Ticaret Bakanlığının, Çin ve Güney Kore’den ithal soğuk haddelenmiş yassı çelik (tavlanmamış olanlar hariç), galvaniz kaplanmış yassı çelik ve boyalı yassı çeliğe yönelik antidamping vergisi soruşturmasına ilişkin nihai bildirim raporu üzerine Soğuk Haddelenmiş, Galvanizli ve Boyalı Sac Üreticileri Derneği (SOGAD) Genel Sekreteri Asuman Gürsoy, alınan kararın yerel sektörün maruz kaldığı haksız rekabetin tespiti açısından önemli bir adım olduğunu belirtti.
SteelOrbis’in daha önce bildirdiği üzere CIF bedelin yüzdesi olarak hesaplanan damping marjları Çinli şirketler için %34,85-36, Güney Koreli şirketler için %10,48-27 aralığında yer alıyor.
Çinli şirketler için belirlenen damping marjlarının sektör açısından önemli olduğunu ifade eden Gürsoy, Güney Kore menşeli ürünler için belirlenen damping marjlarının sektör beklentilerinin altında kaldığını ve ithalat baskısını yeterince azaltmayabileceğini söyledi. 2025 yılında soğuk haddelenmiş, galvanizli ve boyalı ürünlerde Türkiye’nin toplam ithalatının yaklaşık %27’sinin Güney Kore menşeli olduğu belirtildi. Gürsoy, “Piyasadan aldığımız duyumlara göre bazı ithalatçı firmalar, Güney Kore için açıklanan oranların ticareti sınırlayıcı bir etki yaratmayacağını değerlendirmektedir. Bu nedenle ithalat planlamalarını sürdürmekte ve ticari anlaşmalarını bu çerçevede şekillendirmektedirler. Güney Koreli ihracatçıların da olası vergileri rahatlıkla karşılayabileceklerini ifade ettikleri belirtilmektedir. Bu durum, belirlenen oranların piyasa üzerindeki caydırıcılık düzeyinin sektör tarafından dikkatle izlenmesi gerektiğini göstermektedir,” ifadelerini kullandı.
Sektörün mevcut ekonomik koşullarına da değinen Gürsoy, yerel üreticilerin son dönemde ciddi bir baskı altında olduğunu belirtti ve “Soruşturma 2024 yılında başlatılmış olmasına rağmen, 2025 yılında ithalatın daha da arttığını görüyoruz. Üç ürün toplamında 2025 yılında Güney Kore’den yapılan ithalat 2024’e göre %21, Çin’den yapılan ithalat ise %32 artmıştır. Bununla birlikte sektörümüzün kârlılığı giderek düşmekte, kapasite kullanım oranlarımız da gerilemektedir. Bu tablo, sektörün antidamping başvuru döneminden bile daha zor bir süreçten geçtiğini açıkça göstermektedir,” diye ekledi.
Küresel ticaret gelişmelerine de dikkat çeken Gürsoy, “AB’de kotaların yarıya düşürülmesi, SKDM uygulaması ve ABD’deki 232. Madde gibi önlemler Çin ve Güney Kore gibi büyük ihracatçı ülkeleri alternatif pazarlara yönlendirmektedir. Bu korumacılık önlemleri sonucunda Türkiye’nin bu ülkeler için daha önemli bir alternatif pazar haline gelmesi kaçınılmazdır. Özellikle Güney Kore ile yürürlükte olan Serbest Ticaret Anlaşması nedeniyle gümrük vergisinin bulunmaması bu yönelimi daha da güçlendirmektedir,” şeklinde konuştu.
