ABD ticaret politikası: Yeni dönem, yeni hamleler

Pazartesi, 14 Nisan 2025 12:03:03 (GMT+3)   |   İstanbul

Trade Resources Yönetici Ortağı Bülent Hacıoğlu, ABD'nin yeni vergiler ve etkileri ile ilgili görüşlerini paylaştı. 

Donald Trump, başkan seçildiği her iki seçim döneminde de ticaret ve göç politikalarını kampanyalarının tam merkezine koymuştu. Öyle ki, tarihsel olarak Cumhuriyetçilere göre çok daha korumacı politikalar izleyen Demokrat Parti’nin önde gelenleri ve ilk seçimdeki başkan adayı Hillary Clinton, Trump’a karşı serbest ticareti savunur bir konumda kalmıştı.

Trump, 2017 yılında Başkanlık görevini devraldığında neredeyse ayağının tozuyla çelik ve alüminyum için ulusal güvenlik gerekçesiyle “Section 232” soruşturmalarını başlattı. “Section 232” mevzuatını arşivlerin tozlu raflarından bulup çıkaran ve uygulamaya koyan Trump’ın Ticaret Politikası mimarı ise yıllarca U.S. Steel’in ticaret soruşturmalarında avukatlığını yapmış ve ABD Ticaret Temsilcisi (USTR) olarak görevlendirdiği Robert Lighthizer idi. Lighthizer, daha önce Başkan George W. Bush döneminde yapılan “hatayı” tekrarlamayarak uygulayacağı önlemleri Dünya Ticaret Örgütü (WTO) sistemi dışına çıkararak gerekçesini ulusal güvenlik, hukuki dayanağını ise “Section 232” mevzuatı olarak belirledi. Ne de olsa George W. Bush’un 2001 yılında çelik için yürürlüğe aldığı “Section 201,” yani “safeguard” önlemi, yalnızca 1,5 yıl içinde WTO tarafından bozularak kaldırılmıştı.

Trump’ın ilk dönem uyguladığı ticaret önlemleri ve ek vergilerin başarılı olduğu söylenebilir. Nitekim, Demokratlarla birçok konuda çatışma yaşanırken Section 232 ve diğer ticaret önlemleri ile ek vergiler konusunda Demokratlar Trump’ı sonuna kadar destekledi. O kadar ki, Section 232 soruşturması sürerken Trump, önlemlerin açıklanması konusunda yavaş kalmakla suçlanarak birtakım politik atamaları tehdit amacıyla Demokratlar tarafından bloke edildi. Keza, 2021 yılında Biden başkanlığı devraldığında Section 232 ve Çin’e karşı alınan diğer vergileri geri almadı, sadece AB, Japonya ve İngiltere gibi bazı ülkelere muafiyetler tanıdı.

Trump, yeni başkanlık döneminde de ticaret politikasını belki ilk döneminden de daha fazla ön plana çıkardı. İlk dönemindeki görece ekonomik başarı ve seçimde aldığı ezici oy farkının verdiği güç ve cesaretle, ikinci döneminde çok sert ve cüretkâr birçok tehdit dile getirdi ve bir kısmını da uygulamaya aldı. Kanada, Meksika, AB gibi birçok dost ve müttefik ülke de bu tehdit ve uygulamalardan nasibini aldı. USTR makamında yine bir eski avukat, Jamieson Greer oturuyor ama Lighthizer’in ortaya koyduğu görece ölçülü ve planlı aksiyonları bu sefer görmüyoruz. Nitekim, yürürlüğe konup ertesi gün kaldırılan vergiler ile incelemesi ve karar süreci devam eden onlarca planlanan yeni aksiyon, piyasa aktörlerinde son derece rahatsızlık yaratmış durumda ve karar almayı oldukça güçleştiriyor. Ek vergilerin doğrudan fiyatlara, bazı durumlarda 2021’deki ani enflasyonist baskının acı hatıralarıyla birlikte, olması gerekenden de fazla yansıdığı görülüyor.

Bu politikaların bir başka boyutu ise Trump’ın “stick” olarak kullandığı aksiyonların, ticaret ortağı ülkeler üzerindeki etkisi. ABD’nin ekonomik gücü ve birçok ülkenin—hem döngüsel hem de yapısal olarak—görece zayıflığı göz önüne alındığında, bu araçlar kısa vadede ABD için kazanç vaat ediyor. Buradaki temel soru, bu kazanımların derhal mi gerçekleşeceği yoksa diğer ülkelerin direnmeyi deneyip başarısız olmasından sonra mı ortaya çıkacağı. Daha uzun vadede ise, ticaret önlemlerinin ve ek vergilerin “tekrarlanan bir oyuna” dönüşmesi durumunda ABD’nin beklediği sonuçlar elde edilemeyebilir. ABD ne kadar fazla önleme başvurursa, diğer ülkelerin ekonomik ve finansal bağımlılıklarını azaltma ve böylece tarihte ABD’nin lehine hizmet eden uluslararası ekonomik düzenin terk edilmesini hızlandırma yönündeki çabaları da o kadar artabilir. Başka bir deyişle, ticaretin “silah hâline getirilmesi” ABD’ye kısa vadeli kazançlar sağlasa da bu durum uzun süre devam ederse, ABD’nin küresel ekonomideki merkezi konumunu zedeleyerek diğer ülkeleri ABD’yi devre dışı bırakan alternatif sistemler aramaya itebilir.

DemetKazdal
Demet Kazdal
Editör

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Demir çelik sektöründe 15 yıldır profesyonel içerik üreticiliği ve editörlük yapmaktayım. SteelOrbis bünyesinde İçerik Departmanı Müdürü olarak görev almaktayım. Başta Türkiye piyasası olmak üzere küresel pazar dinamiklerini yakından takip ederek sektörel haber ve raporlar hazırlıyorum.


Benzer Haber ve Analizler

Ticaret Bakanı Pekcan çelik sektörü temsilcileriyle bir araya geldi

28 Ağu | Çelik Haberler

ÇİB: Türk çelik sektörü AB’den muafiyet istiyor

30 Mar | Çelik Haberler

Bölgesel belirsizlik artarken, Körfez ithal sıcak rulo sac piyasası durgunluğunu koruyor

22 Tem | Yassı Ürünler ve Slab

Tayland Çin'den ithal tele yönelik antidamping vergilerinin kapsamını genişletti

22 Tem | Çelik Haberler

Çin çıkışlı kütük teklifleri hammadde fiyatlarındaki gerilemeyle hafifçe düştü

22 Tem | Uzun Ürünler ve Kütük

Tüketim zayıf kalsa da Türkiye'de kütük talebi inşaat demiri için hedeflenen artışlardan destek bulabilir

22 Tem | Uzun Ürünler ve Kütük

Hindistan'da bazı ithal hurda teklifleri yükselirken, yalnızca küçük tonajlı sınırlı sayıda satışta fiyatlar değişmedi

22 Tem | Hurda ve Hammadde

Çin'de yerel hurda fiyatları arzın azalmasıyla bir miktar yükseldi

22 Tem | Hurda ve Hammadde

SSAB'nin mali sonuçları 2026'nın ilk yarısında yüksek fiyatlar ve sevkiyatlar sayesinde arttı

22 Tem | Çelik Haberler

Husilerin deniz ablukası Suudi Arabistan'ın çelik ticaretini ve Körfez bölgesindeki tedarik zincirlerini tehdit ediyor

22 Tem | Çelik Haberler





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis