Demir ve Çelik Teknolojileri Derneği (AIST) tarafından Danieli iş birliğiyle 27-28 Ekim tarihlerinde Udine'de düzenlenen Avrupa Çelik Forumu'nun ilk gününde karbonsuzlaşmanın, Avrupa çelik sektörünün dönüşümünde merkezi bir rol oynamaya devam ederken, dönüşümün hızı, rekabetçi fiyatlarla temiz enerjiye erişime, hammadde tedarikine ve yatırımları destekleyen düzenleyici çerçeveye bağlı olacağı konuşuldu.
Katılımcıları Danieli & C. CEO'su Giacomo Mareschi Danieli, Danieli Group CEO'su ve Teknolojiden Sorumlu Başkanı Rolando Paolone ile AIST Avrupa Üyeleri Bölümü Başkanı ve GravitHy CEO'su José Noldin karşıladı. Ardından gerçekleştirilen sunum ve panellerde, üretim süreçlerindeki yenilikler ile Avrupa sanayisinin rekabet gücünün korunması için gerekli koşullar arasındaki ilişki ele alınarak dönüşüm sürecinin başlıca zorlukları değerlendirildi.
Çelik piyasası yeniden yapılanma dönemine giriyor
AIST İcra Direktörü Ron Ashburn, çelik piyasasının yeniden yapılanma döneminden geçtiğini belirterek piyasa dinamiklerini yeniden şekillendirecek üç faktöre dikkat çekti. Bunlardan ilki, küreselleşmenin değişen kuralları oldu. Verimliliğin yanı sıra arz güvenliği de giderek daha fazla önem kazanırken, yerel üretim ve tedarik zincirlerinin dayanıklılığı stratejik unsurlar olarak görülüyor. İkinci faktör, ticarette dengesizliklere yol açan ve gümrük vergilerine, ticaret savunma önlemlerine ve sanayi politikalarına daha fazla başvurulmasını teşvik eden kapasite fazlası olarak öne çıktı. Üçüncü faktör ise karbonsuzlaşma, yapay zekâ ve elektrifikasyonun yarattığı fırsatlar olurken enerji altyapısı ve ileri imalat teknolojilerinin yeni talep kaynaklarını desteklemesi bekleniyor.
Net sıfır emisyon hedefleri: Yatırımlar sürüyor ancak dönüşüm takvimi uzuyor
“Karbon Nötrlüğü İçin Avrupa Çelik Sektörünün Dönüşümü” başlıklı ilk panel, Cappel Stahl Consulting Genel Müdürü Jürgen Cappel moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panele Arvedi Group Teknolojiden Sorumlu Başkanı Andrea Bianchi, K1-MET CEO'su Thomas Bürgler, SSAB Kıdemli Danışmanı Martin Pei, Stahl-Holding-Saar Power4Steel Teknik Proje Müdürü Sebastian Börner ve Salzgitter Flachstahl Elektrik Ark Ocağı Proje Sorumlusu Soeke Helmers katıldı.
Sunumlarda emisyonun azaltılması ve üretim tesislerinin modernizasyonu için izlenen farklı yaklaşımlar ele alındı. Bianchi, Arvedi'nin karbonsuzlaşmayı ürün kalitesiyle birleştirme konusundaki kararlılığını vurgulayarak yılda 2,8 milyon mt sıcak rulo sac üretebilen ESP üretim modelini anlattı. Görüşmelerde ayrıca voestalpine'in Hy4Smelt demonstrasyon projesi ve Pei tarafından tanıtılan hidrojen bazlı doğrudan indirgenmiş demir üretimine yönelik HYBRIT teknolojisi ele alındı. Börner ve Helmers ise kendi tesislerinin dönüşüm programlarındaki son gelişmeleri paylaştı.
Görüşmeler daha sonra hidrojenin çelik üretiminde indirgeyici madde olarak kullanılması ve büyük ölçekli kullanımının önündeki zorluklara odaklandı. Karbon nötrlüğüne ulaşmanın daha uzun zaman alacağını kabul eden katılımcılar, yatırımları sürdürme konusundaki kararlılıklarını yineledi. Pei, “Yüksek fırınları elektrik ark ocaklarıyla değiştirmek ve sürdürülebilir girdileri kullanma olanaklarımızı genişletmek için yatırım yapmaya devam edeceğiz,” dedi. Bianchi ise mevcut durumun karmaşıklığına dikkat çekerek “Kritik bir aşamadayız. Karbon nötrlüğüne ulaşmak zor ve karbon yakalama hâlâ uygulanabilir görünmüyor. Ancak vazgeçmeyeceğiz,” ifadelerini kullandı.
Ele alınan bir diğer konu, dönüşüm sürecinde karbon yoğun üretim yöntemleri kullanılmaya devam edilirken düşük emisyonlu üretim hedefleriyle nasıl uyum sağlanabileceği oldu. Power4Steel projesini tanıtan Börner, yeni tesislerin inşasını mevcut tesislerin dönüşümüyle birleştiren programı anlatarak pragmatik bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Börner, “Yeşil enerji üretmenin bir yolunu bulmamız gerekiyor. Ne kadar fazla temiz enerjiye erişebilirsek o kadar fazla yeşil çelik üretebiliriz,” dedi.
Marcegaglia: Karbonsuzlaşma Avrupa'nın rekabet gücünü zayıflatmamalı
Dönüşüm ile rekabet gücü arasındaki ilişki, sonraki sunumda daha ayrıntılı olarak ele alınırken Antonio Marcegaglia sektör açısından temel bir ilkeyi vurguladı: Karbonsuzlaşma sanayisizleşmeye yol açmamalı.
Emisyonlardaki azalmanın üretimdeki düşüşle aynı döneme denk geldiğine dikkat çeken Marcegaglia, teknolojik açıdan ulaşılabilir hedefler belirlenmesi ve Emisyon Ticaret Sistemi'nin mevzuata uyumu sağlamaya yönelik işlevine odaklanması gerektiğini belirterek spekülatif ve finansal unsurların ön plana çıkmasının engellenmesini istedi.
Ticaret konusunda son dönemde uygulamaya konulan koruma önlemlerini destekleyen Marcegaglia, bunların koordineli ve pragmatik bir şekilde uygulanması çağrısında bulundu. Marcegaglia, aşırı derecede dışa kapalı bir piyasanın mamul ürünler ve bileşenler aracılığıyla dolaylı çelik ithalatını teşvik edebileceğini, aynı zamanda Avrupalı şirketlerin ihracat fırsatlarını sınırlandırabileceğini belirtti. Marcegaglia'ya göre Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) da dönüşüm maliyetlerini dengeleme işlevini korumalı. Marcegaglia, “Avrupalı üreticilerin karbonsuzlaşma nedeniyle üstlendiği ek maliyetleri telafi etmeyi amaçlayan SKDM'nin korumacı bir araca dönüşmemesi gerektiğine inanıyorum,” dedi. Çelik fiyatlarındaki aşırı artışların son kullanıcı sektörlerin rekabet gücünü zayıflatabileceği belirtilirken, bunun mekanizmanın kapsamı dışındaki ithal bileşenlerin satın alınmasını teşvik ederek Avrupa'da yaratılan sanayi katma değerini azaltabileceğine dikkat çekildi.
Temiz enerji: Maliyetler, erişilebilirlik ve sanayi politikaları dönüşümün merkezinde
Montanuniversität Leoben'den Susanne Michelic moderatörlüğünde gerçekleştirilen “Avrupa Sanayisi İçin Karbonsuz Enerji Kaynakları” başlıklı ikinci panelde enerji konusu öne çıktı. Panele Primetals Technologies'den Alexander Fleischanderl, Unicalce'den Gabriele Imparato, Alpacem'den Lutz Weber, Danieli Green Metal'den Gabriele Guastaferro ve TotalEnergies'den Christian Koulic katıldı.
Kireç ve çimento sektörlerinden temsilcilerin katılımı, görüşmelerin enerji yoğun sektörler arasındaki karşılıklı bağımlılıkları da kapsamasını sağladı. Imparato, küresel kireç üretiminin yaklaşık üçte birinin çelik sektöründe kullanıldığını belirtirken, Weber, altyapı inşaatında çimento ve çeliğin birbirini tamamlayan rollerine dikkat çekti. Dolayısıyla dönüşüm, benzer enerji ihtiyaçlarına ve karbonsuzlaşma zorluklarına sahip çeşitli değer zincirleri arasında koordinasyon gerektiriyor. Koulic ise konuyu enerjinin aynı anda uygun fiyatlı, sürdürülebilir ve güvenilir olmasını sağlamayı ifade eden “enerji üçlemi” üzerinden özetledi.
Görüşmelerde, projelerin ilerleyebilmesi için teknolojik gelişmenin uygun düzenleyici ve finansal koşullarla desteklenmesi gerektiği vurgulandı. Imparato, “Sorun teknoloji gibi görünmüyor. Düzenlemeler ve yatırımlar açısından bize net bir yön gösteren bir sistem oluşturmamız gerekiyor,” dedi.
Guastaferro ise piyasada kullanıma hazır çözümlerin bulunmasının sürecin yalnızca bir bölümünü oluşturduğunu belirterek karbonsuzlaşmanın tamamlanabilmesi için bu teknolojilerin sektör standardı haline gelecek kadar yaygın biçimde benimsenmesi gerektiğini ifade etti. Bu kapsamda kurumların ve yatırım destek mekanizmalarının rolüne dikkat çeken Guastaferro, AB İnovasyon Fonu kapsamında planlanan endüstriyel ısı ihalelerini örnek gösterdi.
Hammaddeler: Kalite ve bulunabilirlik çelik üretiminin geleceğini yeniden şekillendiriyor
Günün son oturumu olan “Demir Nerede ve Nasıl Üretilecek? Karbonsuzlaşan Çelik Sektöründe Hammadde ve Üretim Coğrafyasını Yeniden Düşünmek” başlıklı panelde, hammaddelerde ve üretimin coğrafi dağılımında yaşanan değişimler ele alındı. Badische Stahl-Engineering'den Felix Firsbach moderatörlüğünde gerçekleştirilen panele Mitsui'den Naota Furihata, Binding Solutions'dan Thomas Brown, SMS Group'tan Thiago Campos ve Montanuniversität Leoben'den Jan Eisbacher-Lubensky katıldı.
Furihata, doğrudan indirgenmiş demir ve sıcak briketlenmiş demir ticaretinin görünümünü değerlendirerek küresel ticaret hacminin 12,4 milyon mt, hurda ticaret hacminin ise 79 milyon mt olduğunu belirtti. Paylaşılan tahminlere göre durumun 2030 yılına kadar nispeten dengeli kalması beklenirken, gelişmeler yüksek kaliteli hurdanın bulunabilirliğine ve yeni çelik üretim projelerinin yaratacağı talebe bağlı olacak.
Brown, açıklanan tüm projelerin hayata geçirilmesi halinde pelet hacminin 190 milyon mt seviyesine ulaşabileceğini belirterek büyüme beklentilerini paylaştı. Campos ise yüksek tenörlü demir cevheri tedarikinin giderek zorlaştığına dikkat çekerek düşük tenörlü hammaddeleri etkin şekilde işleyebilen teknolojilerin geliştirilmesi ve kullanılması gerektiğini vurguladı.
Campos, “Karbonsuzlaşma yalnızca enerji dönüşümünden ibaret değil, aynı zamanda hammadde kalitesi açısından da bir zorluk oluşturuyor,” diyerek üretim çözümlerinin her bölgenin kaynaklarına ve koşullarına uyarlanması gerektiğini ifade etti.
Karbonsuzlaşma ve rekabet gücü: Değer zinciri genelinde dönüşümün ilerletilmesi
Avrupa Çelik Forumu'nun ilk gününde ortak bir yönelim öne çıkarken, dönüşüm takvimlerine ve destek mekanizmalarına yönelik daha uygulanabilir bir yaklaşım benimsenmesi çağrıları yapıldı. Şirketler düşük emisyonlu üretim süreçlerine yatırım yapma konusundaki kararlılıklarını korurken, yeni teknolojilerin hayata geçirilmesi temiz enerjiye erişime, uygun hammaddelerin tedarikine ve projelerin ekonomik açıdan uygulanabilirliğine bağlı olmaya devam ediyor. Avrupa çelik sektörü açısından temel zorluk, değer zincirleri arasında daha yakın iş birliği ve iklim hedeflerini üretimin devamlılığı ve rekabet gücüyle bağdaştıran bir sanayi politikası çerçevesi aracılığıyla bu unsurlarda eş zamanlı ilerleme sağlamak olacak.
