Yametaş Yassı Metal Mamulleri Genel Müdürü Mehmet Ali Fincan ile 2025 yılı değerlendirmesi ve 2026 yılı beklentileri üzerine sohbet ettik.
Bütün meslektaşlarıma bereketli ve güzel bir yıl dileklerimle girizgâh yapmak isterim.
2025 yılı, çelik sektörü için "fırtınaya karşı direnç" yılı olurken; 2026 yılı, bu fırtınanın dindiği ancak kuralların yeniden yazıldığı bir toparlanma dönemi olmaya aday görünüyor.
Görüş ve değerlendirmelerimi şu ana başlıklar halinde özetleyebilirim:
2025 yılı değerlendirmesi: Dip arayışı ve ticaret savaşları
2025 yılı, çelik sektörü için beklentilerin altında, oldukça zorlayıcı bir yıl olarak geride kaldı. Piyasamızı bu dönemde şekillendiren temel dinamikler şunlar oldu:
- Çin etkisi ve arz fazlası: Çin'deki emlak krizinin derinleşmesi, iç tüketimi düşürürken Çinli üreticileri agresif ihracata yöneltti. Bu durum, küresel çelik fiyatlarını baskılayarak diğer bölgelerdeki üreticilerin marjlarını daralttı.
- Küresel talepte durgunluk: Özellikle gelişmiş ülkelerdeki büyüme oranlarının düşük devam etmesi, inşaat ve otomotiv gibi çelik yoğun sektörlerdeki talebi baskıladı. 2025 yılı, dünya genelinde çelik tüketiminin neredeyse yerinde saydığı (yıllık yaklaşık %0-0,5 değişim) bir yıl oldu.
- Korumacılık önlemleri: Birçok ülke, ucuz ithalata karşı antidamping soruşturmaları ve ek vergilerle yerli üreticisini koruma yoluna gitti. Ticaret önlemleri küresel çelik akışını daha parçalı bir yapıya dönüştürdü.
- Avrupa’da "dip"ten dönüş ve SKDM etkisi: Avrupa çelik piyasasının 2025'te gördüğü dip seviyeden sonra 2026'da net bir toparlanma yaşaması bekleniyor. Ancak 2026, Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) mali yükümlülüklerinin daha somut hissedileceği bir yıl olacak. Bu durum, "yeşil çelik" üreten ve karbon ayak izi düşük olan üreticiler (özellikle Türkiye gibi ark ocağı kapasitesi yüksek ülkeler) için bir fırsat yaratabilir.
- Hindistan ve gelişmekte olan pazarlar: Çin'in büyüme hızı yavaşlarken, Hindistan'ın 2026'da da çelik talebinin ana motoru olması bekleniyor. Altyapı yatırımları ve hızlı şehirleşme ile Hindistan, küresel üretim ve tüketim dengesinde ağırlığını artıracak. Diğer gelişmekte olan ülkelerde, ertelenmiş talebin tekrar gün ışığına çıkma ihtimali güçlendi.
- Faiz indirimlerinin gecikmeli etkisi: 2025'in son çeyreğinde başlayan veya ivme kazanan küresel faiz indirim döngüsünün, 2026'da inşaat, beyaz eşya ve otomotiv sektörlerine can suyu olması bekleniyor. Bu da nihai mamul talebini doğrudan yukarı çekecektir.
- Hammadde ve enerji maliyetleri: Enerji maliyetlerindeki normalleşme eğilimi devam etse de yeşil dönüşüm yatırımları (elektrikli ark ocaklarına geçiş, hidrojen kullanımı) şirketlerin sermaye harcamalarını yüksek tutacak.
2026 yılı beklentileri: Ilımlı toparlanma ve yeşil dönüşüm
2026 yılına dair projeksiyonlar, "temkinli bir iyimserlik" içeriyor. Dünya Çelik Birliği 2026'da küresel talebin yaklaşık %1,3 bandında bir artış göstermesini bekliyor.
Özetle; 2026 yılı, çelik sektöründe "hacimli büyümeden ziyade, katma değerli ve düşük karbonlu üretim" rekabetinin kızışacağı bir yıl olacak. Türkiye özelinde ise Avrupa pazarındaki kota düzenlemeleri ve SKDM uyumu, ihracat performansımızı belirleyen en kritik iki unsur olarak masada kalmaya devam edecek.
