ArcelorMittal, bu yılın Ocak ayında nihai aşaması başlayan Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (SKDM) ve Temmuz ayı itibarıyla vergiye tabi kota sisteminde yapılan değişiklikleri Avrupa’nın düşük emisyonlu çelik sektöründe rekabet koşullarının eşitlenmesi açısından önemli bir ilk adım olarak değerlendirdi. Ancak şirket, son kullanıcı sektörleri korumak için ilave önlemlerin acilen hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
ArcelorMittal Europe - Flat Products Pazarlama Direktörü Paul Brettnacher, SKDM ve kota sistemi dışında kalan çelik türev ürünlerinin ithalatındaki artışın AB’nin ticaret ve iklim politikalarının etkinliğini zayıflattığını dile getirdi. Bu durumun özellikle silisli sac segmentini, otomotiv ve ambalaj sektörlerini olumsuz etkilediğini belirtti.
Artan ithalat Avrupa’nın silisli sac değer zincirini tehdit ediyor
Brettnacher, elektrik motorları ve jeneratörlerde kullanılan taneleri yönlendirilmemiş silisli sacın rüzgâr türbinleri, elektrikli araçlar ve endüstriyel motorların üretimi için gerekli olduğu düşünüldüğünde Avrupa’nın enerji dönüşümünde kritik öneme sahip olduğunu ifade etti. Avrupalı elektromekanik ve çelik tedarik zincirlerinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin oluşturduğu Electromechanics Synergy Network’ün verilerine atıfta bulunan Brettnacher, ilave önlemler alınmaması halinde Avrupa’nın elektrik motoru ve jeneratör üretim kapasitesini kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu, bu durumun da sanayi istihdamı, stratejik özerklik ve savunma kapasitesi açısından önemli sonuçlar doğuracağını söyledi.
Özellikle Asya ve Orta Doğu’da devlet destekleriyle büyüyen küresel çelik kapasite fazlasına dikkat çeken Brettnacher, bu bölgelerden AB’li üreticilerin rekabet edemeyeceği fiyatlardan ihracat yapıldığını aktardı. Avrupa’da yeni elektrik motorları ve jeneratörlerde kullanılan taneleri yönlendirilmemiş silisli sacın yaklaşık 2/3’sinin eş değer ticaret veya karbon önlemlerine tabi olmadan AB dışından ithal edildiğine dikkat çekti.
ArcelorMittal 2027’ye kadar ilave önlemler alınmasını öneriyor
Brettnacher, SKDM’nin, laminasyon, stator ve rotor çekirdeği gibi ilk işleme aşamasındaki çelik türev ürünlerinden elektrik motorları ve jeneratörler gibi nihai ürünlere kadar taneleri yönlendirilmemiş silisli sac değer zincirinin tamamını kapsayacak şekilde genişletilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca AB’nin çelik ticaret önlemlerinin de aynı türev ürünleri ve son kullanıcı sektörleri kapsamasını istedi.
Bunun yanı sıra, rüzgâr enerjisi ve elektrikli araç güç aktarma sistemleri başta olmak üzere kamu alımları ve destek programlarında AB’de üretilen jeneratör ve elektrik motorlarına öncelik verilmesi gerektiğini vurguladı. Son olarak Brettnacher, yalnızca birincil çelik üretimini korumanın yeterli olmadığını belirterek çelik işleme ve son kullanıcı sektörlerin Avrupa’nın sanayi ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olduğunu, değer zinciri boyunca yatırımların, rekabet gücünün ve sanayi kapasitesinin korunabilmesi için bu sektörlerin de eş değer düzeyde korunması gerektiğini ekledi.
