26-28 Nisan tarihlerinde Amsterdam’da düzenlenen SteelOrbis 2026 Bahar Konferansı ve 94. IREPAS Toplantısı’nın son günündeki panel oturumunda konuşan Duferco direktörü ve tüccarlar komitesi başkanı Wilhelm Alff, komitenin mevcut piyasa koşullarına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı ve zayıflayan talep, düzenleyici baskılar ve artan jeopolitik risklere dikkat çekti.
Komiteye göre Çin’de ham çelik üretimi 2025 yılında yaklaşık 960 milyon mt seviyesinde gerçekleşirken, 2026 yılının ilk çeyrek verileri üretimin daha da gerileyebileceğini veya en iyi ihtimalle yatay seyredeceğini, herhangi bir büyüme sinyali bulunmadığını gösteriyor. Çin’de en sert düşüşün %12 ile inşaat demiri segmentinde görüldüğü, bunun da inşaat sektöründeki süregelen daralmayı yansıttığı belirtildi. Çin’de iyileşme gösteren tek unsurun ise büyük ölçüde stratejik stoklama kaynaklı olmak üzere demir cevheri stoklarında %10’un üzerinde artış olması olduğu ifade edildi. Bu durum, hammadde stokları ile zayıf nihai talep arasındaki uyumsuzluğa işaret ediyor.
Bu zayıf talebin özellikle Avrupa’da belirgin olduğu, genel ekonomik görünümün zayıf kaldığı ve kamu harcamalarının özellikle Almanya’da altyapı yerine savunma ve sosyal destek alanlarına kaydırıldığı, bunun da çelik tüketiminde toparlanma potansiyelini sınırladığı aktarıldı. Ayrıca AB’de mevcut üretim kapasitesinin talebin üzerinde kalmaya devam ettiği, büyük üreticilerin uzun süreli üretim kesintilerinin bile piyasada belirgin bir etki yaratmadığı vurgulandı.
SKDM ve koruma önlemleri ticareti baskılıyor
Tüccarlar için temel endişelerden birinin AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) olduğu belirtilirken, komite başkanı mevcut ortamda riskten kaçınmak için SKDM maliyet hesaplamalarında varsayılan emisyon değerlerinin kullanılmasının tavsiye edildiğini ancak bu yaklaşımın maliyetleri artırdığını ifade etti. Hesaplama yöntemleri ve doğrulama süreçlerine ilişkin belirsizliklerin ticareti zorlaştırdığı, bu nedenle üreticilerin sürece dahil edilmesi ve sözleşme şartlarının net şekilde tanımlanmasının kritik olduğu vurgulandı.
Ayrıca AB koruma önlemlerindeki son değişikliklerin de baskıyı artırdığı belirtildi. Kotaların yaklaşık %50 oranında düşürüldüğü, kota dışı vergilerin ise %50’ye kadar çıkabileceği ifade edilirken, bazı ülkeler uzun süredir sevkiyat yapmamış olmasına rağmen ülke bazlı kotalarda düzenleme yapılmaması eleştirildi. Bunun sonucunda kota sisteminin bir kısmının fiilen kullanılamaz hale geldiği ve bunun arzı daraltarak alıcılar ile nihai kullanıcılar üzerinde olumsuz etki yarattığı belirtildi.
Jeopolitik gerilimler tedarik zincirlerini bozuyor ve maliyetleri artırıyor
Tüccarlar ayrıca özellikle Orta Doğu’daki gerilimlerin artan etkisine dikkat çekti. Alff’e göre bu gerilimler hammadde tedarik zincirlerini sıkılaştırırken maliyetleri yükseltiyor ve ticareti önemli ölçüde yavaşlatıyor. Üreticilerin daha fazla kısa vadeli tedarik stratejilerine yöneldiği ve fayda sağlayabildikleri kargolara odaklandığı belirtilirken, Umman limanlarından kütüklerin kara yoluyla taşınmasının ek maliyetinin yaklaşık 40$/mt seviyesinde olduğu ifade edildi. Limanlardaki ciddi yoğunlukların da ticareti zorlaştırdığı ve operasyonel süreçleri daha karmaşık hale getirdiği aktarıldı.
Bu aksamalara rağmen komitenin mevcut durumu yapısal değil geçici olarak değerlendirdiği ancak özellikle ana deniz yollarındaki lojistik kısıtların kargo hareketlerini sınırlamaya devam ettiği ve küresel ticarette belirsizlik yarattığı belirtildi.
Ticaret akışları değişiyor, görünüm belirsiz
Küresel ticaret akışlarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Alff, ihracatçıların geleneksel pazarlara erişimde daha fazla zorlanacağını ifade etti. AB’de sıkılaşan kotalar ve artan korumacılık nedeniyle tedarikçilerin alternatif pazarlara yöneldiği ancak benzer ticari bariyerlerin diğer ülkelerde de artmasıyla seçeneklerin giderek daraldığı belirtildi. Afrika’nın orta vadede önemli bir büyüme pazarı olmaya devam etmesi beklenirken, özellikle Çin başta olmak üzere Asya’dan artan sevkiyatların bu eğilimi desteklediği ifade edildi. Ancak yerel üretim kapasitesindeki artış ve olası koruma önlemlerinin zamanla bu büyümeyi yavaşlatabileceği kaydedildi.
Çin’e ilişkin olarak ise yarı mamul ihracatının yüksek seviyelerde kalmasının beklendiği ancak yetkililerin ani artışları önlemek için ticaret akışlarını daha sıkı kontrol edebileceği ifade edildi. Körfez bölgesindeki krizin Çin çıkışlı malzemeye olan talebi destekleyebileceği ancak bunun büyük ölçüde lojistik koşullara bağlı olacağı belirtildi.
ABD ve Latin Amerika piyasalarının ise kamu altyapı yatırımları kaynaklı talep sayesinde görece istikrarlı olduğu ifade edildi.
Genel olarak tüccarlar komitesi, küresel çelik piyasasının zayıf talep, düzenleyici değişiklikler ve jeopolitik risklerin şekillendirdiği yüksek belirsizlik dönemine girdiğini vurguladı. Bu ortamda fiyat trendlerini öngörmenin son derece zor olduğunu belirten Alff, piyasa oyuncularının gelişmeleri yakından takip ederek stratejilerini sürekli güncellemesi gerektiğini ifade etti.
