Avustralya İklim Değişikliği, Enerji, Çevre ve Su Bakanlığı tarafından hazırlanan karbon kaçağı inceleme raporunda, hükümete gelecekteki karbon kaçağı risklerini, bu risklere yönelik politika seçeneklerini ve sınırda karbon düzenlemelerini değerlendirmesi yönünde tavsiyede bulunuldu.
Rapora göre mevcut koruma önlemleri kısa ve orta vadede karbon kaçağı riskini sınırlandırmada etkili olsa da bazı sektörlerde zaman içinde ek önlemlere ihtiyaç duyulabilir. Özellikle küresel piyasada rekabet eden tesislerin emisyon azaltım oranlarının düşük tutulmasının ülkenin karbonsuzlaşma çalışmalarına olan katkıyı sınırlandırdığı dile getirildi.
Kamu finansmanı tek başına yeterli görülmüyor
Rapor, kamu yatırımlarının özellikle ihracat odaklı sektörlerde emisyon yoğunluğunu azaltmada ve karbon kaçağı risklerini sınırlandırmada yardımcı olabileceğini belirtti. Ancak bu tür desteklerin yüksek kaçak riski taşıyan emtialar için tek başına mali açıdan sürdürülebilir bir çözüm olmadığı vurgulandı.
Çimento, klinker ve kireç, hidrojen ve amonyak türevleri, demir-çelik ve cam sektörlerinin zaman içinde önemli karbon kaçağı riskleriyle karşı karşıya kalabileceği belirtilerek ek politika araçlarına ihtiyaç duyulabileceği ifade edildi.
Seçili sektörler için sınırda karbon düzenlemesi önerisi
Raporda, yüksek karbon kaçağı riski taşıyan ve mevcut koruma önlemleri kapsamında yer alan bazı emtialar için sınırda karbon düzenlemesinin uygun olabileceği kaydedildi. Uygulamanın kademeli şekilde devreye alınabileceği ve ilgili emtia için sınırda karbon düzenlemesi tam olarak yürürlüğe girdiğinde küresel piyasada rekabet eden tesislere uygulanan düşük emisyon azaltım oranlarının kaldırılabileceği belirtildi.
Buna karşılık ihracat iadelerini içeren bir modelin emisyon azaltım hedefleriyle çelişebileceği ve uluslararası ticaret hukuku açısından sorun yaratabileceği gerekçesiyle önerilmediği ifade edildi.
Çimento sektörü ilk aday olarak öne çıkıyor
Sektörel uygulama açısından hem karbon kaçağı riski yüksek hem de idari açıdan daha basit yapıya sahip emtialar ile başlanması önerildi. Bu kapsamda çimento ve klinker uygulamanın ilk kez denenebileceği sektör olarak öne çıktı.
Kireç, hidrojen, amonyak ve türevleri, demir-çelik ve cam sektörlerinin de kapsama dahil edilmesi olası sektörler arasında yer aldığı aktarıldı. Ancak bu sektörlerin tedarik zincirlerinin daha karmaşık olması ve koruma önlemlerinin kapsamına kısmen girmesi nedeniyle uygulama öncesinde ek hazırlık gerekeceği belirtildi.
Tasarım mevcut koruma önlemlerine paralel olmalı
Raporda, sınırda karbon düzenlemesinin tasarımının mevcut koruma önlemlerinin temel unsurlarını yansıtması gerektiği söylendi. Verginin, belirlenen referans seviyelerin üzerindeki Kapsam 1 emisyonlarına uygulanacağı ve ülke dışında ödenmiş karbon fiyatı ile Avustralya’daki referans karbon fiyatı arasındaki fark dikkate alınarak hesaplanacağı aktarıldı. Ayrıca ölçüm, raporlama ve doğrulama kurallarının uluslararası standartlarla uyumlu olması ve idari yüklerin en aza indirilmesi gerektiği vurgulandı.
Makroekonomik etkilerin sınırlı kalması bekleniyor
Rapora göre sınırda karbon düzenlemesinin makroekonomik açıdan belirgin bir olumsuz etkisinin olması beklenmiyor. Nihai mamul fiyatlarına yansıyacak maliyet artışlarının, toplam ürün fiyatlarıyla kıyaslandığında düşük kalacağı öngörülüyor.
Son olarak zorunlu ürün emisyon standartlarının karbon kaçağı risklerini azaltmada etkili bir araç olmayacağının, çok taraflı girişimlerin ise destekleyici rol oynayabileceğinin ancak kısa ve orta vadede ulusal politika adımlarının yerini alamayacağının da altı çizildi.
