Avrupa Çelik Birliği (EUROFER) tarafından yayımlanan Ekonomi ve Çelik Piyasalarının Görünümü 2026-2027/2026 ikinci çeyrek raporuna göre AB’nin çelik ithalatı, ithalatın AB çelik piyasasında tüm zamanların en yüksek payına ulaştığı 2025 yılının son çeyreğindeki olağanüstü artışın ardından 2026 yılının ilk çeyreğinde keskin bir düşüş kaydetti.
EUROFER, AB’ye yapılan toplam çelik ithalatının 2025 yılının dördüncü çeyreğinde kaydedilen %53’lük artışın ardından 2026 yılının ilk çeyreğinde yıllık %23 düştüğünü belirtti. Aynı dönemde nihai mamul ithalatı, hem yassı hem de uzun çelik ürünleri sevkiyatlarındaki düşüşü yansıtacak şekilde %17 azaldı. Yassı ürün ithalatı %17 düşerken, uzun ürün ithalatı %19 geriledi ve toplam nihai mamul ithalatının %21’ini oluşturdu.
EUROFER’e göre ithalat 2025 yılında AB çelik talebinin karşılanmasında önemli bir rol oynarken, ithal çelik yıl genelinde görünür çelik tüketiminin %30’unu oluşturdu. Sadece dördüncü çeyrekte ithalatın görünür çelik tüketimindeki payı, üçüncü çeyrekteki %29 seviyesine kıyasla %37’ye ulaşarak tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.
2026 yılının ilk çeyreğinde AB’nin nihai mamul ithalatında başlıca kaynak ülkeler Türkiye, Güney Kore, Çin, Hindistan, Ukrayna, Endonezya ve Vietnam oldu. En büyük beş ihracatçı ülke, söz konusu dönemde AB’nin toplam nihai mamul ithalatının %54’ünü oluşturdu.
Türkiye, %17,2 payla AB’nin en büyük nihai mamul ithalat kaynağı olmayı sürdürürken, Türkiye’yi %11,5 ile Güney Kore, %9,9 ile Çin, %8,9 ile Hindistan, %7,3 ile Ukrayna ve %6,4 ile Endonezya takip etti.
İthalat trendleri ilk çeyrekte ülkelere göre önemli farklılıklar gösterdi. AB’nin Endonezya’dan nihai mamul ithalatı %19 ve Hindistan’dan ithalatı %12 artarken, Türkiye’den yapılan ithalat %13 azaldı. Çin’den sevkiyatlar %2 düşerken, Ukrayna, Güney Kore ve Vietnam’dan yapılan ithalat sırasıyla %17, %31 ve %49 geriledi.
EUROFER 2026 yılının başında ithalat tonajlarında düzeltme görülmesine rağmen 2025 yılı sonunda ulaşılan rekor ithalat payının AB çelik piyasasının ithaş çeliğe artan bağımlılığını ortaya koyduğunu, yerli üreticilerin ise zayıf piyasa koşulları ve düşük kapasite kullanımıyla karşı karşıya kalmaya devam ettiğini ifade etti.
