SteelOrbis 2026 Bahar Konferansı ve 94. IREPAS toplantısının ikinci oturumunun konuşmacılarından Hindistan merkezli çelik üreticisi ARS Steels Yeni İş Geliştirme & Strateji Departmanı Başkan Yardımcısı Sumit Bhatia, küresel çelik rekabetinin yapısal bir dönüşüm geçirdiğini ve hurda erişiminin giderek belirleyici hale geldiğini ifade etti.
Küresel hurda arzı giderek azalırken, ihracatın sınırlı sayıda bölgeye yoğunlaştığının görüldüğünü belirtti. ABD, AB ve Japonya gibi büyük tedarikçilerin giderek daha fazla yerel tüketime öncelik vereye başladığını ve 60’tan fazla ülkenin hurda ihracatına kısıtlamalar getirdiğini dile getirdi. Bu nedenle 2030’a doğru hurda arzının daha da azalmasının beklendiğini söyledi.
Talep artışı hammadde ihtiyacını yeniden şekillendiriyor
Bhatia, küresel çelik talebinin 2070 yılına kadar yaklaşık 1,8 milyar mt seviyesinden 2,6-2,7 milyar mt seviyesine çıkmasının öngörüldüğünü paylaştı. Bu büyümede Hindistan, Güneydoğu Asya ve Afrika ön plana çıkarken, Çin’in katkısının gayrimenkul sektöründeki yapısal zayıflık nedeniyle sınırlı kalmasının beklendiğine dikkat çekti.
Öte yandan üretim yapısında önemli değişimler yaşanacağı ifade eden Bhatia, yüksek fırın bazlı üretimin payı azalırken, elektrik ark ocağı ve indüksiyon fırını bazlı üretimin 2070’e kadar toplam üretimin yaklaşık yarısını oluşturmasının öngörüldüğünü vurguladı.
Karbon politikaları ticareti yeniden şekillendiriyor
Bhatia, çelik ticaretinin giderek karbon düzenlemelerinin etkisi altına girdiğini aktardı. AB’nin Emisyon Ticaret Sistemi’nin üreticilere doğrudan karbon maliyeti yüklediğini ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın bu maliyetleri ithalata da yansıtarak rekabet dinamiklerini köklü şekilde değiştirdiğini dile getirdi.
Yüksek emisyonlu çeliğin pazar payı azalırken, düşük emisyonlu çeliğin fiyat avantajı elde ettiğini ve ticaretin maliyet odaklı yapıdan emisyon odaklı yapıya geçiş yaşadığının altını çizdi.
Hindistan çelik sektöründeki büyüme hız kazanıyor
Hindistan’ın küresel çelik talebindeki artışta önemli bir rol oynamaya devam etmesinin beklendiğini söyleyen Bhatia, ülkenin ham çelik üretiminin 2026-27 mali yılında 165 milyon mt ve 2030-31 döneminde ise 223 milyon mt seviyelerine ulaşmasının öngörüldüğünü ifade etti.
Bu büyümenin demir cevheri, koklaşabilir taş kömürü, doğrudan indirgenmiş demir (DRI) ve özellikle hurda gibi hammaddelere yönelik talebi artırdığını dile getirdi.
Hurda arzındaki açık artıyor
Bhatia, Hindistan’da hurda kullanımının küresel ortalamanın altında kalmaya devam ettiğine dikkat çekti. Toplam hurda tüketiminin yaklaşık 41 milyon mt seviyesinde yer aldığını ve arz açığının 2040 yılına kadar 40-45 milyon mt’a ulaşmasının beklendiğini, dolayısıyla Hindistan’ın ithalata olan bağımlılığının devam edeceğini söyledi.
Son dönemde ithal hurda fiyatlarının yerel fiyatlara kıyasla daha hızlı arttığını vurgulayan Bhatia, arz sıkıntısı ve operasyonel aksaklıkların yerel fiyatları desteklediğini belirtti. Hindistan’ın metalik girdi kullanımında DRI’ın payının yüksek olduğunu, hurdanın tamamlayıcı bir rol oynadığını ancak giderek daha kritik bir hale geldiğini aktardı.
Ayrıca çelik üretimindeki artışla birlikte koklaşabilir taş kömürü talebinin de yükseldiğini, ithalata olan bağımlılığın yüksek seviyede kaldığını ve Avustralya’nın başlıca tedarikçi konumunu koruduğunun altını çizdi.
Karbonsuzlaşma süreci kademeli ilerliyor
Yeşil hidrojenin çelik üretimindeki rolünün kısa vadede sınırlı kalmaya devam ettiğini söyleyen Bhatia, mevcut karbonsuzlaşma uygulamalarıyla emisyon azaltımının nispeten düşük kaldığını ve teknolojinin yaygınlaşmasının zaman alacağını dile getirdi.
Bununa birlikte Hindistan’ın emisyon yoğunluğuna dayalı bir yeşil çelik sınıflandırma sistemi oluşturarak düşük emisyonlu üretimi teşvik etmeyi hedeflediğini vurguladı.
Politika desteği ve geri dönüşüm
Hükümet politikalarının hurda arzını artırmaya yönelik adımlar içerdiğini aktaran Bhatia, hurda geri dönüşüm politikası, oto hurda programı ve gemi geri dönüşüm düzenlemelerinin bu alanda önemli rol oynadığını belirtti.
Ayrıca Ulusal Yeşil Hidrojen Misyonu’nun, uzun vadeli karbonsuzlaşma hedeflerini desteklemek amacıyla hidrojen üretimi ve yenilenebilir enerji kapasitesini artırmayı hedeflediğini kaydetti.
