24 Mart Salı günü İstanbul Marriott Hotel Asia’da, SteelOrbis iş birliğiyle düzenlenen Eurometal Çelik Günü & YİSAD Yassı Çelik Konferansı’nın ikinci oturumunda “Türk çelik sektörü değerlendirmesi” başlıklı bir sunum yapan SteelOrbis Genel Müdürü Murat Eryılmaz, küresel ve yerel piyasaya ilişkin önemli tespitlerde bulundu.
Eryılmaz, dünya çelik üretiminin 2021 yılında 1,9 milyar mt’un üzerine çıktığını, son iki yılda ise sınırlı bir gerileme yaşandığını belirtti. Çin’in üretim politikalarına değinen Eryılmaz, geçtiğimiz yıl başında açıklanan üretim kısıntısı hedeflerine rağmen yıl içinde üretimin arttığını ancak yıl sonunda yaklaşık 45 milyon mt’luk düşüşle toplam üretimin 960 milyon mt seviyesinde gerçekleştiğini ifade etti. Bu düşüşün planlıdan ziyade zayıf iç talep nedeniyle zorunlu olduğunu düşündüğünü belirten Eryılmaz, 2026 yılına Çin’in daha agresif üretim kesintileriyle başladığını ve Ocak ayında yıllık bazda %14 düşüşle 75,3 milyon mt üretim gerçekleştiğini söyledi. Çin’deki üretim düşüşünün küresel üretimi de etkilediğini, Ocak ayında dünya genelinde yıllık %6,5’lik bir gerileme görüldüğünü vurguladı.
Türkiye’de üretim ve kapasite kullanımında zayıflama sinyalleri
Türkiye’ye ilişkin değerlendirmelerinde Eryılmaz, sıvı çelik üretiminin en yüksek seviyesine 2021 yılında ulaştığını, 2022-2023 döneminde ciddi düşüş yaşandığını, 2024 ve 2025 yıllarında ise devreye giren yeni kapasitelerle yeniden artış trendine girerek 38 milyon mt’un üzerine çıktığını ifade etti. Ancak 2026 yılına zayıf bir başlangıç yapıldığını belirten Eryılmaz, Ocak ayında üretimin 3,39 milyon mt seviyesinde gerçekleştiğini, yıllık bazda %5,8 artış görülse de önceki aylara kıyasla düşüş yaşandığını söyledi. Bu gerilemenin en önemli nedenleri arasında SKDM’nin devreye girmesiyle ihracatta yaşanan sıkıntılar ve zayıf iç talep gösterildi.
Elektrik ark ocağı ve yüksek fırın üretimlerinde 2025’in ikinci yarısındaki artış trendinin yılın başında yerini düşüşe bıraktığını belirten Eryılmaz, ihracattaki gerileme ve iç piyasanın zayıf seyri nedeniyle üretimde aşağı yönlü bir eğilim oluştuğunu ifade etti. Kapasite kullanım oranlarına bakıldığında yassı ürünlerde Ocak ayında %80’in üzerinde bir seviye görüldüğünü, Şubat ayında ise ihracattaki zayıflığa bağlı olarak %75 civarına gerileme beklendiğini belirten Eryılmaz, uzun ürünlerde ise durumun daha zayıf olduğunu ve kapasite kullanım oranının %60’ın altına indiğini söyledi.
Maliyet baskısı artıyor, talep tarafı zayıf kalıyor
Hammadde tarafında 2025 ortasında görülen düşük seviyelerin ardından maliyetlerin yeniden yükselişe geçtiğini belirten SteelOrbis Genel Müdürü, demir cevheri ve kömür fiyatlarındaki değişimlerin yüksek fırın maliyetlerini artırdığını, hurda tarafında ise özellikle navlun maliyetlerinin belirleyici olduğunu ifade etti. Sıcak rulo sac üretim maliyetlerinin Ocak-Şubat döneminde hem elektrik ark ocağı hem yüksek fırın için gerilediğini ancak Mart ayında enerji ve navlun maliyetlerindeki artışla yeniden yükseldiğini belirten Eryılmaz, yüksek fırınlarda sıcak rulo sac üretim maliyetlerinin Şubat ayında 564$/mt seviyesindeyken Mart ayında 587-588$/mt’a, elektrik ark ocağı tarafındaki maliyetlerin ise 588$/mt’dan 604$/mt seviyesine yükseldiğini aktardı.
Hurda ithalatında AB’nin en büyük tedarikçi olmaya devam ederken, ikinci sırada ABD yer alıyor. Artan enerji ve yakıt maliyetlerinin navluna yansımasıyla ithalat zorlaşırken, özellikle AB tarafında yeni kısıtlamalar getirilmemesi kritik önem taşıyor. Slab ithalatının ise sıvı çelik üretim maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde öne çıktığını ifade eden Eryılmaz, son dönemde başlıca tedarikçilerin Rusya, Malezya ve Cezayir olduğunu söyledi.
Yassı çelik üretiminde son iki yılda devreye giren kapasitelerle önemli artış yaşandığı, üretimin 2024’te 16,7 milyon mt, 2025’te ise 16,5 milyon mt seviyesinde gerçekleştiği görülürken, 2026 yılında ilk aylarda yavaşlama görülse de yılın genelinde 2024 öncesine kıyasla daha yüksek bir üretim seviyesine ulaşılabileceği ifade edildi.
Dış ticarette en önemli ihracat kaleminin sıcak rulo sac olduğunu, galvanizli sacın ise ikinci sırada yer aldığını hatırlatan Murat Eryılmaz, yılın ilk iki ayında ihracattaki düşüşün en önemli nedeninin SKDM olduğunu söyledi. İthalatta da başlıca ürünün sıcak rulo sac olduğunu, antidamping önlemleri ve dahilde işleme rejiminde yapılan değişikliklerin ithalatı sınırladığını ifade etti. Buna rağmen Türkiye’nin ticaret dengesinde ithalatın ihracatı aşmaya devam ettiğini belirten Eryılmaz, geçtiğimiz yıl 8,94 milyon mt ithalata karşılık 6,5 milyon mt ihracat gerçekleştirildiğini ve son 7-8 yıldır bu dengenin değişmediğini vurguladı.
Verilere bakıldığında yassı çelik tüketiminin dalgalı bir seyir izlediği, zaman zaman 2 milyon mt seviyesinin üzerine çıkılsa da son üç ayda bir miktar yavaşlama görüldü anlaşılıyor.
Önümüzdeki döneme ilişkin risklere de değinen Eryılmaz, küresel ölçekte artan korumacılık eğilimlerinin sektör üzerindeki en önemli baskı unsurlarından biri olduğunu, ABD’nin başlattığı bu sürecin diğer ülkeler tarafından da sürdürüldüğünü belirtti. SKDM’nin etkileri, ithalat baskısı ve artan enerji ile navlun maliyetlerinin sektör üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini ifade eden Eryılmaz, fiyatlardaki artışların talep kaynaklı değil, büyük ölçüde maliyet kaynaklı olduğunu sözlerine ekledi.
