Assofermet Başkanı: Distribütörler riskleri göze alarak arz devamlılığını ithalat yoluyla sağladı

Çarşamba, 13 Ekim 2021 16:39:24 (GMT+3)   |   Brescia
       

Geçtiğimiz yıl, çelik ve diğer malzemelerde yaşanan arz sıkıntısı, Avrupa çelik sektörünün toparlanmasının önündeki başlıca engellerden biri oldu. Söz konusu durum, Avrupa Birliği’nin, çelik ithalatına uygulanan koruma önlemlerini, Temmuz ayından itibaren üç yıl daha uzatma kararı almasıyla daha da kötüleşti. İtalyan hurda, hammadde ve çelik ürünleri distribütörleri birliği Assofermet, uzun bir süredir AB koruma önlemlerinde değişikliğe gidilmesi gerektiğinin altını çiziyor. SteelOrbis, konu hakkında Birlik Başkanı Riccardo Benso ile görüştü.

Assofermet üyelerinin bu dönemde en çok yakındığı kritik meseleler neler oldu?

Lojistik sektöründeki sıkıntılar, distribütörleri en çok etkileyen sorunlar arasında bulunuyor. Bu durum, yönetmelikteki yanlışlarla ilişkili; lojistik sektöründeki sıkıntılar büyük ölçüde, Covid-19 pandemisinin ilk dalgası akabinde Avrupa’nın ürün sıkıntısından geçtiği bir dönemde, sıkı bir şekilde uygulanan koruma önlemlerinden kaynaklandı. Üyelerimiz, distribütörlerden son kullanıcılara kadar tüm sektörde, arzın devamlı hale getirilmesi için düzen, inceleme ve çözüm talep ediyor.

Çelik üreticileri, AB koruma önlemlerinin yürürlüğe girdiği tarihten bu yana yalnızca bazı ürünlerin kotalarının dolduğunu ve bu nedenle, önlemlerin, geleneksel ithalat akışını sağlamaya yaradığını söylüyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?

Öncelikle, Assofermet olarak, AB koruma önlemlerinin ortaya çıkaracağı sıkıntıları öngören ilk kurum olduğumuzun altını çizmek istiyorum. Kimse bu konu hakkında konuşmazken, kota sisteminin, tüm sektörü olumsuz etkileyeceğini ve sıkıntılar yaratacağını söylemiştik. Sorunun, distribütörlerden ziyade müşterileri olumsuz etkileyeceğini de tahmin etmiştik. Keza, böyle olduğunu, özellikle içinde bulunduğumuz dördüncü çeyrekte de görmüş olduk. 90 günlük Ekim-Aralık kota döneminin ilk günü olan 1 Ekim tarihi itibarıyla, on ürünün kotası doldu. Bu ürünler için artık vergi ödemek zorundayız.

Temmuz ayında başlayan kota döneminde, Hindistan çıkışlı sıcak sac gibi sadece birkaç ürünün kotaları anında dolmuştu. Peki, şimdi değişen ne oldu?

Geçtiğimiz çeyrekte, bazı pozisyon kargolarının gümrükten geçmediğini unutmamak gerek. Bu kargolar gümrükten geçirilseydi vergilerin o an ödenmesi gerekecekti.

Vergilerin getirdiği ekstra maliyetler düşünüldüğünde de ithalat yapmak mantıklı oluyor mu?

Distribütörlerin ithalat yapma kararının düşük fiyatlardan kaynaklandığı teorisini Kabul etmiyorum. İkinci çeyrekte ithal alımlar yaptık, teslimatlar Eylül ayı sonundan itibaren gelmeye başladı ve fiyatlar da iç piyasa fiyatlarına paralel. Amacımız tasarruf etmekti. Yılın ilk yarısında, tamamen anlaşılabilir sebeplerden dolayı Avrupa çelik sektörü, talebe karşılık vermekte zorlandı. Koruma önlemleri, çoğu durumda distribütörleri, büyük tonajlar da dahil olmak üzere Avrupa dışından tedarikçilere bel bağlama konusunda risk almak zorunda bıraktı. Buradaki risk, önceki çeyrekte de bazı ürünler için olduğu gibi ekstra maliyetler ödemek zorunda kalmamız. Bu yüzden, amacımızın malzemeyi düşük fiyatlardan almak olmadığı aşikar. İthalat tedarik zincirinin kesintiye uğramamasını sağladı, bu yüzden de GSYİH üzerindeki etkisi dramatik olmadı. Servis merkezleri ve tüccar, oldukça ilginç bir rol oynadı: tampon görevi görerek, kendileri risk alıp tedarike devam ettiler. Buna rağmen, ekstra maliyetler ödediler ve artık sistemin düzeltilmesi gerektiği gerçeğini onlar da inkar edemiyor.

Ne gibi değişiklikler yapılmasını önerirsiniz?

AB’nin koruma önlemlerinde ne gibi değişiklikler yapılması gerektiğini konusunda detaya girmeyeceğim. Halihazırda bazı kurumlara tekliflerimizi ilettik. Ancak, önümüzdeki yıllarda önemli adımlar atması beklenen çelik üreticilerinin zararına olmayan ciddi, sağduyulu ve dikkatli diyaloglara kesinlikle açığız. Hepimiz Avrupa çelik sektörünün desteğe ihtiyacı olacağının farkındayız ancak bu destek sadece çelik üreticilerine yönelik olmamalı. Arzın devam edeceğini garanti altına almamız ve Avrupa menşeli ürünlerin yetersiz olduğunu kabul etmemiz lazım. Sistem, nihai kullanıcıya ekstra maliyetler çıkarmadan, diğer kaynaklardan tedariki mümkün kılmalı.


Son Tarihli İlgili Haberler

İtalya’da inşaat demiri fiyatları yüksek üretim maliyetleri sayesinde güçlendi

Acciaierie d'Italia kısa bir süre faaliyet durdurdu, işçi birlikleri açıklama bekliyor

İtalya’nın ham çelik üretimi Eylül ayında %28,3 arttı

AB piyasasında sıcak sac fiyatları daha da düştü

İtalya’da inşaat demiri fiyatları daha da düştü