16-18 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde Metal Expo 2026 ve SteelOrbis iş birliğiyle düzenlenen Çelikte Dönüşüm Konferansı konuşmacılarından İstanbul Politikalar Merkezi Türkiye Çelik Sektörünün Karbonsuzlaşması Projesi Koordinatörü Dursun Baş, “Çelik Sektöründe Dönüşüm: Riskler, Fırsatlar ve Yeni Rekabet Dengesi” başlıklı sunumunda çelik sektöründeki güncel durum ve beklentilerden bahsetti.
Türkiye çelik sektörünün dönüşümü için Ulusal Yeniden Yapılandırma ve Modernizasyon Planı hazırlanması gerektiğini belirten Baş'ın önerileri arasında çok aktörlü sorumluluk yaklaşımı geliştirilmesi, düşük karbonlu çelik için ulusal ölçütler oluşturulması ve emisyon verilerinin kamuya açık hale getirilmesi yer aldı. Baş, yeni rekabet koşullarında yalnızca koruma önlemleri, vergi indirimleri ve iş gücü maliyetlerine odaklanmanın sektörü istenen noktaya taşımayacağını ifade etti. Sektörel planlama, ham çelik üreticileri ile nihai mamul üreticileri ve tüketicilerinin bir araya getirilmesi, elektrik üretim yapısının dönüşümü ve dönüşüm finansmanının hakkaniyetli kullanılması gerektiğini vurguladı.
Dursun Baş'ın sunumunda sonuçlarını açıkladığı yaklaşık 30 sektör paydaşının katıldığı 20 soruluk anket, ticaret önlemlerinin etkileri ve sektörün beklentilerine ilişkin bulgular ortaya koydu. Sunumda paylaşılan sonuçlara göre katılımcıların %79'u AB koruma önlemlerinden etkilendiğini belirtti. Önümüzdeki 2-3 yılda ihracatın belirgin şekilde azalacağını öngörenlerin oranı %48 olurken, artış bekleyenlerin oranı %10'da kaldı. Yanıt dağılımında 14 katılımcı belirgin gerileme, 12 katılımcı mevcut seviyenin korunması, 3 katılımcı ise ihracatın artarak devam etmesi yönünde görüş bildirdi.
Ankette artan korumacılık ve kotaları önümüzdeki dönemin en büyük riski olarak görenlerin oranı %52 olarak paylaşılırken, yerel talebin güçlenmesi %48 ile en büyük fırsat olarak öne çıktı. Yeşil veya düşük karbonlu çelikte öncülük ise sekiz katılımcı tarafından en büyük fırsat olarak işaretlendi.
SKDM'nin rekabet gücüne etkisine ilişkin soruda 13 katılımcı mekanizmayı fırsata dönüştürülebilir olarak değerlendirirken, diğerleri sınırlı olumsuz etki ve ciddi dezavantaj bekliyor. Dönüşüm yatırımlarının önündeki engeller ise finansman ve yatırım maliyeti, mevzuat belirsizliği, yeşil ürüne yeterli talep bulunmaması ile enerji maliyeti ve arz güvenliği olarak sıralandı.
Dursun Baş sunumunda 2050 yılına kadar Çolakoğlu Metalurji, ÇEMTAŞ, Bilecik Demir Çelik ve Kroman Çelik'in karbon nötr olmayı, Kaptan Demir Çelik, Habaş, Erdemir, İsdemir ve Diler Demir Çelik'in ise aynı yıla kadar net sıfır emisyona ulaşmayı hedeflediğini aktardı.
İhracatta Sahra Altı Afrika ve Orta Doğu öne çıkıyor
Ankette önümüzdeki dönemde Türkiye için en önemli ihracat fırsatlarının Sahra Altı Afrika ve Orta Doğu olduğu sonucuna varılırken, bu bölgeleri AB ve Kuzey Afrika takip etti. Sunumda AB ve ABD'nin önemini koruduğu ancak korumacılık nedeniyle bu pazarlara yönelik beklentilerin sorgulandığı değerlendirmesine yer verildi.
Öte yandan ankette Türkiye çelik sektörünün güçlü yönleri coğrafi konum ile lojistik avantajının yanı sıra üretim esnekliği ve çeşitliliği olarak değerlendirilirken, zayıf yönlerde ise hurda ve hammadde açısından dışa bağımlılık ile yüksek enerji ve girdi maliyetleri öne çıktı. Katma değerli üretim yetersizliği, finansmana erişim ve maliyeti de diğer önemli başlıklar oldu.
