16-18 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi'nde Metal Expo 2026 ve SteelOrbis iş birliğiyle düzenlenen Çelikte Dönüşüm Konferansı konuşmacılarından Madencilik ve Çelik Sektörü Kıdemli Analisti Dr. Amir Aligholizadeh, “İran'ın Orta Doğu Çelik Sektöründeki Konumu: İran ve Türkiye'nin Karşılaştırmalı Analizi” başlıklı sunumunda İran ve Türkiye çelik sektörlerini karşılaştırdı. Sunumda İran'ın demir cevheri rezervleri ve doğrudan indirgenmiş demir-elektrik ark ocağı (DRI-EAF) üretim rotası güçlü yönler olarak öne çıkarken, Türkiye'nin avantajları arasında hurda bazlı EAF ve ihracat piyasalarına erişimi yer aldı. Bununla birlikte Türkiye'nin daha yüksek enerji maliyetleriyle karşı karşıya olduğu ve ithal hammaddelere önemli ölçüde bağımlı olduğu belirtildi.
Karşılaştırmaya göre İran, enerji arzındaki sıkıntılara rağmen demir cevheri rezervleri ile rekabetçi doğal gaz ve elektrik maliyetlerinden yararlanıyor. Türkiye ise büyük ölçüde ithal demir cevheri ve hurdaya bağımlı olurken, daha yüksek enerji maliyetleriyle karşı karşıya bulunuyor. Sunumda ayrıca iki ülkenin farklı coğrafi rolleri olduğu belirtilirken, İran Orta Asya ve BDT'ye, Türkiye ise Avrupa ve Akdeniz piyasalarına açılan bir kapı olarak tanımlandı.
Karbonsuzlaşmaya hazırlık açısından Aligholizadeh, İran'ın DRI-EAF üretim rotasını ve Türkiye'nin hurda bazlı EAF üretim rotasını kendi sektörleri açısından avantaj olarak gösterdi.
Aligholizadeh ayrıca iki ülkenin üretim, ihracat ve ithalat verilerini paylaştı. İran'ın ham çelik üretimi 2024 yılında 30,4 milyon mt'dan 2025 yılında 32,1 milyon mt seviyesine yükselirken, Türkiye'nin üretimi aynı dönemde 36,9 milyon mt seviyesinden 38,1 milyon mt seviyesine çıktı.
Görünür çelik tüketimi karşılaştırmasına göre Türkiye'nin toplam tüketimi 2024 yılında 38 milyon mt'dan 2025 yılında 39 milyon mt seviyesine yükselirken, İran'ın görünür çelik tüketimi 20 milyon mt seviyesinde kaldı.
İhracat artarken, ithalat seviyeleri önemli ölçüde farklılık gösteriyor
Sunuma göre İran'ın çelik ihracatı 2024 yılında kaydedilen 10,8 milyon mt'dan 2025 yılında 13,5 milyon mt'a yükseldi. Türkiye'nin ihracatı ise aynı dönemde 17 milyon mt'dan 17,5 milyon mt seviyesine çıktı. İthalat tarafına bakıldığında İran'ın ithalatı 1,8 milyon mt'dan 1,6 milyon mt seviyesine gerilerken, Türkiye'nin ithalatı 19,7 milyon mt seviyesinden 19,8 milyon mt'a yükseldi. İhracat kabiliyetine ilişkin değerlendirmede yaptırımlar İran açısından bir kısıtlama olarak gösterilirken, ihracat kabiliyeti Türkiye açısından bir avantaj olarak tanımlandı.
Aligholizadeh'e göre 2025 yılı üretim rotası karşılaştırmasında elektrikli fırınlar İran'ın ham çelik üretiminin %92'sini, bazik oksijen fırınları (BOF) ise kalan %8'ini oluşturdu. Türkiye'de söz konusu oranlar sırasıyla %70 ve %30 seviyesinde gerçekleşti. Orta Doğu'nun geri kalanında ise elektrikli fırınların payı %95,5, BOF'un payı %4,5 seviyesinde yer aldı.
