16-18 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde Metal Expo 2026 ve SteelOrbis iş birliğiyle düzenlenen Çelikte Dönüşüm Konferansı'nın ikinci gününde PASİD Genel Sekreteri Hanife Videberg moderatörlüğündeki “Türkiye paslanmaz çelik üretimine hazır mı? Sıvı çelikten nihai ürüne paslanmaz çelik ekosistem stratejisi nasıl dizayn edilmeli?” başlıklı panelde Nikel Paslanmaz CTO'su Kemal Yalgın ve Bahru Stainless Türkiye ve MENA Genel Müdürü Barış Yılmaz, Türkiye'de entegre paslanmaz çelik üretiminin olanakları, hammadde kaynakları ve yatırım ölçeği ele alındı.
Yalgın: Paslanmaz çelik yatırımı stratejik olarak değerlendirilmeli
Türkiye'nin paslanmaz çelikte %100 dışa bağımlı olduğunu ve tam entegre üretim yerine nihai işlemlerin gerçekleştirildiğini belirten Yalgın, yatırımın yalnızca maliyet ve gelirler üzerinden değil, ülkeye sağlayacağı ek katkılarla değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Yılda yaklaşık 800.000 mt paslanmaz çelik ithal edildiğini belirten Yalgın, 600.000 mt ile 1 milyon mt arasında kapasiteye sahip bir tesisin üretiminin %75-80'inin iç piyasada pazarlanabileceğini ifade etti. İç pazar desteğinin ihracatta fiyatlama, teslim süreleri ve üretim miktarları açısından esneklik sağlayacağını değerlendirdi.
Türkiye'de yılda oluşan yaklaşık 150.000-200.000 mt paslanmaz çelik hurdasının çoğunun ihraç edildiğine dikkat çeken Yalgın, bu kaynağın yurt içinde kullanılmasının maliyet avantajı sağlayabileceğini söyledi. Mevcut teknoloji ve insan kaynağının üretimi destekleyebileceğini, AOD kullanımı ve özel döküm-soğutma koşullarının ise çözülebilecek teknik gereksinimler olduğunu belirtti.
Yalgın, yerel üretimin beyaz eşya, endüstriyel mutfak ve tıbbi gereçler gibi sektörlerde düzenli hammadde tedarikini ve ihracatı destekleyebileceğini ifade etti. Krom ve nikel ihtiyacının yurt içinden karşılanmasına yönelik çalışmaların madencilik, rafinaj ve Ar-Ge yatırımlarının yanı sıra yüksek nikelli alaşımlar ve özel malzemelerin üretimine de olanak sağlayabileceğini söyledi.
Yılmaz: 1,2 milyar $'lık paslanmaz çelik yatırımı sekiz yılda kendini karşılayabilir
Türkiye'nin dünyanın en büyük onuncu paslanmaz çelik tüketicisi ve ilk on içinde entegre üretimi bulunmayan tek ülke olduğunu belirten Yılmaz, 2 milyar $'ı aşan ihtiyacın ithalatla karşılandığını söyledi. Türkiye'nin entegre üretime hazır olduğunu vurgulayarak yatırımı tedarikte stratejik bağımsızlık açısından değerlendirdi.
Hazırladığı rapora göre yaklaşık 1,2 milyar $ tutarındaki yatırımın hiçbir teşvik almadan sekiz yılda yatırım tutarını karşılayabileceğini belirten Yılmaz, tesis için 800.000 mt nominal kapasite ve 600.000 mt gerçek üretim öngördüğünü ifade etti.
Üretimin %45'inin yerli hurda ve ferrokrom kaynaklarıyla feritik paslanmaz çeliklerden oluşabileceğini söyleyen Yılmaz, dünyadaki entegre tesislerde bu payın genellikle %25-35 olduğunu belirtti. Kalan %55'lik üretimde nikel maliyetlerinin önem taşıdığını ifade ederek tesisin AOD ve VOD rafinasyonlarıyla hem hurda hem de nikel pik demir kullanabilecek şekilde tasarlanmasını önerdi.
Türkiye'de toplanan yaklaşık 200.000 mt paslanmaz çelik hurdasının 160.000-170.000 mt'unun yurt içinde işlenemediği veya kullanılamadığı için ihraç edildiğini belirten Yılmaz, entegre üretimin bu kaynakların değerlendirilmesini sağlayacağını söyledi. Dünya paslanmaz çelik üretiminin %65'ini gerçekleştiren Çin ve Endonezya'nın ölçeğini ise rekabet riski olarak gördüğünü ancak bunu büyük bir risk olarak değerlendirmediğini ifade etti.
