EUROMETAL ve Assofermet ev sahipliğinde 26 Şubat’ta Milano’da düzenlenen EUROMETAL Güney Avrupa Toplantısı 2026 kapsamındaki ilk panel, net bir mesajla açıldı: Avrupa Birliği’nde sanayisizleşme riski artık bir varsayım değil; çelik değer zincirinin tamamı tarafından hissedilen somut bir dinamik haline gelmiş durumda. Tartışmanın odağında ticaret önlemleri, mevzuattan kaynaklı maliyetler ve artan küresel rekabet baskısının etkisi yer aldı.
Assofermet Başkanı Cinzia Vezzosi, konunun yalnızca çelik sektörüyle sınırlı olmadığını, “sistemsel” bir mesele olduğunu vurguladı. AB’nin çevresel damping ile mücadele, yerel üretimin korunması ve yeşil dönüşüm gibi ortak hedefler doğrultusunda çeşitli araçlar devreye aldığını hatırlatan Vezzosi, bu araçların etkinliğinin sorgulanması gerektiğini belirterek şu soruyu yöneltti: “Bu enstrümanlar gerçekten AB’nin rekabet gücünü artırıyor mu, yoksa tam tersine onu derinden zayıflatma riski mi taşıyor?”
Vezzosi’ye göre rekabeti dengelemek amacıyla tasarlanan SKDM, küresel pazarlarda faaliyet gösteren ve imalat sanayine hizmet veren dağıtım ve işleme segmentleri için ağır bir yüke dönüşme riski taşıyor. Bu durumun yapısal bir rekabet açığına yol açabileceğini ifade eden Vezzosi, “Sanayisizleşme işte o noktada başlar,” diyerek istihdam, üretim kapasitesi ve değer zincirinin dayanıklılığı üzerindeki doğrudan etkilere dikkat çekti.
Avrupa’nın yaklaşımında bir “vites değişimine” ihtiyaç olduğunu dile getiren Vezzosi, çevre politikaları ile sanayi politikalarının tutarlılık içinde ilerlemesi gerektiğini belirtti: “Bu kurumsal bir çağrı değil, sistemsel bir çağrıdır. Çevre politikalarının sanayi politikalarıyla desteklenmesini; üretimi koruma amacının işleme ve dağıtımı cezalandırmamasını istiyoruz. Her şeyden önce rekabetçiliğin Avrupa’nın kararlarının merkezine yerleşmesini talep ediyoruz.”
Ardından söz alan EUROMETAL Başkanı Alexander Julius, Avrupa imalat sanayinin dayanıklılığına odaklandı. Değer zincirinin birincil çelik üretimiyle sona ermediğini vurgulayan Julius, çeliği nihai ürünlere dönüştüren ve kullanan dağıtım ile kullanıcı sektörlerin belirleyici rolüne işaret etti. Bu halkalar olmadan sanayi talebinin ve dolayısıyla Avrupa’daki segmentin sürdürülebilirliğinin tehlikeye gireceğini söyledi.
Julius, artan maliyetler ve henüz netleşmemiş uygulama detayları eşliğinde ticaret önlemleri ile çevresel düzenlemelerin mevcut bileşiminin tehlikeli bir belirsizlik yarattığını belirtti. Bu durumun yalnızca şirket bilançolarını değil, planlama ve yatırım kapasitesini de etkilediğini ifade ederek “Sanayinin netliğe ihtiyacı var, en azından hesap yapabilmeliyiz. Ne yazık ki bugün bu yok,” dedi. Öngörülebilir bir çerçevenin yokluğunun, önlemler tam anlamıyla devreye girdiğinde yönetilmesi zor maliyet artışlarına yol açabileceği uyarısında bulundu.
Julius ayrıca piyasanın hazırlık düzeyine ilişkin endişesini dile getirerek “Birçok şirketin hazır olmadığından ve bu maliyetleri hesaplarına yalnızca kısmen dâhil ettiğinden korkuyorum. Bu da 2027 sonuna doğru ödeme zamanı geldiğinde bir sürprize dönüşebilir,” dedi. SKDM bağlamında bu açıklama, değer zinciri boyunca çarpıklıkların önlenmesi için araç ve uygulama kurallarının hızla netleştirilmesi gerektiğine işaret etti.
Son olarak Julius, konunun siyasi boyutuna dikkat çekti. “Ulusal hükümetlerden baskı gelmeden Avrupa kurumları hiçbir şey yapmaz,” diyen EUROMETAL Başkanı, birlik içinde hareket etme çağrısında bulundu. EUROMETAL’in, Assofermet’in yanı sıra ilgili diğer derneklerin katılımına açık, Avrupa çapında bir girişim hazırlığında olduğunu belirten Julius, ortak bir pozisyon ve koordineli bir eylem planının “hemen başlatılması” gerektiğini vurguladı.
