PASDER: 2026 yılının geri kalanında paslanmaz çelik sektöründe dalgalı bir seyir bekliyoruz

Cuma, 11 Eylül 2026 14:59:59 (GMT+3)   |   İstanbul

Paslanmaz Çelik Derneği (PASDER) Genel Sekreteri Fatih Köksal ile paslanmaz çelik piyasasındaki fiyat görünümünü, küresel ticaret politikaları ile SKDM'nin sektöre etkilerini ve rekabet gücünün artırılmasına yönelik öncelikleri konuştuk.

Paslanmaz çelik fiyatlarının ve hammadde maliyetlerinin seyri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Önümüzdeki döneme ilişkin beklentileriniz nelerdir?

2026 yılının ilk yarısında Türkiye paslanmaz çelik piyasası, küresel hammadde fiyatlarındaki sert dalgalanmalar ile döviz kurundaki artışın birlikte etkili olduğu bir dönem geçirmiştir. Paslanmaz çelik üretiminin temel girdilerinden olan nikel, yılın ilk aylarında Endonezya'nın üretim kotalarını sınırlayabileceği beklentisiyle yükselmiş, Nisan ve Mayıs aylarında zirve seviyelere yaklaşmış, Haziran ayında ise artan küresel stokların etkisiyle belirgin biçimde gerilemiştir. Buna karşılık ferro-krom ve krom cevheri fiyatları ilk çeyrekte yükseldikten sonra ikinci çeyrekte daha dengeli bir seyir izlemiş; molibden fiyatlarındaki artış ise özellikle 316 ve 316L kalite paslanmaz çelik ürünlerinin maliyetini yüksek tutmuştur.

Küresel hammadde fiyatlarında dönemsel gerilemeler görülmesine rağmen bu düşüşler Türkiye iç piyasasına aynı ölçüde yansımamıştır. Bunun başlıca nedeni paslanmaz çelik sektörünün büyük ölçüde ithal girdilere bağımlı olması ve döviz kurundaki yükselişin dolar bazındaki maliyet düşüşlerini dengelemesidir. Navlun, enerji, stok finansmanı ve ticaret politikası önlemleri de nihai ürün fiyatlarının aşağı gelmesini sınırlamaktadır. Bu nedenle 304 ve 304L kalite ürünlerde dolar bazında dalgalı ve dönemsel olarak gerileyen fiyatlar görülürken, TL bazında daha çok yatay veya sınırlı yükseliş eğilimi hâkim olmuştur. Molibden içeriği nedeniyle 316 ve 316L kalite ürünler daha dirençli ve yüksek fiyatlı kalırken, nikel içermeyen 430 kalite ürünlerde daha istikrarlı bir fiyat seyri gözlenmiştir.

Önümüzdeki dönemde paslanmaz çelik fiyatlarında sert ve kalıcı bir düşüşten çok, hammadde ve kur hareketlerine bağlı dalgalı bir görünüm beklenmektedir. Küresel nikel stoklarının yüksek olması 304 kalite fiyatlarında hızlı yükselişleri sınırlayabilirken, Endonezya'nın üretim politikaları, enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler yukarı yönlü risk oluşturmaya devam edecektir. Molibden fiyatlarının güçlü kalması nedeniyle 316 ve 316L ürünlerin 304 kaliteye göre daha yüksek fiyat baskısıyla karşılaşması, 430 kalitenin ise görece dengeli seyretmesi öngörülmektedir. Türkiye açısından döviz kuru, finansman maliyetleri ve endüstriyel kullanıcıların talebi belirleyici olmaya devam edeceği için küresel fiyatlarda yaşanabilecek gerilemelerin iç piyasaya gecikmeli ve sınırlı biçimde yansıması beklenmektedir.

Aralık 2025'te Çin ve Endonezya menşeli paslanmaz çelik ürünlerine getirilen antidamping vergilerinin sektör üzerindeki etkilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Söz konusu önlemlerin haksız rekabeti azaltma ve yerli üreticiyi destekleme açısından beklentileri karşıladığını düşünüyor musunuz? 

Aralık 2025'te sonuçlandırılan soruşturma kapsamında, Çin ve Endonezya menşeli soğuk haddelenmiş paslanmaz yassı çelik ürünleri birlikte incelenmiş ancak kesin antidamping vergisi yalnızca Çin menşeli ürünlere CIF bedelin %3,95'i oranında uygulanmıştır. Endonezya menşeli ithalatta ise damping marjının ihmal edilebilir düzeyde olduğu ve bu ithalatın yerli üretici fiyatlarını kırmadığı veya baskılamadığı tespit edildiğinden önlem alınmamıştır. Çin'den yapılan ithalatın ise yerli üretim dalının fiyatlarını önemli ölçüde baskıladığı, pazar payındaki artışla birlikte yerli üreticilerin üretim, satış, kârlılık, kapasite kullanımı ve yatırım geri dönüşü gibi temel göstergelerinde bozulmaya yol açtığı belirlenmiştir. Bu çerçevede alınan kararın, tüm ithalatı sınırlayan genel bir korumacılık uygulamasından ziyade, haksız rekabetin tespit edildiği ülkeye ve ürüne yönelik ölçülü bir ticaret politikası aracı olduğu değerlendirilmektedir. Uygulanan %3,95 oranındaki verginin, ithalatı tamamen durduracak kadar yüksek olmaması, buna karşılık dampingli fiyatların yerli üretici üzerinde oluşturduğu baskıyı kısmen dengelemesi bakımından makul olduğu söylenebilir. Alınan önlem, yerli üreticilerin kapasite kullanımını, istihdamını ve yatırım iştahını desteklemenin yanı sıra ithalatçılar ile nihai kullanıcıların alternatif tedarik kaynaklarına erişimini ise bütünüyle ortadan kaldırmayacak mahiyettedir. Endonezya'ya vergi uygulanmaması da kararın ülke bazında delillere dayalı ve dengeli şekilde alındığını göstermektedir. Dolayısıyla söz konusu düzenlemenin, yerli sanayiyi yapay biçimde korumaktan ziyade rekabet koşullarını normalleştirmeyi amaçladığı ve bu yönüyle haksız rekabetin azaltılması ile yerli üretimin desteklenmesi açısından yerinde bir adım olduğu değerlendirilmektedir. Uygulanan vergi oranlarının belirlendiği şekilde sabitlenmesi ve bundan sonraki dönemlerde herhangi bir değişikliğe tabi tutulmaması, sektör paydaşlarının önünü görebilmesi ve paslanmaz çelik piyasasının makul bir dengede ilerleyebilmesi açısından kritik bir önemdedir. 

ABD'nin gümrük tarifeleri, AB'nin ticaret politikaları ve diğer korumacı uygulamalar küresel paslanmaz çelik ticaretini nasıl etkiliyor? Bu gelişmelerin Türkiye pazarı açısından ne gibi sonuçlar doğurmasını bekliyorsunuz?

ABD'nin çelik ve alüminyum ithalatına uyguladığı ilave gümrük vergilerini Haziran 2025'te %50 seviyesine yükseltmesi, Avrupa Birliği'nin kota dışı çelik ithalatına daha yüksek vergi getiren yeni koruma düzenlemeleri ve antidamping uygulamalarının yaygınlaşması, küresel paslanmaz çelik ticaretini giderek daha bölgesel ve kontrollü bir yapıya dönüştürmektedir. Bu politikalar üretici ülkelerin kendi sanayilerini ve kapasite kullanım oranlarını korumasına katkı sağlarken, uluslararası ticaret akışlarının yön değiştirmesine, aynı ürün için bölgeler arasında belirgin fiyat farklılıkları oluşmasına ve ihracatçıların alternatif pazar arayışına girmesine yol açmaktadır. Avrupa Birliği'nde 1 Ocak 2026'da mali yükümlülük aşamasına geçen Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da demir-çelik ürünlerinde yalnızca fiyatı değil, üretimin karbon yoğunluğunu ve emisyonların doğrulanabilirliğini rekabet koşulunun bir parçası haline getirmiştir. Dolayısıyla önümüzdeki dönemde paslanmaz çelik ticaretinde düşük fiyat kadar menşe, karbon ayak izi, izlenebilirlik ve ticaret politikalarına uyum da belirleyici olacaktır.

Türkiye açısından bu gelişmeler hem risk hem de fırsat oluşturmaktadır. ABD ve AB pazarlarına girişi zorlaşan Çin ve diğer Asya menşeli ürünlerin Türkiye gibi görece daha açık pazarlara yönelmesi, iç piyasada ithalat baskısını artırarak yerli üreticilerin fiyatlarını, kapasite kullanımını ve yatırım iştahını olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle menşe bazlı antidamping ve koruma önlemlerinin etkin biçimde sürdürülmesi önem kazanmaktadır. Diğer taraftan Türk üreticilerin ABD'ye ihracatında yüksek tarifeler, AB'ye ihracatında ise kota ve karbon maliyetleri, rekabet gücünü sınırlayabilecektir. Buna karşılık daha düşük emisyonlu üretime, enerji verimliliğine, hurda kullanımına ve güvenilir emisyon raporlamasına yatırım yapan Türk firmaları; Avrupa'ya coğrafi yakınlık, kısa teslim süreleri ve esnek üretim kabiliyeti sayesinde Asyalı tedarikçilere karşı avantaj elde edebilir. Bu nedenle Türkiye'nin yalnızca korumacı önlemlerle değil, yeşil dönüşüm, yerli hammadde, yüksek katma değerli kalite üretimi ve ihracat pazarlarının çeşitlendirilmesiyle desteklenen bütüncül bir sanayi politikası izlemesi uygun görünmektedir.

Mevcut ekonomik koşullar, finansmana erişim ve yüksek maliyetler sektörü nasıl etkiliyor?

Mevcut ekonomik koşullar, paslanmaz çelik sektörünün hem işletme sermayesi ihtiyacını hem de yatırım maliyetlerini önemli ölçüde etkilemektedir. Bu ortamda üreticiler daha kısa vadeli siparişlere yönelmekte, fiyat tekliflerinin geçerlilik sürelerini daraltmakta ve kur ile hammadde değişimlerini satış fiyatlarına daha hızlı yansıtmaktadır. Talepteki yavaşlama ve müşterilerin alımlarını ertelemesi ise artan maliyetlerin tamamının fiyatlara aktarılmasını güçleştirerek kâr marjlarını baskılamakta; özellikle özkaynağı sınırlı küçük ve orta ölçekli işletmelerin kapasite kullanımı, modernizasyon yatırımları ve rekabet gücü üzerinde olumsuz etki yaratmaktadır.

Bununla birlikte sektörün mevcut zorluklara uyum sağlama kapasitesi, önümüzdeki dönem açısından daha olumlu bir görünüm sunmaktadır. Finansal koşulların kademeli olarak normalleşmesi, enflasyon ve faizlerde beklenen düşüş ile birlikte işletme sermayesi üzerindeki baskının azalması; ertelenen yatırımların ve stok yenileme talebinin yeniden canlanmasına katkı sağlayabilir. Savunma sanayii, otomotiv, beyaz eşya, enerji, gıda ekipmanları ve ihracata dönük makine sektörlerindeki büyüme potansiyeli de paslanmaz çelik talebini destekleyebilecek önemli unsurlar arasındadır. Dijitalleşme, enerji verimliliği, hurda geri kazanımı ve yüksek katma değerli ürünlere yönelen firmaların maliyetlerini daha etkin yöneterek rekabet güçlerini artırmaları beklenmektedir. Bu nedenle kısa vadeli finansman sorunlarına rağmen doğru yatırım ve pazar çeşitlendirme stratejileri uygulayan sektör oyuncuları açısından orta ve uzun vadede büyüme, kapasite artışı ve yeni ihracat fırsatlarının ortaya çıkması mümkündür.

AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) uygulamasına geçiş sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu düzenlemenin Türkiye paslanmaz çelik sektörünün Avrupa pazarındaki rekabet gücü üzerindeki olası etkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

AB'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın 1 Ocak 2026 itibarıyla yalnızca emisyon raporlamasına dayalı geçiş döneminden mali yükümlülük içeren kesin uygulama aşamasına geçmesi, Türkiye paslanmaz çelik sektörü açısından hem önemli bir uyum maliyeti hem de stratejik bir dönüşüm fırsatı yaratmaktadır. AB'ye ihraç edilen kapsamdaki demir-çelik ürünlerinde gömülü karbon emisyonlarının güvenilir şekilde hesaplanması, doğrulanması ve AB'li ithalatçılara iletilmesi zorunlu hale gelirken, yüksek emisyonlu üretim yapan firmaların ürünleri ilave karbon maliyeti nedeniyle Avrupa pazarında fiyat avantajını kaybedebilecektir. Buna karşılık elektrik ark ocağı, yüksek hurda kullanımı, yenilenebilir enerji, enerji verimliliği ve izlenebilir tedarik zinciri yatırımlarıyla karbon yoğunluğunu azaltan Türk üreticiler, daha yüksek emisyonlu Asyalı rakipleri karşısında önemli bir rekabet avantajı elde edebilir. Türkiye'nin SKDM kapsamındaki ürün ihracatının önemli bölümünün AB'ye yöneldiği dikkate alındığında emisyon ölçümü ve doğrulama altyapısını zamanında kuramayan firmalar için pazar kaybı riski bulunmakla birlikte yeşil dönüşüme erken yatırım yapan işletmeler açısından düzenlemenin Avrupa'daki mevcut konumu güçlendirebilecek ve uzun vadeli müşteri ilişkilerini destekleyebilecek bir fırsata dönüşmesi mümkündür.

Paslanmaz çelik sektörünün rekabet gücünü artırmak için önümüzdeki dönemde hangi adımların atılması gerektiğini düşünüyorsunuz? Kamu politikaları ve sektörün öncelikleri açısından önerileriniz nelerdir?

Paslanmaz çelik yatırımlarının 2025/9903 sayılı Yatırımlarda Devlet Yardımları Hakkında Karar kapsamında öncelikli veya stratejik yatırım konusu olarak açık biçimde tanımlanması, sektörün rekabet gücünün artırılması bakımından yerinde bir adım olacaktır. Paslanmaz çelik sektörünün rekabet gücünün artırılması için öncelikle ithalata bağımlılığı azaltacak entegre ve yüksek ölçekli üretim yatırımlarının desteklenmesi gerekmektedir. Türkiye'de paslanmaz yassı çelik ihtiyacının önemli bölümünün ithalatla karşılanması; yüksek yatırım, enerji, teknoloji ve finansman gereksinimi nedeniyle yeni üretim kapasitesinin oluşmasını güçleştirmektedir. Bu yatırımlara KDV ve gümrük vergisi istisnasının yanında vergi indirimi, SGK işveren hissesi desteği, faiz veya kâr payı desteği sağlanması; ithalat bağımlılığının ve cari açığın azaltılmasına, tedarik güvenliğinin güçlendirilmesine, istihdamın ve yüksek katma değerli ihracatın artırılmasına katkı sunacaktır. Böyle bir yaklaşım, kamu kaynaklarının verimli kullanılmasını sağlarken Türk paslanmaz çelik sektörünün Avrupa Yeşil Mutabakatı ve SKDM sonrasında daha güçlü, sürdürülebilir ve uluslararası ölçekte rekabetçi bir yapıya kavuşmasını destekleyecektir. Dolayısıyla demir-çelik yatırımlarına teşvik sağlanması noktasında Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu (AKÇT) anlaşmasının bu yönde değerlendirilmesi ulusal çıkarlarımız açısından kritik bir öneme sahiptir. 

2026 yılının geri kalanına ilişkin beklentileriniz neler?

2026 yılının geri kalanında paslanmaz çelik sektöründe güçlü ve kesintisiz bir fiyat artışından ziyade, hammadde, kur ve ticaret politikalarına bağlı dalgalı bir seyir beklenmektedir. Küresel paslanmaz çelik üretiminin yılın ilk çeyreğinde %2,5, Çin'in üretiminin ise %4,3 artması ve nikel piyasasında arz fazlasının sürmesi, özellikle 304 kalite ürünlerde dolar bazlı fiyat artışlarını sınırlayabilir. Buna karşılık Endonezya'nın nikel üretim politikaları, enerji maliyetleri, jeopolitik gelişmeler ve molibden fiyatları 316 ve 316L ürünlerde yukarı yönlü risk oluşturmaya devam edecektir. Türkiye'de mevcut koşullar iç talebi ve stoklama iştahını baskılarken, döviz kuru hareketlerinin küresel hammadde fiyatlarındaki olası düşüşlerin TL bazlı satış fiyatlarına tam olarak yansımasını engellemesi beklenmektedir. Yılın son çeyreğinde finansal koşullarda kademeli bir normalleşme görülmesi halinde ertelenmiş alımların ve yatırım talebinin kısmen canlanması mümkündür; ancak genel görünümün 304 kalitede yatay-sınırlı yükseliş, 316 kalitede daha dirençli fiyatlar ve 430 kalitede görece dengeli bir seyir şeklinde oluşacağını değerlendirmekteyiz. 

DemetKazdal
Demet Kazdal
Editör
Yazarın Tüm Yazıları

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Demir çelik sektöründe 15 yıldır profesyonel içerik üreticiliği ve editörlük yapmaktayım. SteelOrbis bünyesinde İçerik Departmanı Müdürü olarak görev almaktayım. Başta Türkiye piyasası olmak üzere küresel pazar dinamiklerini yakından takip ederek sektörel haber ve raporlar hazırlıyorum.

Pazaryeri Teklifleri

Paslanmaz Yuvarlak Çubuk (Soğuk Çekilmiş)

Çap 3 - 300 mm
  304L- 316L
Tedarikçi HİSARİNOKS PASLANMAZ ÇELİK
Teklifi Gör

Paslanmaz Altıköşe Çubuk (Sıcak Çekilmiş)

Kenar Uzunluğu 10 - 60 mm
  304L- 316L - 303
Tedarikçi HİSARİNOKS PASLANMAZ ÇELİK
Teklifi Gör

Paslanmaz Dikişli Boru

Dış Çap 10 - 508 mm
Et Kalınlığı 1,5 - 6 mm
  304L - 316L
Tedarikçi HİSARİNOKS PASLANMAZ ÇELİK
Teklifi Gör

Benzer Haber ve Analizler

Tayvanlı Froch Fas'taki paslanmaz çelik boru tesisini 2027'nin ilk çeyreğinde devreye almayı hedefliyor

AB, Hindistan ve Endonezya'dan ithal paslanmaz çeliğe yönelik telafi edici önlemleri gözden geçiriyor

Çin çıkışlı paslanmaz çelik fiyatları tatil öncesinde yatay

Outokumpu yeni düşük karbonlu çelik teknolojisini tanıttı, pilot üretimine 2027'de başlamayı hedefliyor

Hindistan üç ülkeden ithal soğuk haddelenmiş paslanmaz çeliğe yönelik antidamping soruşturmasının süresini uzattı

Çin çıkışlı paslanmaz çelik fiyatları değişmedi, canlı sezonda talebin zayıf seyri piyasa üzerinde baskı kuruyor

Metal Expo Çelikte Dönüşüm Konferansı: Türkiye entegre paslanmaz çelik üretimine hazır

EUROFER, MMG'nin Anglo American nikel faaliyetlerini satın almasına yönelik itirazı destekliyor

AB, Hindistan ve Endonezya'dan ithal paslanmaz çeliğe uygulanan vergi için dönem sonu incelemesi başlattı

Çin çıkışlı paslanmaz çelik fiyatlarında uzun süren yatay trendin ardından düşüş





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis