ABD Başkanı Trump, yeniden göreve gelmesinin ardından çelik ve alüminyuma uygulanan 232. Madde vergilerini güçlendirmek üzere hızla harekete geçti. 2025'in Şubat ayında yayımladığı kararnamelerle yürürlükte kalan ülkeye özgü tüm muafiyetleri ve ürün istisnalarını kaldıran Trump, alüminyum ithalatına uygulanan vergiyi de çelik vergisiyle aynı seviyeye getirerek 12 Mart 2025 tarihinden itibaren %25'e yükseltti.
4 Haziran 2025 tarihinde ise hem çelik hem de alüminyuma uygulanan vergiler iki katına çıkarılarak %50'ye yükseltildi. ABD yönetiminin 1962 tarihli Ticaretin Genişletilmesi Yasası kapsamındaki 232. Madde sürecine uygun hareket etmesi nedeniyle söz konusu önlemler mahkemeler tarafından iptal edilmedi.
Trump, ABD Ticaret Bakanlığı'na ulusal güvenliğe yönelik potansiyel tehditleri araştırma talimatı verirken, bakanlık aşırı ithalatın yerli üretimin, savunma sanayisini ve kritik altyapı ihtiyaçlarını desteklemek için gereken seviyeye ulaşmasını engellediği sonucuna vardı. Bakanlık daha önce ABD'li çelik üreticilerinin kapasite kullanım oranını en az %80'e çıkaracak politika önlemlerinin uygulanmasını tavsiye etmişti.
Elbette çelik fiyatlarının güçlenmesine başka faktörler de katkıda bulundu. FOX Business Network Enerji Piyasaları Analisti Phil Flynn SteelOrbis'e yaptığı açıklamada küresel petrol fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasının çelik fiyatlarını 2026 yılının sonuna kadar desteklemeye devam edebileceğini belirtti. Flynn, yüksek enerji fiyatları ile artan navlun maliyetlerinin birleşmesinin ithal ürünlerin yerel arz karşısındaki rekabet gücünü daha da zayıflatmasının beklendiğini söyledi.
Price Futures Group'ta kıdemli hesap yöneticisi olarak da görev yapan Flynn, “Dizel ve bunker yakıtı fiyatları olağanüstü seviyelere yükseldi ve dünyanın bazı bölgelerinde ciddi bir sıkışıklık yaşandı. Yüksek enerji fiyatları, özellikle Asya ve Avrupa'daki çelik üreticileri açısından önemli bir sorun oluşturuyor. Buna rağmen çelik üreticilerinin kâr marjlarının yeni yılda da pozitif kalması bekleniyor,” dedi.
ABD'li çelik üreticilerinin mali performansı güçlendi
ABD'li çelik üreticileri yakın zamanda yılın ilk çeyreğine ilişkin güçlü mali sonuçlar açıkladı. Nucor'un net kârı, çelik vergilerinin yürürlüğe girmesinden hemen önceki 2025 yılının ilk çeyreğinde kaydedilen 156 milyon $ seviyesinden %376 artışla 743 milyon $ seviyesine yükselirken, şirketin sevkiyatları aynı dönemde %9 artarak 7,4 milyon net tona ulaştı. Nucor'un çelik tesislerindeki kapasite kullanım oranı da %80'den %86'ya yükseldi.
Steel Dynamics Inc. (SDI), yılın ilk çeyreğinde 2025 yılının aynı döneminde kaydedilen 217,1 milyon $ seviyesine kıyasla %85 artışla 403,4 milyon $ net kâr açıkladı. Şirketin toplam sevkiyatları da aynı dönemde 3,48 milyon net tondan %4,3 artışla 3,63 milyon net tona çıktı.
Cleveland-Cliffs (Cliffs) ilk çeyrekte yine net zarar açıklasa da şirketin zararı geçen yıla kıyasla azaldı. Cliffs'in net zararı, 2025 yılının ilk çeyreğindeki 486 milyon $ seviyesinden bu yıl 229 milyon $ seviyesine gerilerken, AVFÖK değeri eksi 213 milyon $ seviyesinden 97 milyon $ seviyesine yükselerek kayda değer bir iyileşme gösterdi. SDI ve Nucor'dan farklı olarak Cliffs'in üretim faaliyetlerinde hâlâ büyük ölçüde yüksek fırın-bazik oksijen fırını modeline bağımlı olduğu dikkate alınmalı. Cliffs, gelecekteki karbonsuzlaşma çalışmalarını desteklemek amacıyla hurda işleyicisi Ferrous Processing and Trading Company'yi (FPT) 2021 yılında satın almıştı.
İthalat vergileri yürürlüğe girdiğinde çelik üreticilerinin mali sonuçlarında hemen bir iyileşme görülmemiş olsa da ticaret politikalarının sağladığı faydaların bu yıl daha belirgin hale geldiği görülüyor. Kesin bir sonuca ulaşmak için henüz erken olmakla birlikte çelik üreticileri performanslarındaki iyileşmeyi kısmen ithalat vergilerine bağlıyor. Nucor CEO'su Leon Topalian, şirketin ilk çeyrekteki güçlü performansını artan talebe, yatırımlardan sağlanan daha yüksek katkıya, vergilere ve kendi ifadesiyle “haksız ticarete konu olan ithal ürünlerin ABD'ye akışını azaltmayı sürdüren federal ticaret politikalarına” bağladı.
Amerikan Demir ve Çelik Enstitüsü (AISI) verilerine göre ABD çelik sektörünün kurulu kapasite kullanım oranı, ikinci çeyreğin başlangıcından bu yana beş hafta boyunca tarihsel olarak sağlıklı kabul edilen %80 eşiğini aşarken, 16 Mayıs ile sona eren haftada %82,2 ile zirveye ulaştı. Kapasite kullanım oranı en son 24 Ağustos 2024 ile sona eren haftada %80 seviyesini görmüştü.
Bununla birlikte olumlu sinyallere rağmen kesin sonuçlara ulaşmak için henüz erken olabilir. Sonuçta sanayi sektöründeki kalıcı eğilim değişiklikleri genellikle son derece yavaş gerçekleşiyor. Uzun vadeli olumlu bir trendin şekillenmeye başladığı düşünülebilir ancak ABD çelik sektörünün aradan geçen yıllarda çok fazla güç kaybetmesi nedeniyle 1970'lerdeki gibi bir altın çağa dönülmesi beklenmiyor.
Hurda fiyatları çelik fiyatlarının gerisinde mi kaldı?
Detroit merkezli Kimmel Scrap Iron and Metal Company'nin Operasyon Başkanı Ken Schutt, hurda fiyatlarının neden nihai mamul fiyatlarıyla aynı ölçüde yükselmediğini açıkladı. Schutt, hangi kalite ve ürünlerin karşılaştırıldığına, hangi tarihsel dönemin referans alındığına ve satıcıların hurdanın mevcut durumda düşük fiyatlandırıldığı yönündeki görüşlerinin dayanağına ilişkin değerlendirmede bulundu.
Schutt, “Tarihsel açıdan bakıldığında birkaç yıl önce birinci kalite busheling hurda ile sıcak rulo sac arasındaki fiyat farkı için ideal seviye yaklaşık 400$ idi. Şimdi ise sıcak rulo sac fiyatı bu hafta 1.086$/net ton, Detroit'te birinci kalite busheling hurda fiyatı da 450$/gt seviyesinde bulunuyor. Dolayısıyla aradaki fark yaklaşık 600$'a ulaşıyor. Busheling hurdanın bugün 236$/gt daha pahalı olması gerekir mi? Bu kadar yüksek olması gerektiğinden emin değilim ancak daha yüksek fiyat almamız gerektiğine inanıyorum. Çelik üreticilerinin piyasayı baskıladığını düşünüyorum,” dedi.
Nitekim Chicago yerel piyasasında birinci kalite busheling hurda fiyatı, 2025'in Mart ayında kaydedilen müşteri teslim 480$/gt seviyesinden Haziran ayında %6,2 düşüşle müşteri teslim 450$/gt seviyesine gerilerken, 2025'in Şubat ayında kaydedilen müşteri teslim 450$/gt seviyesine kıyasla neredeyse değişmedi. Aynı dönemde ABD çıkışlı sıcak rulo sac fiyatı, Mart 2025'teki 859$/net ton seviyesinden %31 artışla 24 Haziran itibarıyla 1.124,75$/nt fabrika çıkışı seviyesine yükseldi.
ABD'de sıcak rulo sac fiyatları 2025 yılının dördüncü çeyreğinden bu yana kesintisiz yükseldi
Schutt, “Son dört ayda hurda piyasası sıcak rulo sac piyasasıyla paralel hareket etmedi. Bunun nedeni kısmen ihracat piyasası olabilir. ABD'nin Doğu Kıyısı'nda HMS hurda fiyatları yükselirken, yerel fiyatlar aynı doğrultuda hareket etmiyor. Ancak buna rağmen iki piyasa arasındaki fark önemli ölçüde daralmış durumda. Pik demir ile busheling hurda genellikle birbirine oldukça yakın seviyelerde işlem görüyor. Şu anda pik demir fiyatı 530$/mt CFR ABD seviyesinde. Bu da yaklaşık 80$/gt'luk bir fiyat farkına işaret ediyor. Bu durum busheling hurdayı pik demire kıyasla daha cazip hale getirmeye başlayacak. Daha ucuz olduğu için üreticiler kullandıkları pik demirin daha büyük bir kısmını busheling hurdayla ikame edebilir,” dedi.
ABD'nin Doğu Kıyısı HMS I kalite hurda ihracat piyasasına bakıldığında Philadelphia limanındaki HMS I kalite hurda fiyatı 2025 yılı Mart ayından bu yana %15 artarak ihracat sahasına teslim 270-280$/gt aralığına yükseldi. Öte yandan Haziran ayı sonu itibarıyla 530$/mt CFR New Orleans seviyesindeki pik demir fiyatı, 538,5$/gt'a dönüştürüldüğünde ve aktarma, mavna ile kara taşımacılığı maliyetleri eklendiğinde ABD'de üreticiye teslim yaklaşık 606$/gt seviyesine ulaşıyor. Bu da Chicago'da birinci kalite busheling hurda ile karşılaştırıldığında yaklaşık 156$/gt'luk bir fiyat farkına işaret ediyor. Diğer bazı pazarlarda ise bu fark biraz daha düşük. Örneğin Cleveland'da Haziran ayı itibarıyla birinci kalite busheling hurda fiyatı tüketiciye teslim 475$/gt seviyesinde yer alıyor.
Hurda sektöründeki bazı piyasa oyuncuları dikkat çekici bir trend oluştuğunu ifade ediyor. Çelik sektöründe kapasite kullanım oranlarının yüksek seyretmesine ve nihai mamul talebi canlı olmasına rağmen hurda tüketiminin kayda değer ölçüde artmadığı belirtiliyor.
Schutt konuya ilişkin olarak, “Bu kadar çok sıcak rulo sac satılırken bunun hurda talebine yansımaması dikkat çekici. Peki neden? Ben de bunun nedenini tam olarak belirleyebilmiş değilim. Detroit, Kanada ve ABD'deki meslektaşlarımla konuşup 'Siz de aynı durumu görüyor musunuz?' diye sordum. Birinci kalite hurda talebi gerçekten geri dönmedi. Geçtiğimiz yıl %20-30 oranında düştü ve o tarihten bu yana da tam anlamıyla toparlanamadı,” ifadelerini kullandı.
ABD'ye daha fazla hurda mı geliyor?
ABD gümrük verilerine göre ABD'nin hurda ithalatı 2025 yılında yıllık bazda %5,3 artarak 2024'te kaydedilen 4,75 milyon mt seviyesinden 5 milyon mt'a yükseldi. Ancak nihai mamul üretiminin de artış gösterdiği göz önüne alındığında bu artışın hurda fiyatlarındaki zayıf seyrin temel nedeni olup olmadığı tartışılıyor. 2026 yılına ilişkin tam veriler henüz açıklanmamış olsa da şu ana kadar ABD 1,84 milyon mt hurda ithal etti. Yılın geri kalanında hurda tüketiminde dönemsel dalgalanmalar yaşanması beklense de mevcut eğilim devam ederse ABD'nin 2026 sonunda yaklaşık 5,52 milyon mt hurda ithal etmesi öngörülüyor. Bu da 2025'e kıyasla %10,4, 2024'e kıyasla ise %16,2 artış anlamına geliyor. Hurda ithalatındaki yıllık artış oranları çok çarpıcı görünmese de ABD'ye giren hurda miktarının istikrarlı şekilde artmaya devam ettiği görülüyor.
Karşılaştırma yapmak gerekirse 2025 yılında ABD'nin nihai mamul üretimi yıllık %4,5 artarak 2024'te kaydedilen 85,4 milyon net tondan 89,3 milyon net tona yükseldi. Bu nedenle 2025 yılında hurda ithalatındaki artışın nihai mamul üretimindeki büyümeyle paralel olduğu ve hurda ithalatındaki yükselişin üretim artışına kıyasla orantısız olmadığı değerlendiriliyor.
Metalik hammaddelere bakış
Çelik üretiminde metalik hammaddelerin kullanımının artması da bazı piyasa oyuncuları tarafından hurda fiyatlarındaki durgunluğun olası nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Bazı kaynaklar, geçmişte çelik üretim karışımında pik demirin payı tek haneli seviyelerdeyken, bugün bu oranın yapılan süreç optimizasyonları sayesinde yaklaşık %40'a kadar çıkarıldığını belirtiyor. Ayrıca vasıflı çelik üretiminden kaynaklanan alaşım içerikleri nedeniyle hurdanın her geçen yıl daha fazla kirlenmeye başladığı, bunun da hurdanın kullanımını zorlaştırdığı ifade ediliyor. Bununla birlikte pik demir ithalatı verileri, en azından bu alanda yaşanan artışın orantısız olmadığını gösteriyor. ABD'nin pik demir ithalatı 2025 yılında, 2024'te kaydedilen 4,7 milyon mt'a kıyasla %12,7 artarak 5,3 milyon mt'a yükseldi. Ancak bu veriler doğrudan tüketimi yansıtmıyor. Ayrıca, Arkansas eyaletindeki Big River Steel tesisinde devreye alınan yeni doğrudan indirgenmiş demir tesisinin, bölgede birinci kalite hurda tüketimini nasıl etkileyeceği ise henüz netlik kazanmış değil.
Alıcıların gözünden hurda piyasası
Hurda piyasasındaki kaynaklardan sıklıkla “çelik ve hurda fiyatlarının birbirinden koptuğu” yönünde yorumlar duyuluyor. Bu konuya ilişkin olarak ABD'nin Orta Batı bölgesindeki önde gelen bir üreticinin hurda alıcısı alım yapan bir kaynak durumu kendi bakış açısından değerlendirdi.
Kaynak, “Bitmiş çelik, sıcak rulo sac, levha ya da uzun mamul fiyatları ile hurda fiyatları arasında herhangi bir bağlantı görmüyorum. Bunlar birbirinden farklı iki konu ve her şey arz-talep dengesine bağlı. Bu nedenle hurdanın değerinin altında fiyatlandırıldığını söyleyemem. Hurda piyasası temelde arz odaklıdır ve kariyerim boyunca da hep böyleydi. Şu anda piyasada yeterli miktarda arz bulunuyor. Hurda fiyatlarının bitmiş çelik fiyatlarına kıyasla mevcut seviyelerde olmasının nedeni de bu,” ifadelerini kullandı.
Kaynak, hurda fiyatlarını nihai mamul fiyatlarıyla karşılaştırmanın doğru olmadığını, geçmişte nihai mamul fiyatları düşerken hurda fiyatlarının yükseldiği dönemler yaşandığını ve bu durumun yeniden görülebileceğini belirtti. Üreticilerin kendi çelik fiyatlarındaki düşüşü gerekçe göstererek satıcılardan daha düşük hurda fiyatları talep edemeyeceğini ifade eden kaynak, hurda arzının sınırlı olması halinde üretim ve çelik fiyatları gerilese bile üreticilerin ihtiyaç duydukları hurdayı piyasa koşullarının gerektirdiği fiyatlardan almak zorunda kalacaklarını söyledi. Bununla birlikte kaynak mevcut koşullarda hurda arzının bol olduğunu dile getirdi.
ABD'de hurda arzı bu yıl kış aylarının sona ermesinden bu yana yeterli seviyede bulunuyor. Bazı kaynaklar mevsimsel bir trend olarak yaz aylarındaki sıcak havanın hurda üretimini sınırlayabileceğini belirtse de hava koşulları şu an için piyasayı etkileyen bir unsur değil. Alıcının da belirttiği üzere özellikle değirmen hurdası ve eski hurda arzı daha fazla. Birinci kalite hurda akışının nispeten daha yavaşlaması da son dönemde fiyatların yükselmesine katkı sağladı. Nitekim Temmuz ayı hurda alım dönemi için genel piyasanın yatay seyretmesi, busheling fiyatlarının ise 10-20$/gt artması bekleniyor. Bazı piyasa oyuncuları kesme kalite hurda fiyatlarında hafif bir düşüş yaşanabileceğini de savunuyor.
Hurda piyasasında sıklıkla gündeme gelen diğer bir konu ise hem alıcıların hem de satıcıların uzun vadeli ilişkilerini koruma ihtiyacı. Bazı piyasa oyuncuları kısa vadede taviz verilmesinin zaman zaman uzun vadeli ve verimli bir iş birliği açısından daha faydalı olduğu konusunda hemfikir. Bununla birlikte alıcı bu yaklaşım dikkate alınsa bile üreticilerin haklı nedenlerle gizli tutulan bağlantılarda prim vermekten çekinebildiğini belirtti.
“Üreticilerle çalışan bir alıcı olarak uzun yıllara dayanan deneyimimden hareketle birçok alıcı adına konuştuğumu düşünüyorum. Alıcılar büyük hurda işleyicileriyle yapılan bazı bağlantılarda prim vermekten çekiniyor çünkü bu bağlantının gizli kalmayacağını ve fiyatın piyasaya yayılacağını biliyorlar. Örneğin yerel bir satıcıdan 100 ton hurda alırken bu satıcı, büyük oyunculardan birinin 20$ daha yüksek fiyat aldığını duyabiliyor. Ardından 'Neden onlara daha yüksek fiyat ödüyorsunuz?' diye soruyor ve durum giderek büyüyerek tüm piyasaya yayılıyor. Bu nedenle artık neden gizli bağlantılar yapalım? Ben herkese 'Fiyatım bu' demeyi tercih ediyorum,” şeklinde konuşan kaynak hurda görüşmelerindeki karmaşık dinamikleri değerlendirdi.
İleriye dönük görünüm: ABD çelik sektörünü destekleyen vergiler yürürlükte kalacak mı?
İthalat vergilerinin yürürlükte kalıp kalmayacağı yanıtlanması daha kolay olan soru. Trump yönetimi şimdiye kadar geri adım atacağına dair herhangi bir işaret vermezken, aksine söz konusu önlemlere bağlılığını daha da güçlendirdi. 2 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan kararnameyle ithal çeliğe uygulanan vergilerin yalnızca ürünün metal içeriği üzerinden değil, gümrük değerinin tamamı üzerinden hesaplanması kararlaştırılırken, 1 Haziran'da yayımlanan diğer bir kararnameyle vergilerin kapsamı ve kapsanan ürünler daha ayrıntılı hale getirildi. Ayrıca 232. Madde önlemleri, Uluslararası Acil Ekonomik Güçler Yasası (IEEPA) kapsamında uygulanan daha geniş kapsamlı vergilere kıyasla daha sağlam bir hukuki zemine dayanıyor. Bununla birlikte 232. Madde vergilerindeki bazı muafiyet hükümleri 31 Aralık 2027 tarihinde sona erecek şekilde düzenlenmiş olup bu durum piyasa koşullarındaki değişikliklere bağlı olarak vergi oranlarının artırılmasına veya düşürülmesine imkân tanımayı amaçlıyor.
Daha zor olan soru ise Trump'ın görevden ayrılmasının ardından ne olacağı. Geçmiş uygulamalar, vergilerin kaldırılmasından ziyade kalıcı hale geleceğine işaret ediyor. İlk olarak 2018 yılında uygulamaya getirilen çelik vergileri Trump'ın ilk başkanlık döneminin sona ermesinin ardından da yürürlükte kalmıştı. Ticari koruma önlemlerine verilen destek tek bir siyasi partiyle sınırlı olmadığından Biden yönetimi de söz konusu vergileri büyük ölçüde korudu. ABD Kongresi Çelik Grubu'nun uzun süredir iki partinin de desteğini alması, Birleşik Çelik İşçileri Sendikası'nın koruma önlemlerinin sürdürülmesini desteklemesi ve Leveling the Playing Field Act 2.0 gibi iki partili yasa teklifleri yönetim değişse bile ticari yaptırımlara yönelik isteğin devam edeceğine işaret ediyor. Söz konusu koruma önlemleri çelik üreticilerinin büyüme yatırımlarına milyarlarca dolar ayırabileceği güvenli bir ortam oluşturdu. Şirketler vergilerin geçici olduğunu düşünseydi bu ölçekte yatırımlar yapılmazdı.
Daha yakın vadede ise 2026'nın Temmuz ayında gerçekleştirilecek ABD-Meksika-Kanada Anlaşması (USMCA) incelemesi öne çıkıyor. Anlaşmanın doğrudan 16 yıllık bir dönem için yenilenmesi yerine her yıl yeniden değerlendirilecek şekilde düzenlenmesi beklenirken, inceleme sonucunda çelik vergilerinde herhangi bir gevşemeye gidilmesi ihtimali oldukça düşük görülüyor. Gelecekte göreve gelecek herhangi bir başkan, Trump'ın vergileri genişletmek için kullandığı yetkilere sahip olacak. Ancak mevcut durumda vergiler yalnızca bir yönetimin denemesi olmaktan çıkarak ABD ticaret politikasının yerleşik bir unsuru haline gelmiş görünüyor. Bununla birlikte sektörün uzun vadeli sağlığı yalnızca vergilere değil, nihai olarak talebe, enerji maliyetlerine ve küresel kapasite fazlasına bağlı olacak.
