Bvse: SKDM, AB’nin yeşil üretimi için güçlü bir destek mi, yoksa kaçırılmış bir fırsat mı?

Salı, 25 Kasım 2025 11:24:25 (GMT+3)   |   İstanbul

Almanya Federal Hammadde ve Atık Yönetimi Birliği Yürütme Kurulu Üyesi Sebastian Will ile AB'deki karbonsuzlaşma hamlelerini konuştuk.

Almanya Federal Hammadde ve Atık Yönetimi Birliği (bvse e.V.) ve üyeleri olarak Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM), karbon nötr bir geleceğe giden yolda piyasayla uyumlu ve AB’de piyasa temelli geri dönüşümü teşvik eden temel taşlardan biri olduğunu düşünüyor ve uygulamaya alınmasını kesinlikle destekliyoruz.

SKDM, ETS2 (Emisyon Ticaret Sistemi’nin ikinci aşaması) ile birlikte birincil kaynaklara ve karbon yoğun üretim süreçlerine dayalı olan ve tüm jeopolitik gelişmelerin etkisine açık yapının dönüştürülmesi için büyük umut vadediyordu. Aynı zamanda büyük sanayi komplekslerini, verimsiz ve eskimiş süreçlerini gözden geçirmeye zorlayabilecek potansiyele sahipti. Örneğin çelik endüstrisinin büyük bir kısmı, son on yıldır çelik üretiminde en ucuz ve en yüksek karbon salımına neden olan teknolojileri kullanıyordu. Üstelik ihtiyaçlarının çok ötesinde ücretsiz karbon sertifikaları alarak bunları daha zor durumda olan sektörlere yüksek kârlarla sattılar.

SKDM, daha yüksek maliyetli yeşil üretime geçişin hem ilk kıvılcımı hem de koruyucusu olarak görülüyordu, AB pazarlarını adil olmayan ve karbon emisyonları açısından “kirli” rakiplerinden koruması bekleniyordu.

ETS2 ise bu dönüşümü, serbest emisyon sertifikalarının sayısını azaltarak ve aynı zamanda piyasa mekanizmaları yoluyla daha yeşil (yani daha az enerji ve karbon yoğun) teknolojilere yatırım yapmayı teşvik ederek destekleyecekti. Söz konusu yeşil teknolojiler çoğunlukla geri dönüştürülmüş hammaddelere dayanacaktı.

AB ve Almanya gibi oturmuş, zengin ve tüketime dayalı ekonomilerde bolca bulunan bu kaynaklar, 2022’den bu yana süregelen AB’nin stratejik özerklik çabalarının bel kemiğini oluşturacaktı. Günlük olarak tükettiğimiz ürünler aracılığıyla ithal edilen nadir elementler, stratejik metaller ve mineraller, ömürlerini tamamladıklarında geri kazanılmayı bekliyor.

Bu nedenle Almanya’da ve genel olarak AB’de geri dönüşüm sektörüne yatırım yapma isteği ve hevesi en yüksek düzeye ulaşmıştı. İleri seviye geri dönüşüm teknolojileri sektörde kullanılabilir hale gelmiş, sınıflandırma ve ayırma teknolojilerinde önemli ilerlemeler sağlanmıştı. Hem geri dönüşüm hem de ana metal üretim sektörlerinde pilot yatırımlar başlatılmıştı ancak politikacılar yine başladıkları işi bitiremedi.

Enerji, bürokrasi ve iş gücü maliyetlerinin yükselmesi, sanayi sektörünün daralmasıyla birleşince Avrupa Komisyonu, 2019 Yeşil Mutabakatı kapsamında başlatılan dönüşüm politikasına inanan ve destekleyen kesimleri yüzüstü bıraktı. Almanya’daki Salzgitter ve Saarstahl gibi çelik tesisleri erken davranan olmak isterken, sektördeki diğer aktörler sadece zaman kazanmaya oynadı. Sonuçta vergi mükellefleri ve hissedarların yeşil çelik üretim projelerine yatırdığı milyarlarca avro heba oldu.

Çok uluslu otomotiv sanayisinin de zorluklarla boğuştuğu bir dönemde AB, “parlak ve temiz bir gelecek” sözünden döndü ve ETS2’yi ertelemeyi düşünen piyasanın %90’ı için SKDM’nin katı bir şekilde uygulanmasından vazgeçti.

Bunun sonucunda müşteri geri dönüştürülmüş malzeme için ekstra ödemek yapmak istemeyince pazar potansiyeli bir anda kayboldu ve ileri ayırma ve rafinasyon teknolojilerine yapılacak yatırımlar iptal edildi. Müşterilerin maliyetli projeleri de rafa kalktı, böylece geri dönüşüm yatırımları daha da azaldı.

ETS2’yi ortadan kaldırma planlarının yanı sıra ithalat ve ihracat kısıtlamalarıyla birlikte SKDM artık geri dönüşüm endüstrisi için çözümün bir parçası olmaktan ziyade bir soruna dönüştü. Sanayi üretimi artık AB’den çıkıyor ve hayatımızı oluşturan temel bileşenleri yurt dışındaki KOBİ’lerden tedarik ediyoruz.

Her geçen gün geri dönüştürdüğümüz malzeme miktarı artıyor ancak yerel talep azalıyor. İhracat yakın gelecekte yasaklanabilir ya da en azından ciddi şekilde kısıtlanabilir. Bu gidişatın, Almanya ve AB’deki geri dönüşüm sektörü açısından nereye varacağını görmek için ekonomi dalında Nobel ödülü almaya gerek yok.

Etiketler: Avrupa Çelik Üretimi 
DemetKazdal
Demet Kazdal
Editör

Boğaziçi Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Demir çelik sektöründe 15 yıldır profesyonel içerik üreticiliği ve editörlük yapmaktayım. SteelOrbis bünyesinde İçerik Departmanı Müdürü olarak görev almaktayım. Başta Türkiye piyasası olmak üzere küresel pazar dinamiklerini yakından takip ederek sektörel haber ve raporlar hazırlıyorum.

Benzer Haber ve Analizler

Türkiye'de geçen hafta yüksek tonajda ithal kütük bağlantısı yapılırken, Çin kömür piyasası yeni teklifleri destekliyor

Çin'deki yükseliş ve sonbahara yönelik olumlu beklentiler Türkiye'de sıcak rulo sac fiyatlarını 5-10$/mt artırdı

EUROMETAL düzenlemedeki boşluğun AB'nin çelik yoğun imalat sektörünü tehdit ettiği uyarısında bulundu

TÇÜD: Türkiye'nin ham çelik üretimi ve ihracatı 2026'nın Ocak-Temmuz döneminde arttı, ithalat azaldı

UK Steel yerel çelik üretimini artırmak üzere sonbahar bütçesi için dört öncelik belirledi

Küresel hurda piyasasına bakış: Türkiye ithal hurda piyasası yatay seyrediyor, Asya'da ithalat fiyatları hafifçe ...

Türk üreticilerden üçü yerel hurda fiyatlarını artırma kararı aldı

Büyük üreticinin fiyat artışı Türkiye kutu profil piyasasını destekledi

TÜİK: Türkiye'nin çelik ithalatı 2026'nın Ocak-Temmuz döneminde %2,6 yükseldi

TÜİK: Türkiye'nin çelik ihracatı 2026'nın Ocak-Temmuz döneminde %3,4 arttı





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Chemorbis