Mert Çelik: Vasıflı çelikte dışa bağımlılığı azaltmak kapasiteyle değil proses kabiliyetiyle mümkün

Çarşamba, 18 Mart 2026 11:30:14 (GMT+3)   |   İstanbul

Mert Çelik Yönetim Kurulu Üyesi Mert Öztaş ile vasıflı çelik sektöründeki son gelişmeleri ve önümüzdeki döneme ilişkin beklentileri konuştuk.

Faaliyetleriniz ve ürün gamınız hakkında bilgi alabilir miyiz?

Faaliyetlerimizin merkezinde, vasıflı çelikte müşterilerimizin üretim süreçlerine entegre olabilen, çözüm odaklı bir tedarikçi anlayışı yer alıyor. Vasıflı çelik odaklı entegre bir çelik servis merkezi olarak tüm alaşımlı çelik kalitelerinde distribütörlük, temsilcilik ve bayilik faaliyetleri yürütüyoruz. Yüksek stok kapasitesi, kalite çeşitliliği, toptan satış, kesme ve ısıl işlem koordinasyonu hizmetleri sunuyoruz.

Bunların yanı sıra bünyemizdeki parlak çelik üretim tesisimizde özel kesit, dar tolerans ve yüksek yüzey kaliteli soğuk çekme, kabuk soyma ve taşlama prosesleriyle otomotiv ve makine imalatı başta olmak üzere otomotiv ve otomotiv yan sanayi, makine imalatı, kalıp–takım imalatı, enerji ekipmanları ve savunma sanayi gibi birçok stratejik sektöre katma değerli çelikler üretiyoruz. 

Ürün gamımız, yüksek spesifikasyon gerektiren sektörlerin ihtiyaçları doğrultusunda şekilleniyor. Bu alanlarda yalnızca ürün tedariki değil, termin güvenilirliği, izlenebilirlik, parti bazlı kalite sürekliliği ve dijitalleşmiş süreçlerle müşterilerimizin tedarik zincirine değer katan bir iş ortağı olmayı hedefliyoruz.

İkinci nesil olarak sürece dâhil olmamızla birlikte; operasyonel verimlilik, yeşil ve dijital dönüşüm, ihracat odaklı büyüme ve katma değerli ürünlere geçiş konularını daha sistematik, ölçülebilir ve uzun vadeli bir perspektifle ele almaya odaklanıyoruz.

Vasıflı çelik sektöründe talep ve fiyat trendleri açısından mevcut koşulları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sektörde, maalesef iki yıldır talep tarafında dalgalı bir seyir var. Otomotiv ve savunma sanayi kulvarı tarafında görece istikrar varken, genel imalat sanayinde temkinli bir durgunluk var. Dalgalanma daha çok müşteri tarafında satın alma davranışı “stokla yakalanmama, temkinli alım” ile “yüksek fiyata yakalanma riski” arasında gidip geliyor. Özetle sektörde talep, global ekonomik görünüm ve ana sanayi kollarındaki yatırım iştahına bağlı olarak oldukça seçici bir seyir izliyor

Fiyatlar ise hammadde maliyetleri, enerji ve finansman koşullarına bağlı olarak baskı altında ve kısa vadeli hareket ediyor. Fiyatlar, yurt içinde enerji ve finansman maliyetlerindeki oynaklıktan çok fazla etkileniyor.

Globalleşmenin geri plana atıldığı, tarife savaşları ile korumacılığın en üst seviyede olduğu ve yerelde büyümenin önem arz ettiği bir dönemdeyiz.

Dolayısıyla bu ortamda sürdürülebilir rekabet, ölçekten ziyade verimlilik ve katma değer üretme kabiliyetiyle mümkün hale geliyor.

Biz bu ortamda fiyatı yorumlarken tek bir göstergeye değil, sipariş akışı, terminler, kalite ve menşei alternatifleri, enerji görünümü gibi sinyallerin toplamına bakıyoruz. Bu yüzden rakamsal tahmin vermektense, operasyonu esnek tutan, müşteriye süreklilik sağlayan bir yaklaşımın daha doğru olduğunu düşünüyorum. 

Hangi vasıflı çelik gruplaranda hala dışa bağımlıyız ve bu bağımlılığı azaltmak için hangi yatırımlar kritik öneme sahip?

Ülkemizde, bazı segmentlerde dışa bağımlılık hala çok belirgin, özellikle yüksek alaşımlı çelik kalitelerinde, mikro alaşımlı kalite çelik gruplarında, yüksek saflık gerektiren çelik kalitelerinde, proses disiplininin çok sıkı olduğu paslanmaz çelik gibi gruplarda dışa bağımlılık devam ediyor. 

Bu bağımlılığı azaltmak için kritik olan kapasite değil, proses kabiliyeti yüksek yatırımların yapılması. Nitelikli çelik üretimine yönelik ergitme, vakum, ikincil metalurji seviyesinden başlayıp hassas haddeleme, ısıl işlem, yüzey kalitesi, ölçüsel stabilite, NDT sertifikasyon ve dijital izlenebilirliğe kadar uzanan bir ekosistem gerekiyor. 

Biz de kendi ölçeğimizde, daha yüksek katma değerli ürünleri destekleyecek şekilde hareket ediyoruz. Tüm süreçlerimizde, kalite altyapısını geliştirmeye ve dijital süreçlere yatırım odağımızı artırıyoruz.

İhracat piyasalarında rekabeti nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rekabet oldukça yüksek. Avrupa ve Asya menşeli üreticiler fiyat ve kapasite avantajı sunuyor. Ama Türk firmaları ise, esneklik, hızlı termin, teknik destek ve müşteri odaklı çözümlerle rekabet gücünü koruyor. 

Bir yandan küresel ölçekte korumacılığın artması (kotalar, antidamping süreçleri, ek vergiler) ihracatçının esnekliğini sınırlıyor. Bu ortamda sürdürülebilir strateji; tek pazara bağımlı kalmadan ürün-müşteri-pazar çeşitlendirmesi ve katma değerli segmentlere ilerlemek gerekiyor.

İhracatta rekabet artık “fiyat rekabeti” olmaktan çıkıp “uyum ve güven” rekabetine döndü. Avrupa’da alıcılar; kalite ve termin kadar, karbon verisi, tedarik zinciri şeffaflığı ve mevzuata uyumu da satın alma kriteri yapıyor. Bu yüzden rekabet gücünü artırmanın yolu; ürün standardını korurken, karbonsuzlaşma, dijitalleşme, izlenebilirlik eksenini güçlendirmekten geçiyor.

Dünya genelindeki jeopolitik gelişmeler ticarette ne gibi değişikliklere sebep oluyor?

Jeopolitik riskler tedarik zincirlerini kısaltıyor, bölgeselleşmeyi artırıyor. Lojistik maliyetleri ve teslim süreleri öne çıkarken, güvenilir tedarikçi kavramı fiyatın önüne geçebiliyor. Jeopolitik gelişmeler, küresel ticarette tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı bir dönemi beraberinde getiriyor. Bölgeselleşme eğilimi artarken, güvenilirlik, izlenebilirlik ve tedarik sürekliliği ticari kararların merkezine yerleşiyor.

Yakın coğrafyadan tedarik daha değerli hale geliyor. Bu, Türkiye gibi üretim kabiliyeti yüksek ülkeler için fırsat yaratıyor. Ticaret bariyerleri ve uyum maliyetleri dönemsel değil, yapısal bir gerçek. 

Bu yeni düzende, biz rekabet avantajını sadece fiyatla değil, stabil kalite, mevzuat uyumu ve hızlı adaptasyonla yakalayacağımıza inanıyoruz.

Mevcut ekonomik şartlar faaliyetlerinizi nasıl etkiliyor?

Ekonomik şartların en belirgin etkisi, finansmana ulaşım, finansmanın maliyeti, kur baskısı ve işletme sermayesi yönetimi üzerinde oluyor. 

2026 yılı önceliğimiz, “Sermaye Disiplini” 

Stokları, doğru ürün–doğru hız yaklaşımıyla yönetmek, müşteri taleplerinde öngörülebilirliği artıracak planlama ve sözleşmeli satış düzeni kurmak, operasyonel verimlilik, nakit akışı yönetimi ve katma değerli ürünlere odaklanarak ekonomik şartların üzerimizdeki baskısını azaltmayı hedefliyoruz.

Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması vasıflı çelik ihracatını nasıl etkileyecek? Karbonsuzlaşma yol haritanızda neler var?

Avrupa pazarına çalışan üreticiler için durum netleşti, karbon verisi artık “raporlama” değil, ticari bir parametre. Tedarikçinin ölçümü, doğrulaması ve izlenebilirliği yoksa, fiyat rekabetinden bağımsız olarak pazar erişim riski oluşuyor. Bu sebeple karbon ayak izi düşük, izlenebilir üretim artık bir tercih değil zorunluluk. 

Bu kapsamda enerji verimliliği yatırımları, yenilenebilir enerji kullanımı, dijital karbon izleme sistemleri ve düşük karbonlu tedarik zinciri oluşturma çalışmalarını yol haritamızın merkezine aldık.

Bizim yaklaşımımız, ölçülebilir ve sürdürülebilir adımlar, enerji verimliliği ve proses optimizasyonu. Tedarik zinciriyle birlikte iyileştirme izlenebilirlik ve veri altyapısını, müşterinin talep ettiği karbon ve izleme metriklerini standartlaştırmayı, lojistik optimizasyonu hassasiyetle çalışıyoruz.

Vasıflı çelik sektörü 2025 yılını nasıl geçirdi, 2026 yılından beklentileriniz neler?

2025 yılı temkinli, maliyet ve finansman baskılarının öne çıktığı bir yıl oldu. 2025’i sektör açısından; talebin dönemsel olarak sık sık değiştiği, maliyet ve ticaret bariyerlerinin daha belirleyici olduğu, müşterinin daha seçici davrandığı bir yıl olarak yaşadık.

2026 yılında korumacılık, kota, vergi savaşları ve SKDM gibi mekanizmalar pazar erişimini belirleyecek. Yeşil ve dijital dönüşüm, karbon şeffaflığı, izlenebilirlik, enerji verimliliği rekabetin yeni standardı olacak.

Stratejik sektörlerin büyümesi, savunma sanayii ve yüksek teknoloji üretiminin ivmesi, vasıflı çeliğe “yüksek kalite” tarafında daha güçlü bir talep getirecek. 

Sektörde kalite imajı ile ilk sırada olan firmamız, 2026 yılında da ürün hazırlama, üretim-işleme kabiliyetlerimiz, devam ettirdiğimiz dijital süreçlerimiz ve sürdürülebilirlik adımlarımızla fark yaratmaya devam edeceğiz. Verimli ve iyi bir yıl olmasını dilerim.


Benzer Haber ve Analizler

Ramazan Bayram’ı öncesi Türkiye hurda piyasası sessizliğe gömüldü

19 Mar | Hurda ve Hammadde

Borusan Boru Bursa’daki üretim hattını yenileyecek, yüzey temizleme hattı kuracak

19 Mar | Çelik Haberler

Türkiye’de yassı çelik spot fiyatları talebin zayıf kalmasına rağmen tatil öncesinde yükselişini sürdürüyor

18 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Ekinciler Danieli’den kütük kaynak makinesi kurulumu için sipariş verdi

17 Mar | Çelik Haberler

Hasçelik: Yeni çelikhane yatırımımızla uluslararası rekabette daha güçlü bir konuma geçmeyi, iç pazarda ise nitelikli ...

17 Mar | Röportaj

Türkiye’de sıcak rulo sac fiyatları savaş kaynaklı beklentilerle yeniden yükseldi, talep zayıf kalmaya devam ediyor

16 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Türkiye’de ithal ve yerel levha fiyatları son bir ayda belirgin şekilde yükseldi

13 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Küresel hurda piyasasına bakış: Türkiye ve Asya’da teklifler yükseldi, çoğu oyuncu yeni bağlantılar için gelecek ...

13 Mar | Hurda ve Hammadde

Türkiye’de sıcak rulo sac fiyatları yükselmeye devam ediyor, ithalatçılar kısa teslim süreli tekliflere yöneliyor

13 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Türkiye’de ithal kütük fiyatları yükselmeye devam ediyor, Asya çıkışlı malzemeye ilgi sınırlı

13 Mar | Uzun Ürünler ve Kütük





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis