Enerji Ekonomisi ve Finansal Analiz Enstitüsü (IEEFA) tarafından yayımlanan yeni bir raporda Brandon Craig’in BHP’nin yeni CEO’su olarak atanmasının şirketin çelik üretim teknolojileri ve metalurjik kömür stratejisini yeniden gözden geçirmesi için önemli bir fırsat sunduğu belirtildi.
2025 mali yılında BHP’nin Kapsam 3 emisyonlarının 378 milyon mt seviyesinde yer aldığını açıklamasına rağmen çelik sektörünün karbonsuzlaşmasını destekleme konusunda diğer büyük demir cevheri üreticilerinin gerisinde kaldığı ifade edildi. IEEFA, şirketin düşük emisyonlu çelik üretimini desteklediğini kabul etmekle birlikte yüksek fırınlarda demir cevheri ve metalurjik kömür kullanım ömrünü uzatan teknolojilere öncelik vermeyi sürdürdüğünü dile getirdi.
BHP’nin CCUS yaklaşımı eleştirildi
IEEFA, BHP’nin yüksek fırın bazlı çelik üretiminde karbon yakalama, kullanma ve depolama (CCUS) teknolojilerine verdiği desteği, şirketin mevcut stratejisinin kanıtı olarak gösterdi. Rio Tinto, Vale ve Fortescue’nun ise doğrudan indirgenmiş demir (DRI) teknolojilerine ve DRI üretimine uygun daha yüksek tenörlü demir cevherlerine daha fazla odaklandığını belirtti.
Günümüzde metalurjik kömür bazlı çelik üretiminde faaliyet gösteren herhangi bir CCUS tesisi bulunmadığını belirten IEEFA, bunun nedenleri olarak yüksek maliyetleri, nispeten düşük karbon yakalama oranlarını, karbon taşımacılığına ilişkin zorlukları ve uzun vadeli karbon depolamaya yönelik belirsizlikleri gösterdi. Ayrıca Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA), CCUS’un 2050 yılına kadar küresel emisyon azaltımına katkısının %5’in altında kalacağını öngördüğünü hatırlattı.
Bununla birlikte ArcelorMittal’in Belçika’daki Steelanol projesine değinen kuruluş, ciddi kamu desteğine rağmen tesisin yıllık yaklaşık 125.000 mt karbon yakaladığını, buna karşılık ilgili çelik tesisinin yıllık emisyonlarının yaklaşık 9 milyon mt seviyesinde olduğunu belirtti. Ayrıca CCUS’un kömür madenciliğinden kaynaklanan metan emisyonlarına da çözüm olmadığına dikkat çekti.
DRI kısa vadede en güçlü çözüm olarak öne çıkıyor
IEEFA, DRI teknolojisini birincil çelik üretiminde emisyonların azaltılması açısından en gelişmiş kısa vadeli çözüm olarak değerlendirdi. Erimiş oksit elektrolizi gibi teknolojilerin geliştirilmesinin sürdüğünü ancak bunların henüz erken aşamada olduğunu aktardı.
BHP’nin, Pilbara cevherinin kullanımını mümkün kılan DRI ve elektrikli eritme fırını teknolojisini birleştiren NeoSmelt projesi de dahil olmak üzere çeşitli DRI projelerinde yer aldığını ifade eden kuruluş, projeye ilişkin nihai yatırım kararının 2026’nın ikinci yarısında alınmasının ve üretimin ise 2029’da başlamasının hedeflendiğini kaydetti. Öte yandan BHP’nin Çinli çelik üreticisi China Baowu ile gerçekleştirdiği hidrojen bazlı DRI denemelerine ve POSCO’nun hidrojen bazlı akışkan yataklı DRI teknolojisi HyREX için yaptığı iş birliğine dikkat çekerek şirketin DRI alanında CCUS’a kıyasla daha fazla ilerleme kaydettiğini vurguladı.
Hindistan’ın dönüşümü kömür talebini değiştirebilir
Raporda Hindistan’ın dünyanın en hızlı büyüyen çelik üreticilerinden biri olmaya devam etmesinin Avustralya çıkışlı metalurjik kömüre yönelik uzun vadeli talebinin mutlaka artacağı anlamına gelmediği belirtildi.
IEEFA, Hindistan’ın kömür ithal ettiği kaynakları çeşitlendirdiğini, yerel koklaşabilir taş kömürü üretimini artırdığını ve daha az ya da hiç metalurjik kömür gerektirmeyen çelik üretim teknolojilerine yöneldiğini söyledi. Ayrıca pres yüklemeli kok fırını teknolojisinin yaygınlaşmasının, yeşil hidrojen ve çelik geri dönüşümüne yönelik yatırımların, JSW Steel’in hidrojen bazlı DRI projeleri ve Tata Steel’in hurda bazlı elektrik ark ocağı yatırımlarının da bu dönüşümün göstergeleri arasında yer aldığını paylaştı.
S&P Global’ın tahminlerine atıfta bulunan IEEFA, Avustralya’nın metalurjik kömür ihracatının 2035’e kadar kademeli olarak gerilemesinin beklendiğine, gelecekte Hindistan’ın kömür ithalatında yaşanacak artışın ise Avustralya yerine Rusya ve Kanada tarafından karşılanacağına dikkat çekti.
Daha güçlü karbonsuzlaşma çağrısı
Kuruluş, BHP’nin metalurjik kömür stratejisinin tutarlı olmadığının altını çizdi. Şirketin kömür faaliyetlerini önemli ölçüde büyütmeyi planlamadığı yönündeki açıklamasına rağmen bazı madenlerde işletme ömrünü uzatmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.
BHP’nin metalurjik kömür portföyünün geleceğine ilişkin daha fazla şeffaflık sağlamasını, CCUS yerine DRI uyumlu teknolojilere daha fazla ağırlık vermesini ve çelik sektörünün karbonsuzlaşmasına yönelik yatırımlarını artırmasını tavsiye eden IEEFA, yeni CEO’nun göreve başlamasının, şirket stratejisinin gelişen çelik üretim teknolojileri, değişen piyasa koşulları ve uzun vadeli enerji güvenliği öncelikleriyle daha uyumlu hale getirilmesi için önemli bir fırsat sunduğunu kaydetti.
