7 Nisan Salı günü Bursa, Hilton Convention Center’da 650’nin üzerinde katılımcıyla gerçekleşen SteelOrbis Piyasa Sohbetleri’nin Türkiye yassı çelik sektöründe 2026 görünümü başlıklı ikinci oturumunda sektör talep dinamikleri, son kullanıcı sektörler ve Avrupa Birliği düzenlemeleri çerçevesinde ele alındı.
Murat Eryılmaz moderatörlüğünde gerçekleştirilen oturumda Erdemir Pazarlama Planlama Direktörü Mehmet Tahir Zazaoğlu, 2026 yılına ilişkin beklentilerini aktarırken, hızlı bir toparlanma yerine temkinli bir dengelenme sürecinin öne çıkacağını ifade ederek enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmelerin sektör üzerinde belirleyici olmaya devam edeceğini vurguladı. İran’daki gelişmelerin küresel arz dengelerini etkileyebileceğini belirten Zazaoğlu, bu durumun aynı zamanda enerji ve savunma sanayi projeleri üzerinden yeni talep alanları yaratabileceğini dile getirdi.
Benzer şekilde Parladı Metal Yönetim Kurulu Üyesi Bahar Parladı, 2025 yılının sektör açısından büyümeden ziyade ayakta kalma ve risk yönetimi yılı olduğunu belirterek 2026’nın bir denge bulma dönemi olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Talebi baskılayan ana unsur: Yüksek finansman maliyetleri
Oturumda talep tarafını etkileyen temel faktörler ele alınırken, Warmhaus Genel Müdürü Şebnem Güner yüksek finansman maliyetlerinin hem üretici hem de nihai tüketici üzerinde belirleyici bir baskı yarattığını vurguladı. Güner, yüksek faiz ortamı nedeniyle tüketim kararlarının ertelendiğini, siparişlerin küçüldüğünü ve firmaların minimum stokla çalışma eğilimine yöneldiğini belirtti.
Güner ayrıca ucuz ithalatın yarattığı fiyat baskısının yerel üreticileri zorladığını ve bu durumun piyasada bekle-gör yaklaşımını güçlendirdiğini ifade etti. Bahar Parladı da talep tarafında fiyat seviyesinden ziyade belirsizliğin ağırlık gösterdiğini vurgulayarak finansmana erişimde sorunlar, kur baskısı ve stok maliyeti risklerinin alım kararlarını geciktirdiğini belirtti. Parladı, özellikle ihracat tarafında SKDM kaynaklı ek maliyet belirsizliklerinin de talep üzerinde baskı yarattığını dile getirdi.
RAM Genel Müdürü ve TURKTRADE Yönetim Kurulu Başkan Vekili Murat Urun ise küresel ölçekte artan enflasyonist baskılar, jeopolitik riskler ve ticaret savaşlarının ihracat pazarlarını daha zorlu hale getirdiğini belirterek, Türkiye’nin hem maliyet hem de rekabet açısından daha zor bir döneme girdiğini ifade etti. Urun özellikle Avrupa pazarındaki talep zayıflığına dikkat çekerken, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde çelik talebi potansiyelinin sınırlı kaldığını vurguladı.
Oturumda öne çıkan bir diğer başlık ise mevcut sürecin geçici mi yoksa yapısal mı olduğu sorusu oldu. Murat Urun, dünya ekonomisinin kalıcı bir dönüşüm sürecine girdiğini belirterek geleneksel ticaret yapılarının etkisini kaybettiğini ve yeni bir küresel düzenin oluştuğunu ifade etti. Bu çerçevede Urun, Türkiye’nin rekabet gücünü artırabilmesi için Ar-Ge yatırımlarına ve alternatif finansal çözümlere odaklanması gerektiğini vurguladı.
İhracat tarafında karşılaşılan zorluklara değinen Mehmet Tahir Zazaoğlu, Türkiye’nin hammadde ve enerji avantajına sahip ülkelerle aynı pazarlarda rekabet etmek zorunda kaldığını belirterek maliyet tarafında ciddi dezavantajlar bulunduğunu ifade etti. Zazaoğlu bunun yanında korumacılık önlemlerinin ve regülasyonların sürekli değiştiğini, bu nedenle ihracatçıların farklı dönemlerde farklı engellerle karşılaştığını dile getirerek rekabetin çok boyutlu hale geldiğini vurguladı.
Arz tarafında tartışma: Fazla arz mı, ithalat sorunu mu?
Arz tarafına ilişkin değerlendirmelerde, Mehmet Tahir Zazaoğlu Türkiye’de üretim kapasitesinin büyük ölçüde iç talebi karşılayabilecek seviyede olduğunu, asıl sorunun ithalat kaynaklı olduğunu ifade etti. Zazaoğlu, Türkiye’nin yaptığı çelik ithalatının büyük kısmının aslında yurt içinde üretilebileceğini belirterek arz fazlası tartışmasından önce ithalatın azaltılmasının daha kritik bir konu olduğunu vurguladı.
Bahar Parladı ise iç pazarda talep bulunduğunu ancak Avrupa’daki daralmanın ihracat kanallarını sınırladığını, buna rağmen Türkiye’nin dönemsel fırsatlar yakalayabildiğini ifade etti.
Oturumda Avrupa Birliği düzenlemelerinin sektöre etkisi de geniş şekilde tartışıldı. Mehmet Tahir Zazaoğlu, yeşil dönüşümün artık yalnızca çevresel bir konu olmaktan çıkıp rekabet gücünü belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini belirterek bu sürece hızlı uyum sağlayan üreticilerin avantaj elde edeceğini ifade etti.
Bahar Parladı ise kısa vadede regülasyonların ciddi maliyet baskısı yaratacağını ancak uzun vadede Türkiye’nin düşük emisyon avantajı sayesinde rekabet gücü elde edebileceğini dile getirdi.
