Paris merkezli düşünce kuruluşu Institute for Climate Economics (I4CE), Avrupa Birliği’nin karbon piyasası kurallarını gevşetmeye yönelik yapılan önerilerin stratejik bir hata olacağını ifade etti.
Ekonomistler Benoît Leguet ve Jean Pisani-Ferry, Avrupa’nın endüstriyel rekabetçiliğini desteklemek, teknolojik inovasyonu hızlandırmak ve düşük emisyonlu teknolojilerde küresel liderliğini korumak için AB Emisyon Ticaret Sistemi’nin (ETS) güçlendirilmesi gerektiğini savundu.
AB karbon piyasası iklim politikasının merkezinde
ETS’nin 2005 yılından bu yana Avrupa sanayisinin emisyonlarını sınırlandırdığı dile getirildi. Sistemin bugün elektrik üretimi, enerji yoğun sektörler ve Avrupa içi havacılık dahil olmak üzere AB’nin toplam sera gazı emisyonlarının yaklaşık %40’ını kapsadığına dikkat çekildi.
Bu çerçevede şirketlerin, karbon emisyonlarına karşılık gelen emisyon tahsisatları bulundurma zorunluluğu olduğu aktarıldı. Bu tahsisatların alınıp satılabildiği ve böylece emisyonların azaltılması için ekonomik teşvik sağlayan bir karbon piyasası oluşturulduğu ifade edildi. Önceki düzenlemelerin ardından karbon fiyatının 2025 yılında yaklaşık 60-80€/mt aralığında istikrar kazandığı belirtildi.
2026’dan itibaren sistem yeni aşamaya giriyor
Karbon piyasasının, sanayi üreticilerinde endişeye yol açan yeni bir aşamaya gireceği paylaşıldı.
2026’dan itibaren iki önemli politika değişikliği yapılacağı vurgulandı. İlk olarak enerji yoğun sektörlere verilen ücretsiz tahsisatların hızlıca azaltılacağı ve 2034 yılına kadar tamamen kaldırılacağı, dolayısıyla üreticilerin karbon maliyetlerinin artacağı ifade edildi. İkinci olarak AB’nin, karbon kaçağını önlemek amacıyla Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nı (SKDM) devreye aldığı dile getirildi. Ancak mevcut SKDM çerçevesinin, Avrupalı ihracatçılar açısından rekabet sorunlarını tam olarak çözmediğinin altı çizildi.
ETS’yi zayıflatmak yerine tamamlayıcı politikalar gerekli
I4CE, bahsi geçen zorluklar nedeniyle ETS’nin etkinliğinin zayıflatılmaması gerektiğine dikkat çekti. Bunun yerine karbon piyasasının bütünlüğünü koruyan ve sanayiyi destekleyecek tamamlayıcı politikaların geliştirilmesi gerektiğini aktardı.
Önerilen çözümler arasında ETS’nin etkinliği zayıflatılmadan SKDM çerçevesinin güçlendirilmesi veya karbon kaçağını tedarik zincirleri boyunca daha etkin şekilde ele almak amacıyla mekanizmanın son kullanıcı sektörleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi yer aldı.
Elektrifikasyon ve yenilenebilir enerji rekabet avantajı yaratabilir
Bununla birlikte düşünce kuruluşu, Avrupa’nın uzun vadeli endüstriyel rekabetçiliğinin ithal fosil yakıtlara olan bağımlılığın azaltılmasına ve düşük emisyonlu teknolojilerin hızla yaygınlaştırılmasına bağlı olduğunu vurguladı.
Sanayi süreçlerinde elektrifikasyonun yaygınlaşması, yenilenebilir enerji kapasitesinin artırılması ve enerji depolama maliyetlerinin düşmesinin Avrupalı üreticilere yapısal rekabet avantajları sağlayabileceği belirtildi. Örnek olarak düşük emisyonlu elektrik üretimi ve biyokütle kaynakları sayesinde bu dönüşüm için güçlü bir konumda olan Fransa gösterildi.
ETS’nin yeni aşaması için politika öncelikleri
Analizde sistemin güçlendirilmesi ve sanayinin desteklenmesi için bazı politika öncelikleri de sıralandı. Bunlar arasında ücretsiz emisyon tahsisatlarının planlandığı şekilde kaldırılması, ETS ihale gelirlerinin sanayi karbonsuzlaşma projelerinin finansmanında kullanılması ve SKDM kapsamının genişletilmesi yer aldı.
Ekonomistler ayrıca ETS içinde karbon fiyatı tavanına karşı uyarıda bulundu. Karbon fiyatının yapay şekilde düşürülmesinin temiz teknoloji yatırımlarına yönelik teşvikleri zayıflatabileceği ve karbonsuzlaşma projelerinin ekonomik temelini sarsabileceğinin altı çizildi. Bunun yerine karbon fiyat tabanı uygulamasının sanayi için daha fazla öngörülebilirlik sağlayabileceği ve emisyon azaltım teşviklerini koruyabileceği kaydedildi.
