Avrupa Çelik Birliği (EUROFER) Enerji ve İklim Yöneticisi Federico Benito Donà, Avrupa çelik sektörünün Rusya-Ukrayna savaşının başlamasının üzerinden geçen dört yıla rağmen tarihindeki en ciddi enerji kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Elektrik ve doğal gaz fiyatlarının ABD, Hindistan, Çin ve MENA bölgesindeki rakiplerin ödediği seviyelerin iki-üç kat üzerinde yer almaya devam ettiğini dile getirdi. Sektörün yüksek düzeyde ve uygun fiyatlı temiz enerjiye erişime bağlı olan karbonsuzlaşma sürecinin giderek daha fazla baskı altında kaldığını paylaştı.
2030 yılına kadar Avrupa çelik sektörünün dönüşümü gerçekleştirebilmesi için yıllık yaklaşık 165 TWh temiz elektriğe ve 2 milyon mt yenilenebilir hidrojene ihtiyaç duyacağını belirten Donà, Avrupa genelinde planlanan 60’tan fazla düşük emisyonlu çelik projesinin emisyonlarda 1990 seviyelerine kıyasla %55 veya yaklaşık 80 milyon mt düşüş potansiyeli taşıdığına dikkat çekti. Ancak kalıcı olarak yüksek seyreden enerji maliyetlerinin bu yatırımları riske attığını söyledi.
Yüksek elektrik maliyetleri sektörü halen olumsuz etkiliyor
Donà, sorunun yalnızca toptan elektrik fiyatlarıyla sınırlı olmadığını belirterek toptan elektrik fiyatların geçmişte yaklaşık 45€/MWh seviyesinde olmasına karşın şu an halen ortalama 85€/MWh’nin üzerinde seyrettiğini ifade etti. Sanayi tüketicilerinin, elektrik fiyatlarına yansıtılan dolaylı Emisyon Ticaret Sistemi (ETS) maliyetlerindeki artış, şebekenin işletilmesi ve genişletilmesi nedeniyle iki katına çıkan şebeke tarifeleri, sistem esnekliği ve depolama kapasitesinin sınırlı olması nedeniyle yükselen dengeleme ve ayarlama maliyetleri ve elektrik arz güvenliğini sağlamak için oluşan ilave maliyetlerle karşı karşıya olduğunu söyledi.
Bununla birlikte Avrupa’daki hidrojen ekonomisinin başlangıçta öngörülenden daha yavaş geliştiğini belirten Donà, hidrojen üretim kapasitesinin sınırlı kaldığını, altyapı yatırımlarının takvimin gerisinde olduğunu ve yenilenebilir hidrojenin seviyelendirilmiş maliyetinin 7-12€/kg aralığında bulunduğunu kaydetti. Bu nedenle birçok çelik üreticisinin üretim süreçlerini karbonsuzlaştırma ve karbon emisyonlarını azaltma konusundaki imkânlarının sınırlı olduğuna dikkat çekti.
Çelik sektörü stratejik önemini koruyor
Donà, çeliğin inşaat, otomotiv, savunma, ambalaj ve enerji dönüşümü sektörleri açısından ciddi önem taşıdığını, rüzgâr türbinleri, elektrikli araç şasileri ve elektrik şebekesi altyapısı gibi uygulamalarda kritik rol oynadığını vurguladı. Yerel çelik sektörü olmayan bir Avrupa’nın temel malzemelerde ithalata bağımlı hale geleceğinin altını çizdi.
Avrupa çelik sektörünün doğrudan yaklaşık 330.000 kişiye istihdam sağladığını ve son kullanıcı sektörlerde milyonlarca kişiyi desteklediğini ifade eden Donà, istihdamın daha düşük enerji maliyetlerinden yararlanan yabancı rakiplere kaymasının uzun vadeli sonuçlar doğuracağını vurguladı.
Enerji fiyatları 50€/MWh seviyesine çekilmeli
Donà, ABD-İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasına bağlı olarak yükselen enerji fiyatlarının Avrupa Komisyonunu Temiz Sanayi Anlaşması, Uygun Fiyatlı Enerji Eylem Planı ve Accelerate-EU enerji stratejisi gibi programları uygulamaya yönelttiğini dile getirdi. Bu girişimleri önemli olarak nitelendirmekle birlikte enerji yoğun sektörlerin karşı karşıya bulunduğu acil rekabetçilik sorununa henüz yeterli çözüm sunmadıklarını savundu. Sektörün rekabet gücünü yeniden kazanması ve dönüşümünün desteklenmesi için Donà, 2030 yılına kadar AB genelinde elektrik fiyatlarının 50€/MWh seviyesine indirilmesini hedefleyen bir politika çağrısında bulundu.
Öte yandan Donà, çift yönlü fark sözleşmeleri kapsamında destek alan elektrik üreticilerinin üretim kapasitelerinin bir bölümünü enerji yoğun sektörlerle yapılacak enerji alım anlaşmaları için ayırmalarının zorunlu kılınmasını, uluslararası rekabete açık enerji yoğun sektörler için hedefli şebeke tarifesi indirimleri uygulanmasını, Temiz Sanayi Anlaşması Devlet Yardımı Çerçevesi kapsamındaki geçici enerji fiyatı desteklerine erişimin kolaylaştırılmasını, dolaylı ETS maliyet tazminat mekanizmalarının korunup güçlendirilmesini, enerji alım anlaşmalarının daha erişilebilir ve uygun maliyetli hale getirilmesini, mevcut elektrik piyasasının kapsamlı şekilde gözden geçirilmesini ve enerji yoğun sektörlerde hidrojen kullanımını desteklemek amacıyla ETS gelirleriyle finanse edilecek talep destek mekanizmasının oluşturulmasını önerdi.
Donà, hazırlanmakta olan AB Elektrifikasyon Eylem Planı, Accelerate-EU kapsamında açıklanacak gelecekteki şebeke tarifesi tasarımı önerisi ve AB Hidrojen Stratejisi revizyonunun, sanayi rekabetçiliğinin yeniden tesis edilmesi, çelik sektörünün karbonsuzlaşmasının hızlandırılması ve Avrupa’nın temiz dönüşümünün sanayi tarafından desteklenmeye devam etmesinin sağlanması açısından belirleyici olacağını kaydetti.
