına iyi bir başlangıç yapamadı. Özellikle iç piyasada yaşanan talep daralması üretimi olumsuz etkiledi. İnşaat, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerindeki talep düşüşünün yanı sıra, altyapı yatırımlarının azalması 2026 yılı ilk yarısında sektörün iç piyasa satışlarının düşmesinde etkili olmuştur.
İhracatta ise, ilk altı aylık dönemde %1,5 oranında bir düşüş yaşanmış ve 973.000 ton karşılığı 831 milyon $ ihracat gerçekleştirilmiştir.
2026 yılının ikinci yarısında iç piyasadaki talep daralmasının devam edeceğini tahmin ediyoruz. Bu dönem ihracatta da önemli sıkıntılar yaşanması öngörülmektedir. Özellikle AB'nin 2026 yılının ikinci yarısında uygulamaya koymuş olduğu yeni kota düzenlemesi nedeniyle sektörümüzün toplam kota miktarında %40 civarında bir azalma meydana geldi. Yeni düzenlemeyle birlikte uygulamaya konulan rekabet (STA Kota-Ülkeye özgü) kotasından yeterince faydalanma imkanını yakalarsak söz konusu azalma %30' a kadar gerileyebilir. Bu oran da toplam ihracatımız içinde yaklaşık %15 civarında bir orana tekabül ediyor. Eğer bu kaybı karşılayacak yeni pazarlar bulunamazsa 2026 yılı ihracatımızda önemli bir düşüş yaşayabiliriz.
Ayrıca ABD'nin çelik ürünlerine uyguladığı vergiyi %50'ye çıkarması da bu ülkeye olan ihracatın önemli ölçüde düşmesine neden oldu.
Bunların yanı sıra ABD-İran savaşı nedeniyle Orta Doğu bölgesinde meydana gelen belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak lojistik maliyetlerinin artması da ihracatı olumsuz yönde etkilemektedir.
Sektörümüzün en önemli sorunu üretiminde hammadde olarak kullandığı sıcak rulo sacı dünya piyasa fiyatlarından temin edemiyor olması. Çelik boru üreticileri olarak üretimde kullandığımız hammaddenin büyük bir kısmı yurt içinden temin edilmektedir. Ancak ihracat için iç piyasadan alınacak hammadde ile yurt dışı piyasalarda rekabet etme imkânı bulunmamaktadır. Sıcak rulo sacın ithalatında %15 gümrük vergisinin yanı sıra AB, Güney Kore, Çin, Hindistan, Japonya ve Rusya'dan yapılan ithalat için uygulanan antidamping vergisi yurt içinde hammadde fiyatlarının artmasına neden olmaktadır. Dolayısı ile ihracat pazarlarında özellikle Çin, Hindistan gibi hammaddeye düşük fiyatlarla erişim sağlayan ülkelerle rekabet etmekte zorlanılmaktadır. Bu ülkelerle rekabet edebilmek için üyelerimiz dünya piyasa fiyatlarından hammadde temini için dahilde işleme rejimi kapsamında ithal edilen hammadde ile rekabetçi olabilmekte ve ihracat yapabilmektedirler. Ancak son dönemde dahilde işleme rejiminde yapılan değişiklik ile getirilen %25 oranında hammaddenin yurt içinden alınması şartı da ihracat pazarlarındaki rekabet şansımızı sıkıntıya sokmuştur.
Diğer taraftan, kamu kurumları ve belediyeler tarafından ihale edilen sulama ve içme suyu iletim hattı projelerinde yeterince çelik boru kullanılmadığı görülmektedir. Ancak kuraklık nedeniyle su kaynakları günden güne azalıyor ve suyu verimli kullanmak artık hayati derecede önemli oldu. Çelik boruların bağlantıları alternatif borularda kullanılan manşon ve conta yerine kaynakla yapıldığı için sızıntı ve patlama riski bulunmamaktadır. Bu nedenle, çelik boru hatlarında su kayıp kaçağı olmayacağından suyu verimli kullanmak için en doğru tercih olarak çelik boru öne çıkmaktadır. Kamu kurumları ve belediyelerimizin kuraklık çağında içme suyu ve sulama iletim hatlarında suyun verimli kullanılması hususunu göz önünde bulundurmaları geleceğimiz için çok önemlidir.
