Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) tarafından yayımlanan rapora göre Hindistan çelik sektörü, metalurjik kömür ihtiyacının %90’ını ithalatla karşılaması ve planlanan kapasitenin %64’ünün kömür bazlı olması nedeniyle artan enerji güvenliği riskleriyle karşı karşıya bulunuyor.
Raporda, ABD’den kömür tedarikinin çeşitlendirilmesinin küresel olarak birbirine bağlı ve oynak piyasada sınırlı bir rahatlama sağlayabileceği belirtildi.
Hindistan’ın 2030 yılına kadar yıllık 300 milyon mt ham çelik kapasitesine ulaşma hedefinin, koklaşabilir taş kömürü talebinde ciddi bir artışa yol açması bekleniyor. Yeni kapasitenin %64’ünün yüksek fırın bazlı olması, bu eğilimi daha da güçlendiriyor.
Ortalama olarak ton başına 770 kg koklaşabilir taş kömürü gereksinimi dikkate alındığında planlanan yüksek fırın kapasitesinin tek başına ilave 140 milyon mt kömür talebi yaratabileceği ve bunun mevcut arzı neredeyse iki katına çıkarabileceği ifade edildi.
Her ne kadar “Mission Coking Coal” gibi politikalarla yerli üretimin artırılması hedeflense de Hindistan’daki kömür rezervlerinin yüksek kül içeriği nedeniyle çelik üretimi için büyük ölçüde uygun olmadığı ve bu nedenle ithalata bağımlılığın devam ettiği vurgulandı.
ABD, Hindistan’ın ikinci büyük koklaşabilir taş kömürü tedarikçisi konumuna yükselirken, payı 2020-21 dönemindeki yaklaşık %8 seviyesinden 2024-25 döneminde %15’e çıktı. Ancak IEEFA’ya göre tedarikçi çeşitlendirmesi, küresel fiyat oynaklığına karşı koruma sağlamıyor. Avustralya, küresel deniz yolu koklaşabilir taş kömürü ticaretinde yaklaşık %50 payla hâkim konumunu sürdürürken, fiyat belirleyici olmaya devam ediyor.
ABD kömürünün rekabet gücü ise lojistik ve yapısal nedenlerle sınırlı kalıyor. ABD’den Hindistan’a sevkiyat süresi 40-45 gün sürerken, Avustralya’dan sevkiyatlar 20-25 gün içinde tamamlanıyor. Bu durum navlun maliyetlerini artırırken tedarik zinciri belirsizliğini de yükseltiyor. ABD kömürü FOB bazında daha ucuz olsa da yüksek nakliye maliyetleri bu avantajı büyük ölçüde ortadan kaldırıyor.
Raporda, Batı Asya’daki kriz ve yakıt maliyetleri üzerindeki etkilerin navlun giderlerini daha da artırdığı vurgulandı.
IEEFA, uzun vadeli enerji güvenliği için ithal kömüre bağımlılığın azaltılması gerektiğini belirterek hurda bazlı elektrik ark ocağı üretiminin hızlandırılması ve yeşil hidrojen tabanlı çelik üretiminin ölçeklendirilmesi gerektiğini önerdi.
