Recycling Europe, Avrupa Çevre Bürosu ve Avrupa Atık Yönetimi Birliği’nden oluşan bir koalisyon, AB’nin Sürdürülebilir Ürünler için Ekotasarım Yönetmeliği (ESPR) kapsamında hazırlanan yeşil çelik etiketi kriterlerinin sıkılaştırılması çağrısında bulunurken, Avrupa Komisyonu Ortak Araştırma Merkezi (JRC) tarafından geliştirilen metodolojiyi desteklediğini belirtti.
Kuruluşlar, JRC’nin teknoloji tarafsızlığına dayanan, hammadde üretiminden fabrika çıkışına kadar olan emisyonları esas alan ve sabit emisyon eşikleri kullanan metodolojisinin, düşük emisyonlu çelik üretim teknolojilerine yatırımları teşvik edeceğini ve geri dönüştürülmüş hurdanın karbonsuzlaşmaya sunduğu katkıların tanınmasını sağlayacağını dile getirdi.
Söz konusu metodolojinin, hidrojen bazlı doğrudan indirgenmiş demir (DRI)-elektrik ark ocağı üretim rotaları gibi teknolojileri destekleyeceği, aynı zamanda Avrupa’da yaygın olarak bulunan geri dönüştürülmüş hurdanın kullanımını teşvik ederek ithal demir cevherine olan bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacağı da aktarıldı. Koalisyon, bu aşamada farklı bir metodolojinin benimsenmesinin yeşil çelik etiketinin uygulamaya alınmasını geciktirebileceğini ve yatırımcılar açısından belirsizliği artırabileceğini savundu.
Performans sınıflarının yeterince kapsamlı olmadığı belirtiliyor
Metodolojiyi desteklemekle birlikte kuruluşlar, ürün bazında önerilen performans sınıflarının yeterince kapsamlı olmadığı yönündeki endişelerini dile getirdi. Mevcut eşiklerin düşük emisyonlu ve fosil yakıt kullanmayan çelik üretim teknolojilerine yatırım yapılmasını yeterince teşvik etmeyeceğini ve karbon ayak izi açısından en iyi performans gösteren ürünleri açık şekilde ayırt edemeyeceğini dile getirdi.
Bu kapsamda sıcak rulo sac örneğini vererek B performans sınıfının bir metrik ton başına 1,79-2,66 mt CO₂e emisyona sahip ürünleri kapsadığını; buna karşılık AB’deki yüksek fırın-bazik oksijen fırını üretim rotasının ortalama emisyon yoğunluğunun bir metrik ton başına yaklaşık 1,9 mt CO₂e seviyesinde bulunduğunu belirtti. Dolayısıyla birçok mevcut tesisin ek emisyon azaltımı yapmadan B sınıfına girebileceği ve yeşil kamu alımlarından yararlanabileceği paylaşıldı.
Uygunluk kriterlerinin sıkılaştırılması gerekiyor
Filmaşinde ise B performans sınıfının ağırlıklı olarak ithal doğal gaz bazlı DRI-elektrik ark ocağı ve yüksek fırın-bazik oksijen fırını bazlı ürünleri kapsadığı ancak Avrupa’daki üretimin önemli bölümünün zaten elektrik ark ocaklarında gerçekleştirildiği belirtildi. Kuruluşlar, fosil yakıta dayalı üretim rotalarının A ve B sınıflarında yer almaması gerektiğini savundu.
Öte yandan koalisyon, kamu alımlarında A ve B sınıflarına dahil olabilecek ürünlerin payının azaltılmasını önerdi. Yalnızca en sürdürülebilir %10’luk çelik ürün grubunun bu kategorilerde yer almasını ve B ile C sınıfları arasındaki eşiğin bir metrik ton ham çelik başına 400 kg CO₂e olarak belirlenmesini tavsiye etti. Mevcut teklifin ürünlerin yaklaşık %30’unu kapsadığını ve bunun karbon yoğun çelik ürünlerinin de yeşil etiket almasına imkân tanıyabileceğinin altı çizdi.
Kuruluşlar, performans sınıflarındaki kriterlerin sıkılaştırılmasının gerçekten düşük emisyonlu ve üretiminde fosil yakıt kullanılmayan çelik ürünlerinin daha net şekilde öne çıkmasını sağlayacağını ve Avrupa çelik sektöründeki karbonsuzlaşma yatırımlarını hızlandıracağını ekledi.
