Avrupalı çelik distribütörleri, işleyiciler ve üreticiler, AB'de üretilen veya AB'ye ithal edilen çelik ile üçüncü ülkelerden bölgeye giren çelik yoğun nihai ürünler arasında giderek artan rekabet dengesizliğinin giderilmesi için AB yetkilileri üzerindeki baskıyı artırdı.
Avrupa çelik, metal dağıtımı, işleme, lojistik ve imalat sektörlerinden 200'den fazla temsilci, EUROMETAL tarafından düzenlenen Avrupa Sanayide Rekabet Gücü Konvoyu etkinliği kapsamında 7 Eylül tarihinde Brüksel'de bir araya geldi.
Girişim kapsamında Avrupa kurumlarının bulunduğu bölgeye 15 kamyon ve sembolik olarak on sanayi tabutu getirilirken, sektörün mesajı gösterinin ötesine geçti: AB'nin ticaret ve iklim politikaları çeliği sınırda korurken son kullanıcı imalat zincirinin önemli bölümlerini daha düşük maliyetli ithal ürünlere karşı savunmasız bırakma riski taşıyor.
EUROMETAL'e göre Avrupa'da üretilen veya doğrudan AB'ye ithal edilen çelik giderek daha fazla ticaret savunma önlemine, karbon maliyetlerine ve düzenleyici gerekliliklere tabi olurken, bölge dışında üretilen birçok çelik yoğun nihai ürün eşdeğer yükümlülüklere tabi olmadan Avrupa piyasasına girebiliyor.
Bu durum Avrupalı çelik kullanıcıları açısından potansiyel bir rekabet dengesizliği yaratıyor. AB'deki üreticiler Avrupa'nın çevresel ve düzenleyici standartlarına tabi çeliği tedarik etmenin maliyetini üstlenirken, rakip nihai ürünler benzer maliyetlere tabi olmayan çelik kullanılarak yurt dışında üretilebiliyor. Buradaki endişe, doğrudan çelik ithalatına yönelik daha sıkı kontrollerin ithalat baskısını ortadan kaldırmak yerine başka bir alana kaydırabileceği yönünde. Avrupalı alıcılar çelik ithal edip Avrupa'da işlemek yerine, giderek daha fazla AB dışında üretilen nihai parçalara, makinelere, yapılara veya diğer çelik içeren ürünlere yönelebilir.
EUROMETAL bu durumu, imalat yatırımları ve istihdamın Avrupa dışına kaymasına yol açabilecek, alt segmentlerde giderek artan bir karbon kaçağı riski olarak tanımladı.
Söz konusu sorun AB düzeyinde halihazırda kabul edilmiş durumda. 2025 yılı Aralık ayında Avrupa Komisyonu, SKDM'nin 2028 yılından itibaren makineler ve ev aletleri dahil yaklaşık 180 ilave çelik ve alüminyum yoğun nihai ürünleri kapsayacak şekilde genişletilmesini teklif etti. Konsey Haziran 2026'da teklife ilişkin tutumunu kabul ederken, Avrupa Parlamentosu Çevre Komitesi de daha sonra SKDM'nin alt segment çelik ve alüminyum ürünlerine genişletilmesini destekledi.
Ancak EUROMETAL'e göre bu önlemlerin zamanlaması ve kapsamı kritik önem taşıyor. Federasyon, çelik değer zincirinin tamamında adil rekabet sağlanması, alt segmentlerde karbon kaçağına karşı korumanın güçlendirilmesi, izlenebilirlik ve menşe gerekliliklerinin iyileştirilmesi ve uygun durumlarda çelik yoğun nihai ürünlerin AB'nin ticaret ve iklim araçlarına dahil edilmesi çağrısında bulundu.
EUROMETAL Başkanı Alexander M. Julius, Avrupa'nın imalat tabanının zayıflamasına izin verirken iklim, stratejik özerklik ve ekonomik dayanıklılık hedeflerine ulaşamayacağını belirtti.
Julius, “Bugün çok fazla sayıda çelik yoğun ürün, eşdeğer ticaret, karbon ve düzenleyici yükümlülüklere tabi olmadan Avrupa piyasasına giriyor,” derken, söz konusu dengesizliğin yatırımların Avrupa dışına çıkmasına, üretimin yurt dışına taşınmasına ve nitelikli sanayi istihdamının kaybedilmesine yol açabileceği uyarısında bulundu.
EUROMETAL'e göre heyet Berlaymont'a ulaştığında hiçbir Avrupa Komisyonu temsilcisiyle görüşemedi. Bunun yerine federasyonun görüş belgesi ve Eylem Çağrısı Komisyon'un güvenlik personeline teslim edildi. Günün ilerleyen saatlerinde katılımcılar, sanayide rekabet gücü, yatırımlar ve Avrupa'nın çelik kullanan sektörlerinin geleceğini görüşmek üzere Avrupa Parlamentosu Sanayi, Araştırma ve Enerji Komitesi Başkan Yardımcısı Elena Donazzan tarafından kabul edildi.
Tartışma, Avrupa sanayi politikası açısından giderek daha önemli hale gelen bir sorunu ortaya koyuyor: Yerel çelik üretimini karbonsuzlaştırıp korurken bu çeliği kullanan üreticilerin rekabet gücünün nasıl zayıflatılmayacağı.
Dolayısıyla Avrupa'nın son kullanıcı sanayisi açısından mesele artık yalnızca AB'ye ne kadar çelik ithal edileceği değil, Avrupa ekonomisinin tükettiği çeliğin nihai ürüne nerede dönüştürüleceği, yani Avrupa'da mı yoksa yurt dışında mı işleneceği sorusuna da odaklanıyor.
