26-27 Ekim tarihlerinde Swissôtel the Bosphorus'ta Türkiye Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB) tarafından bu yıl ilk kez düzenlenen Steel Networking Summit 2026 konferansının ilk gününde katılımcılar, küresel çelik sektöründeki gidişatı değerlendirdi ve sektörün geleceğine yönelik beklentilerini paylaştı.
Açılış konuşmasını yapan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin geniş üretim kapasitesi ve güçlü dış ticaret ağıyla dünyanın önde gelen çelik üreticileri ve çelik ticaret merkezleri arasında yer aldığını ifade etti. ABD'nin çeliğe uyguladığı ilave gümrük vergileri ile Avrupa Birliği'nin çelik ithalatına yönelik kota ve koruma önlemlerinin Türk üretici ve ihracatçılarının söz konusu pazarlara erişimini zorlaştırdığı belirtildi. Türkiye çelik sektörünün Avrupa sanayisi için güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Bolat, “Türkiye'de üretilen çelik ve nihai mamullerin Avrupa üretim zincirleriyle iç içe olması nedeniyle Türk üreticilerinin bu zincirlerin dışında bırakılması, Avrupa Birliği sanayisinin rekabet gücünü de olumsuz etkileyecektir,” şeklinde konuştu. Kısıtlamaların hurda bazlı ve düşük karbonlu çeliğin dolaşımını sınırlandırarak yeşil dönüşüm hedeflerine de zarar verdiğini ifade eden Bolat, dönüşüm sürecinde ihracatçıların orantısız maliyetler ve ilave ticaret engelleriyle karşılaşmamasının bakanlığın öncelikleri arasında olduğunu vurguladı.
ÇİB ve Dünya Çelik Birliği Başkanı Uğur Dalbeler ise taleple desteklenmeyen kapasite artışlarının küresel piyasalarda ihracat baskısı yarattığını ve korumacılığı tetiklediğini, geniş kapsamlı ticaret kısıtlamalarının rekabetçi üreticilere de zarar verdiğini söyledi. Karbonsuzlaşma politikalarında üreticilerin enerji, finansman ve teknolojiye erişimindeki farklılıkların gözetilmesi gerektiğini ifade ederken, karbon düzenlemelerinin yeni ticaret engellerine dönüşmemesi çağrısında bulundu. Dalbeler'in ardından söz alan Tosyalı Holding ve Türkiye Çelik Üreticileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı da Gümrük Birliği ve entegre değer zincirlerine dikkat çekerek Türkiye'nin AB'nin çelik politikalarında diğer üçüncü ülkelerle aynı şekilde değerlendirilmesini doğru bulmadıklarını ifade etti. Tosyalı, yerel üretim kapasitesinin haksız rekabete karşı korunmasını, ticaret ortaklarıyla adil ve öngörülebilir koşullar oluşturulmasını ve düşük karbonlu üretime geçişin finansmanını sağlayacak mekanizmaların geliştirilmesini sektörün öncelikleri olarak sıraladı.
Küresel çelik kapasite kullanımı %75-76 seviyesinde
“Küresel Ekonomik Görünüm ve Çelik Sektörü” başlıklı birinci oturumda konuşan Dünya Çelik Birliği Genel Direktörü ve EUROFER eski başkanı Henrik Adam, küresel çelik sektöründe kapasite kullanım oranının %75-76 seviyesinde olduğunu, önümüzdeki yıllarda yaklaşık 140 milyon mt ek kapasitenin devreye alınacağını ancak talebin aynı hızda artmasının beklenmediğini belirtti. Ayrıca ticaret engellerinin arttığına ve üretimin giderek daha yerel hale geldiğine dikkat çekti.
Dünya Çelik Birliği eski Genel Direktörü Edwin Basson, küresel çelik talebinin 2026 yılında yaklaşık 1,7 milyar mt seviyesinde büyük ölçüde yatay seyretmesinin, 2027 yılında ise artmasının beklendiğini belirtti. Basson, jeopolitik belirsizlikleri ve mali baskıları ekonomik görünüme yönelik başlıca riskler olarak sıraladı. Ayrıca önümüzdeki on yılda Güneydoğu Asya'daki çelik talebi artışının Çin'de azalan tüketimi dengeleyebileceğini ifade etti.
Bölgeselleşme ve enerji maliyetleri başlıca sorunlar olmaya devam ediyor
Dalbeler, Adam ve Basson'ın konuşmacı olarak katıldığı ve Nasıl Bir Ekonomi Medya Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Güldağ moderatörlüğünde gerçekleşen panelde, küresel çelik sektörünün karşı karşıya olduğu başlıca sorunlar arasında kapasite fazlası, piyasaların bölgeselleşmesi, artan ticaret engelleri ve jeopolitik belirsizlikler öne çıktı. Adil rekabetin ve kurallara dayalı ticaretin önemine dikkat çekildi. Karbonsuzlaşmanın önemli yatırımlar ve teknolojik gelişmeler gerektiren uzun vadeli bir zorluk olduğu vurgulanırken, rekabetçi fiyatlarla enerjiye erişimin üretim maliyetleri ve yeni çelik tesislerinin kurulacağı yerlerin belirlenmesi açısından giderek daha önemli hale geldiği belirtildi. Panelde ayrıca AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması kapsamında emisyonların doğrulanmasına ilişkin belirsizlikler ele alınırken, haksız rekabetle mücadele amacıyla Türkiye'nin de AB'dekilere benzer çelik ithalat önlemleri uygulaması gerektiği yönündeki çağrılar gündeme geldi.
