Galva Metal: Yeşil çelik ÇSM’ler için ticari ve operasyonel bir dönüşüm anlamına da geliyor

Cuma, 27 Mart 2026 14:35:05 (GMT+3)   |   İstanbul

Galva Metal Yönetim Kurulu Başkanı Tolga Kısacıkoğlu ile çelik servis merkezlerinin sektördeki yerini konuştuk. 

Çelik servis merkezleri üretici ile nihai tüketici arasında nasıl bir stratejik rol üstleniyor?

Çelik servis merkezleri, üretici ile nihai tüketici arasında yalnızca bir “aracı” değil; tedarik zincirinin verimliliğini, hızını ve sürdürülebilirliğini yöneten stratejik bir çözüm ortağı konumundadır. Öncelikle biz Galva Metal olarak büyük tonajlı üretim yapan entegre tesisler ile daha küçük ve esnek alım yapan sanayiciler arasındaki ölçek farkını dengeliyoruz. Sadece stok tutmuyoruz; katma değerli işlem yapıyoruz. Dilme, boy kesme, paketleme, kalite kontrol ve lojistik planlama gibi operasyonlarla ürünü müşterinin üretim hattına doğrudan girecek hale getiriyoruz. Bu da nihai tüketici açısından hem operasyonel verimlilik hem de maliyet avantajı sağlıyor. Özetle çelik servis merkezleri tedarik zincirinin tampon mekanizmasıdır. Üretim ile tüketim arasındaki zaman, miktar ve ürün spesifikasyonu farklarını yönetir; finansal ve operasyonel riskleri dengeler. Günümüz koşullarında bu rol, klasik ticaret fonksiyonunun çok ötesine geçmiş, stratejik bir çözüm ortaklığına dönüşmüştür.

İç piyasada talep ve rekabet ne durumda?

İç piyasada talep, 2026’nın ilk döneminde hâlâ temkinli ve kırılgan bir seyir izliyor. Sanayi üretimindeki yavaşlama, yüksek finansman maliyetleri ve işletmelerin stoklu çalışmaktan kaçınması, yassı çelik tarafında siparişlerin daha kısa vadeli ve düşük tonajlı gelmesine neden oluyor. Özellikle otomotiv yan sanayi, beyaz eşya ve genel imalat sektöründe kapasite kullanım oranlarının geçmiş yıllara kıyasla daha düşük olduğunu gözlemliyoruz. 

Fiyatlardaki gidişatı nasıl yorumluyorsunuz?

Yılın ilk bölümünde iç talep hâlâ zayıf. Sanayi üretimindeki yavaşlama, yüksek finansman maliyetleri ve firmaların düşük stokla çalışma eğilimi fiyatlar üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturuyor. Bu nedenle kısa vadede güçlü bir fiyat artışından söz etmek zor görünüyor. Öte yandan maliyet tarafı fiyatların sert şekilde gerilemesini de engelliyor. Hurda, enerji ve finansman giderleri üretici açısından hâlâ önemli bir yük. Talep zayıf olduğu için bu maliyet artışlarının tamamı satış fiyatlarına yansıtılamasa da belli bir taban oluşmuş durumda.

Küresel tarafta ise korumacılık politikaları ve Çin’in ihracat stratejisi belirleyici olmaya devam edecek. İhracat pazarlarında yaşanan kısıtlamalar dönem dönem arzın iç piyasaya yönelmesine ve fiyat baskısına yol açabiliyor.

Genel çerçevede 2026’da ani sıçramalardan ziyade, talep ve maliyet dinamiklerine bağlı olarak dönemsel aşağı–yukarı hareketlerin görüldüğü, dengelenme arayışında bir piyasa bekliyoruz.

Bir ÇSM olarak sac alımlarınızda nelere dikkat ediyorsunuz? Fiyat dışında hangi kriterler öne çıkıyor?

Sac alımlarında fiyat önemli olmakla birlikte tek başına belirleyici değil. Kalite sürekliliği, mekanik değerlerin tutarlılığı, yüzey ve kaplama standartları bizim için kritik; çünkü ürünü doğrudan müşterinin üretim hattına girecek şekilde işliyoruz. Bu nedenle hata payı düşük ve istikrarlı üretim yapan tedarikçilerle çalışmak önceliğimiz.

Bununla birlikte özellikle talebin zayıf ve finansman maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde ödeme koşulları büyük önem taşıyor. Esnek vade yapıları, finansal enstrüman çeşitliliği ve karşılıklı güvene dayalı ticari modeller, risk yönetimimizi doğrudan etkiliyor. Bugünün piyasa koşullarında güçlü iş birliği; sadece fiyatla değil, kalite, termin disiplini ve ödeme esnekliğiyle birlikte anlam kazanıyor.

AB’nin kotaları devam ediyor, hatta önümüzdeki dönemde kota tonajları daha da düşecek. Diğer yandan ABD, vergileri tekrar %50’ye çıkardı. Bu korumacılık dalgası genel olarak piyasayı nasıl etkiliyor?

Koruma önlemlerinin artması, ihracat kanallarını daralttığı için üreticileri ve ticaret firmalarını alternatif pazarlara yönelmeye zorluyor. Avrupa Birliği kotalarının sıkılaşması ve Amerika Birleşik Devletleri’nin yüksek vergi politikası, özellikle yassı mamulde önemli tonajların geleneksel pazarlara girememesi anlamına geliyor. Bu da Orta Doğu, Kuzey Afrika ve benzeri bölgelere daha yoğun bir rekabete yönelim yaratıyor.

Ancak her pazarın absorbe kapasitesi sınırlı. Alternatif pazarlara yönelen arz arttıkça fiyat rekabeti sertleşiyor ve marjlar daralıyor. İhracatın önünün kesildiği dönemlerde ise bu tonajların bir kısmı iç piyasaya dönüyor. İç talebin zaten zayıf olduğu bir ortamda artan arz, fiyatlar üzerinde ciddi baskı oluşturuyor ve piyasa dengesini bozabiliyor.

Bir çelik servis merkezi olarak bu tabloyu hem risk hem de dikkatle yönetilmesi gereken bir süreç olarak görüyoruz. Artan iç arz kısa vadede fiyat avantajı yaratıyor gibi görünse de sürdürülebilir olmayan fiyat seviyeleri uzun vadede üretim tarafında kapasite düşüşlerine ve tedarik istikrarsızlığına yol açabilir.

Yeşil çelik kavramı ÇSM’ler için ne gibi değişimler getiriyor? 

Yeşil çelik kavramı, çelik servis merkezleri için yalnızca çevresel bir başlık değil; aynı zamanda ticari ve operasyonel bir dönüşüm anlamına geliyor. Müşteriler artık sadece fiyat ve kalite değil, ürünün karbon ayak izini de sorguluyor. Bu da ÇSM’lerin tedarikçi seçiminden stok yönetimine, izlenebilirlik altyapısından raporlamaya kadar birçok alanda yeni sorumluluklar üstlenmesini gerektiriyor.

Ancak burada en kritik konu, SKDM (Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması) sürecindeki belirsizlik. Avrupa Birliği tarafından yürürlüğe alınan SKDM kapsamında raporlama dönemi başlamış olsa da karbon maliyetinin nasıl fiyatlanacağı, hangi emisyon değerlerinin esas alınacağı ve geçiş sürecindeki uygulama detayları hâlâ netleşmiş değil. Bu belirsizlik hem üreticiler hem de servis merkezleri açısından fiyatlama ve uzun vadeli sözleşme yönetiminde ciddi soru işaretleri yaratıyor.

ÇSM’ler arada konumlanan yapılar olduğu için üreticiden gelen karbon maliyetini, son müşteriye nasıl ve ne ölçüde yansıtacağını öngörmek zorunda. Ancak mevzuatın nihai çerçevesi netleşmeden sağlıklı bir maliyet projeksiyonu yapmak oldukça güç. 

Sizce sektörün en acil çözmesi gereken yapısal problem nedir?

Bize göre sektörün en acil yapısal sorunu, ihracatın çeşitli kotalar ve koruma önlemleriyle daralırken ithalatın hâlâ yüksek seviyelerde seyretmesi sonucu oluşan dengesizliktir.

Başta Avrupa Birliği olmak üzere birçok pazarda uygulanan kota ve ticaret kısıtlamaları, Türk çelik üreticilerinin ihracat kabiliyetini ciddi şekilde sınırlıyor. Üretici ihracatta zorlanırken, iç piyasada talep de zayıf seyrediyor. Buna rağmen ithalatın özellikle belirli ürün gruplarında güçlü şekilde devam etmesi, iç piyasada arz fazlası ve fiyat baskısı yaratıyor.

Bu tablo yerli üreticiyi çift yönlü sıkıştırıyor: Dışarıda pazar kaybı, içeride yoğun fiyat rekabeti. Sürdürülebilir olmayan fiyat seviyeleri ise kârlılığı aşındırıyor, yatırım iştahını azaltıyor ve uzun vadede kapasite kullanım oranlarını olumsuz etkiliyor.

Çelik servis merkezleri olarak bizler de bu dengesizliği doğrudan hissediyoruz. Sağlıklı bir piyasa için ihracat kanallarının daha öngörülebilir hale gelmesi ve ithalatın adil rekabet koşulları çerçevesinde dengelenmesi gerekiyor. Aksi takdirde sektör, sürekli baskı altında çalışan ve uzun vadeli planlama yapmakta zorlanan bir yapıya mahkûm kalacaktır.


Benzer Haber ve Analizler

Tolga Kısacıkoğlu: Galvaniz ve boyalı sacda Türkiye’nin en büyük ÇSM’si olma yolunda adım adım ilerliyoruz

05 Eyl | Röportaj

Türkiye’de sıcak rulo sac fiyatları güçlü hurda ve sınırlı rekabet nedeniyle yüksek seyrediyor

30 Mar | Yassı Ürünler ve Slab

Türkiye’de yerel inşaat demiri fiyatları artan maliyetler ve savaş kaynaklı riskler nedeniyle yükseldi

30 Mar | Uzun Ürünler ve Kütük

Çin’de yerel uzun mamul fiyatlarının düşmesi talebi biraz destekledi

30 Mar | Uzun Ürünler ve Kütük

Günlük demir cevheri fiyatları CFR Çin - 30 Mart 2026

30 Mar | Hurda ve Hammadde

Çin’de yerel ticari profil fiyatları yukarı eğilimli yatay, yakın vadede canlı sezondan destek bekleniyor

30 Mar | Uzun Ürünler ve Kütük

Bayık Grup: Mevcut koşullarda büyümeden ziyade sağlıklı bilanço yönetimi ve risk minimizasyonu öncelikli strateji ...

30 Mar | Röportaj

Tokyo Steel küresel piyasadaki yukarı yönlü hareket doğrultusunda hurda alım fiyatlarını yeniden artırdı

30 Mar | Hurda ve Hammadde

Tokyo Körfezi çıkışlı FAS bazındaki hurda fiyatları yatay seyretti

30 Mar | Hurda ve Hammadde

Çin yerel piyasalarında silikomangan fiyatları - 14. Hafta, 2026

30 Mar | Hurda ve Hammadde





iLab Ventures
Kariyer.net  -  Sigortam.net  -  Arabam.com  -  Cimri  -  Emlakjet  -  Endeksa  -  HangiKredi  -  Neredekal.com  -  Chemorbis