Bursa PS: Çelik-otomotiv ilişkisi artık yalnızca maliyet değil, strateji meselesi

Çarşamba, 08 Nisan 2026 15:29:22 (GMT+3)   |   İstanbul

7 Nisan Salı günü Bursa, Hilton Convention Center’da 650’nin üzerinde katılımcıyla gerçekleşen SteelOrbis Piyasa Sohbetleri’nin çelik sektöründe güncel gelişmeler ve otomotive yansımaları başlıklı ilk oturumunda, çelik ile otomotiv sektörleri arasındaki ilişkinin yalnızca maliyet temelli bir çerçevede ele alınamayacağı, giderek daha fazla regülasyon, teknoloji ve sürdürülebilirlik boyutlarıyla şekillendiği vurgulandı. Oturum, Murat Eryılmaz moderatörlüğünde gerçekleştirilirken, Kadir Şahin, Mustafa Sarıgözoğlu, Ali Okyay ve Önder Plana görüşlerini paylaştı.

Elektrikli araçlar ve AB'nin düzenlemeleri öne çıkıyor

Erdemir Şatış ve Pazarlama Direktörü Kadir Şahin, son dönemde çelik-otomotiv ilişkisini en fazla etkileyen unsurların elektrikli araçların hızlı yayılımı ve Avrupa Birliği’nin getirdiği düzenlemeler olduğunu ifade ederek çeliğin artık yalnızca ticari bir ürün değil, teknoloji ve sürdürülebilirlik beklentileriyle şekillenen bir malzeme haline geldiğini vurguladı.

Sarıgözoğlu A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Sarıgözoğlu ise otomotivde hafif ancak yüksek mukavemetli çeliklere yönelimin arttığını, bununla birlikte alüminyum gibi alternatif malzemelerin de giderek daha fazla gündeme geldiğini belirtti.

Kalibre Boru Genel Müdürü Ali Okyay özellikle elektrikli araçlarla birlikte artan batarya ağırlığının daha hafif ve özel alaşımlı malzemelere olan talebi artırdığını ifade ederken, bazı ürün gruplarında alüminyuma geçiş eğiliminin hız kazandığını dile getirdi.

Oturumda Avrupa Birliği tarafından uygulamaya alınan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) geniş şekilde tartışıldı. Kadir Şahin, mekanizmanın kısa vadede sektör üzerinde maliyet baskısı yaratacağını ancak orta ve uzun vadede yapılacak yatırımlarla bu sürecin fırsata dönüştürülebileceğini ifade etti.

Oyak Renault Satın Alma Direktörü Önder Plana, SKDM’nin rekabet gücü açısından önemli bir risk oluşturduğunu ancak tüm paydaşların birlikte hareket ettiği bir ekosistem yaklaşımıyla bu riskin yönetilebileceğini belirtti ve yerel tedarik zincirinin güçlendirilmesinin kritik olduğuna dikkat çekti.

Ali Okyay ise SKDM’nin uygulama biçimine yönelik eleştirilerde bulunarak mekanizmanın pratikte bir koruma aracı gibi işlediğini ve sertifikasyon süreçlerindeki belirsizliklerin rekabetçiliği olumsuz etkilediğini ifade etti.

Artan maliyetler ve Ar-Ge ihtiyacı

Önder Plana otomotiv sektöründe artan regülasyonlar ve teknolojik gereklilikler nedeniyle maliyetlerin yükseldiğini, bu maliyetlerin dengelenmesi için yeni iş modelleri ve daha güçlü bir tedarik yapısına ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Aynı zamanda Plana, çelik üreticilerinin standart ürünlerin ötesine geçerek daha spesifik ihtiyaçlara yönelik Ar-Ge odaklı ürünler geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak bu yaklaşımın hem maliyetleri optimize edeceğini hem de alternatif malzemelere yönelimi sınırlayabileceğini ifade etti.

Ali Okyay otomotiv yan sanayinin ana sanayinin artan beklentileri ile çelik üreticilerinin kısıtları arasında sıkıştığını belirterek ürün çeşitliliğinin ciddi şekilde arttığını ve bunun tedarik zincirinde hem maliyet hem de teslimat açısından yeni zorluklar yarattığını ifade etti. Okyay, özellikle Avrupa pazarına yönelik ihracatta rekabetçi fiyat, zamanında teslimat ve kalite unsurlarının belirleyici olmaya devam ettiğini vurguladı.

Türkiye’nin konumu: İki baskı arasında stratejik fırsat

Önder Plana, Türkiye’nin jeopolitik olarak Çin ile Avrupa arasında konumlandığını ve bu durumun hem fırsatlar hem de riskler barındırdığını belirterek özellikle ileri teknoloji çelik ürünlerinde dışa bağımlılığın sürdüğünü ifade etti. Plana, bu nedenle Ar-Ge yatırımlarının artırılması, özgün teknolojilerin geliştirilmesi ve ekosistemin bütüncül şekilde hareket etmesinin Türkiye’nin rekabet gücünü belirleyeceğini vurguladı.

Oynak piyasa koşulları çerçevesinde uzun vadeli kontratların sürdürülebilirliği de oturumda öne çıkan başlıklardan biri oldu. Kadir Şahin, tedarik zincirinin sürekliliğinin öncelikli olduğunu belirtirken, Ali Okyay risklerin tedarik zinciri boyunca eşit şekilde dağıtılmasının özellikle yan sanayi açısından kritik olduğunu ifade etti.

Oturum genelinde konuşmacılar, çeliğin artık yalnızca maliyet odaklı bir ürün değil, regülasyonlar, sürdürülebilirlik, teknoloji ve strateji ile şekillenen çok boyutlu bir değer unsuru haline geldiği konusunda ortak görüş bildirdi. Katılımcılar önümüzdeki dönemde rekabet gücünü belirleyecek ana unsurların katma değerli ve yerel üretim, güçlü ekosistem iş birliği ve düzenlemelere uyum olacağını ifade etti.


Benzer Haber ve Analizler

Serdar Başoğlu: Küresel arz fazlası ve korumacılık çelik sektörünün yeni dengesini belirliyor

08 Nis | Çelik Haberler

Bursa PS: Talep var ama karar yok, yassı çelik piyasasında bekle-gör dönemi

08 Nis | Çelik Haberler

PS İskenderun: Üreticiler faiz yükü ve zayıf talep karşısında ayakta kalmaya çalışıyor

08 Eki | Çelik Haberler

BIR: 2023’te azalan alımlara rağmen Türkiye hala dünyanın önde gelen hurda ithalatçısı

05 Haz | Çelik Haberler

13. Çelik Konferansı: Piyasa oyuncuları güncel rakamları paylaştı

08 Kas | Çelik Haberler

Namık Ekinci: İnşaat demiri ithalat vergisinin sıfırlanması Türkiye’yi kalitesiz ve dampingli ithalata açık hale getirdi

10 Oca | Çelik Haberler

Hurda piyasaları yaz aylarında nasıl olacak?

03 Haz | Çelik Haberler

Fikret Yeşilyurt: Türkiye çelik sektörü, gücünü iç piyasa sayesinde koruyor

07 Nis | Röportaj

Igal Zakuto: 2014 güzel başlar, ama zorlu geçer

13 Ara | Röportaj

Asuman Gürsoy: 2013 yılı ikinci çeyrekte üç yatırım birden devreye alacağız

21 Kas | Röportaj





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis