24 Mart Salı günü İstanbul Marriott Hotel Asia’da, SteelOrbis iş birliğiyle düzenlenen Eurometal Çelik Günü & YİSAD Yassı Çelik Konferansı konuşmacılarından EUROMETAL Başkanı Alexander Julius yaptığı sunumda AB’nin yeni ticaret önlemleri ve Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) Avrupa’da çelik fiyatlarını yukarı yönlü etkileyeceğini belirtti.
Julius’a göre 30 Haziran 2026’da sona erecek mevcut koruma önlemlerinin ardından 1 Temmuz 2026 itibarıyla devreye girecek yeni düzenlemeler arzı ciddi şekilde kısıtlayacak. İthalat kotalarının yarıya indirilmesiyle piyasada tek taraflı bir arz açığı oluşması bekleniyor.
Yüksek vergiler ticaret için ciddi engel oluşturuyor
Julius, kota aşımı durumunda uygulanan %50 oranındaki verginin piyasa oyuncuları tarafından kabul görmeyeceğini vurguladı. Kotaların dolmasının ardından Türkiye dahil AB’ye çelik ihraç eden ülkelerin söz konusu yüksek vergiyi ödemek zorunda kalacağını belirten Julius, bu maliyetin ne kabul edilebildiğini ne de müşterilere kolaylıkla yansıtılabildiğini ifade etti.
Çeyreklik kota sistemi nedeniyle ithalatçıların dönemin başında dahi vergiyle karşılaşabileceğini belirten Julius, bu durumun gelecekteki ticari ilişkiler açısından kritik bir sorun oluşturduğunu dile getirdi.
SKDM maliyetleri değer zinciri boyunca artırıyor
Julius, ticaret önlemlerine ek olarak SKDM’nin de Avrupa’da çelik fiyatlarını halihazırda artırdığını ifade etti. Mekanizmanın yalnızca üreticiler için değil ithalatçılar ve son kullanıcılar için de maliyetleri artırdığını belirten Julius, karbon maliyetlerinin tüm değer zinciri boyunca yansıtıldığını söyledi. Ayrıca emisyon hesaplama metodolojileri ve düzenleyici tanımlara ilişkin belirsizliklerin piyasa oyuncuları için ek zorluklar yarattığını vurguladı.
Çelik bazlı ürün ithalatı rekabeti zorluyor
Julius, AB’ye yönelik çelik içeren nihai ürün ithalatındaki artışa da dikkat çekti. Bu ürünlerin çoğu aynı vergi, karbon maliyeti veya koruma önlemlerine tabi olmadığından Avrupa’daki üreticilerin rekabet gücünü zayıflattığı ifade edildi. Şirketlerin üretimi AB dışına kaydırarak daha sonra nihai ürünleri yeniden ithal etme eğilimi gösterdiği belirtilirken, otomotiv sektörünün bu ithalatın yaklaşık %40’ını oluşturduğu kaydedildi.
Türk ihracatçılar belirsizlikle karşı karşıya
Julius, Türk ihracatçılar açısından AB pazarındaki belirsizliğin yüksek seviyede olduğunu ifade etti. Kota sınırlamaları ve %50 vergi riski nedeniyle AB’li alıcıların temkinli davrandığını belirten Julius, Türkiye’de Güney Kore ve Tayvan’da uygulanana benzer şekilde AB kota seviyeleriyle uyumlu bir ihracat lisans sistemi oluşturulmasının ticareti dengeleyebileceğini söyledi. Bu tür bir sistemin ihracatın kota seviyelerini aşmamasını sağlayarak Avrupalı alıcıların beklenmedik vergilerle karşılaşmasını önleyebileceğini ifade etti.
Küresel korumacılık ticaret baskısını artırıyor
Julius, küresel ölçekte korumacılık eğilimlerinin arttığını belirtti. ABD’nin 232. Madde vergilerini çelik içeren ürünleri kapsayacak şekilde genişlettiğini ve vergilerin %50’ye kadar çıktığını hatırlatan Julius, Kanada’nın da benzer önlemler aldığını ifade etti. Bu gelişmelerin küresel ticaret akışlarını AB pazarına yönlendirebileceği ve rekabet baskısını artırabileceği değerlendiriliyor.
Avrupa çelik piyasasında yapısal dönüşüm sürüyor
Avrupa’da servis merkezi sektörünün yıllık yaklaşık 46 milyon mt işleme kapasitesini koruduğu belirtilirken toplam kapasitenin genel olarak yatay seyrettiği dile getirildi.
Buna karşın üretimin giderek daha yüksek katma değerli ürünlere kaydığı, düşük katma değerli üretim faaliyetlerinin ise bölge dışına taşındığı gözleniyor. Sektörde konsolidasyon devam ederken büyük oyuncuların pazar paylarını artırdığı ve ileri işleme teknolojilerine yatırım yaptığı belirtiliyor.
Karbonsuzlaşma yatırımları önceliğini koruyor
Julius, yaşanan tüm zorluklara rağmen çelik değer zinciri genelinde karbonsuzlaşmanın öncelikli gündem olmaya devam ettiğine dikkat çekti. Şirketlerin emisyon azaltımı, yenilenebilir enerji kullanımı ve lojistik iyileştirmelerine yönelik yatırımlarını sürdürdüğünü, düşük karbonlu çelik ürünlerine yönelik talebin ise belirli segmentlerde devam ettiğini kaydetti.
